Kaydet
a- | +A

Venezuela Devlet Başkanı ve eşi, 3 Ocak 2026 gecesi hoyrat bir şekilde malum emperyalist haksızlığa maruz kaldılar. 303 milyar varil petrol rezervine sahip Venezuela’ya sömürgeci zihniyetin, hangi niyetlerle bakacağının delilidir.

Bolca yer altı nadir elementler varlığı, Maduro’nun Filistin’e şifahi destek vermesi gibi durumlar bir yana dünyada bir numara olan bu petrol zenginliği, sömürgecileri, Venezuela’ya çekmek için kâfi sebeptir…

Amerikalıların Başkan Maduro ile eşini ülkelerinden kaçırmasından sonra "dünya liderleri, bu çirkinliğe dair ne diyecekler?" suali gündeme oturdu. En ziyâde duyulan cümle şuydu:

-Taraflara itidal tavsiye ediyoruz…

Bu yavan ve cesaretsiz söz, işitenlere acı bir tebessüm ettirmekten öte hiçbir değere sahip değildi…

Türkiye’de ilk mert çıkış MHP Genel Başkanı Sn. Devlet Bahçeli’den geldi. Ortada bir “15 Temmuz Modeli” olduğuna dikkat çekti. Ardından da Bernard Shaw’ın sözünü hatırlattı. İrlandalı yazar şöyle demişti:

-Kan kokusu almış bir köpek balığından daha tehlikelisi petrol kokusu almış emperyalistlerdir!..

Cumhur İttifakı’nın iki liderinden biri, gözünü budaktan sözünü dudaktan esirgemeden söylenmesi gerekeni demişti. Kamuoyu, şimdi, "Cumhurbaşkanı, ne söyleyecek?" diye merak ediyordu…

Recep Tayyip Erdoğan, üçüncü defa Cumhurbaşkanı seçilince 5 Haziran 2023 akşamı daha başka bir kısım yabancı devlet adamları gibi Nicolas Maduro da Külliye’deydi. Hatta o akşam biz, Sn. Maduro ile birlikte fotoğraf çektirmiştik. Instagram sayfamızda görülebilir…

Venezuela Devlet Başkanı, Türkiye Devlet Başkanını tebrik için 11 bin km’den kalkıp gelmişti. Bu kadirşinaslığı gösteren insan, şimdi eşiyle birlikte çok ağır bir haksızlığa mâruz kalmıştı. Hem söz konusu tebrik ziyaretinden ve hem de 15 Temmuz 2016-3 Ocak 2026 benzerliğinden dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söyleyeceklerini biz de bekliyorduk...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6 Ocak 2026 Çarşamba günü partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuya dair konuştu:

-Biz, Türkiye Cumhuriyeti olarak bağımsız bir devlet olan Venezuela halkının da Sn. Maduro’nun da yanındayız! Sn. Trump ile yaptığımız telefon görüşmesinde de hassasiyetimizi dile getirdik…

Cumhurbaşkanımız, bizim adımıza Gazze’ye, Suriye’ye, Somali’ye, Libya’ya, Sudan’a… ve diğer mazlum ve mağdurlara sahip çıktığı gibi Venezuela’ya da sahip çıkmıştı. Bu bir macera tavrı değil, diplomatik kararlılıkla sahip çıkmaydı. Eşitlerin karşılıklı duruşlarıydı:

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan, Cihan Padişahı Kanuni Sultan Süleyman Han’ın "Fransa vilayetinin valisi Françesko’yu" tartakladığı o haysiyetli mektuptan ilham aldığında şüphe olmayan konuşmasında muhatabı Trump’a şu anlamda seslendiği aşikârdır:

-Siz, bu yaptığınızı kendinize yakıştırıyor musunuz? Bir Devlet Başkanının evinden gece yarısı eşiyle birlikte kaçırılıp götürülmesinin, aşağılanmalarının makul bir izahı olabilir mi? Süper güç olmak için evvela âdil olmak gerekmez mi?

Konuşma, kelime kelime böyle olmayabilir.

Muhtevası, özü bundur.

Hatta belki daha sert kelimeler vardır…

Nitekim Cumhurbaşkanı da Batılıların petrol ihtirasına temas etti. Sn. Erdoğan da İngiliz Başvekili Winston Churchill’in o vahşi tarifine atıfta bulunmuştu. Müstemlekeci, sömürgeci zorbalık şöyle diyor:

-Bir damla petrol, bir damla kandan kıymetlidir!!!

Türkiye Devlet Başkanı, kürsüden hem Maduro’ya ve hem de Venezuela halkına sahip çıkarken 15 Temmuz 2016 gecesi ölüm tehlikesini göze alarak uçağıyla Yeşilköy’e gelmesindeki cesareti hatırlatıyordu…

Asla unutulmasın:

-Korkaklıkla liderlik aynı bedende barınamaz!..

Lider, korku nedir bilmez:

Tarihçi Ömer Lütfi Barkan, tarihçi Abdullah Tahsin Yılmaz Öztuna, "ilk 10 Osmanlı Sultanı, korku hissine yabancılardı" diyorlar.

Görüşümüz odur ki bu 10 liderin estirdiği adaletli Türk rüzgârı, Devleti, 6 buçuk asır devam ettirdi…

Peki!

Bu korkusuzluğun kaynağı kimdir, kimlerdir?

Bütün Müslümanların en büyük zaferi Bedir Harbidir!

O gün imkânsızlıklar içindeki 313 kahraman Sahabi, başlarında Şanlı Peygamber -aleyhisselam- olduğu hâlde 3 bin kişilik düşman ordusunu darmadağın ettiler…

Malazgirt Fethi’nin de, Muhteşem Süleyman’ın mektubundaki ihtişamın da mayası, Bedir Harbi’ndeki Î’la-yı Kelimetullah aşkıdır.

.....

Bir sonraki yazımızda LATİN AMERİKA’DA TÜRK DİASPORASI’nı değerlendirme niyetindeyiz.

Rahim Er'in önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR