Bülent Ecevit, CHP genel sekreteriyken girdiği mücadelede İsmet İnönü’yü partiden istifa etmek zorunda bırakarak 14 Mayıs 1972’de genel başkanlığa seçildi.
Genel sekreter iken 6 oktan gayrı bir şey bilmeyen Tek Parti Zihniyetinde "ortanın solu" diye bir söylem başlattı. Bu söz, iç kaynamalara ve Güven Partisi ve Cumhuriyetçi Parti diye bölünmelere yol açtı.
Ecevit, genel başkan olduktan sonra da "ortanın solu" dediyse de zaman zaman "demokratik sol" demeye başladı. Bu söz, bir zaman sonra da "sosyal demokrat" sloganıyla becayiş yaptı. O kadar ki 1996/97’lerde CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, TGRT’de Entelektüel Boyut programımızda bir akşam konuğumuz iken kendisine şunu sormuştuk:
-Sayın Baykal, partinizde ‘ortanın solu’ dendi, ‘sosyal demokrat’ dendi, ‘demokratik sol’ deniyor... Bunların birbirinden farkı nedir?
Cevabı aynen şu oldu:
-Hepsi palavra!..
Bu programın videosu arşivimizde olduğu gibi Deniz Baykal hayatta iken bu malumatı hem yazmış ve hem de ekranlarda konuşmuştuk.
Dahası da var:
O akşamki programımızdan bir zaman sonra Ankara’ya işimiz düştü. CHP Genel Merkezinde Deniz Baykal’ı ziyaret ettim. Odasında baş başa çay içerken Deniz Bey, bir taraftan anlatıyordu. Öyle şeylerden bahsetti ki arkasındaki duvarda asılı olan CHP 6 Ok’unu göstererek şunu diyemeden duramadım:
-Sn. Baykal; sizin bu anlattıklarınıza göre arkanızdaki şu 6 Ok, müzelik eşya!
İtiraz etmedi. Bu ziyaretle konuşmamızı da kendisi hayatta iken yazmış ve ekranlarda konuşmuştum.
Sağlıklı yorum için bu partiye dair kuruluşundan 14 Mayıs 1950 Hezimetine ve 27 Mayıs’ın örtülü destekçisi olmasına dek her şey bilinmelidir. Sözünü ettiğimiz ortanın solu, sosyal demokrat ve demokratik sol gibi siyasi dalgalanmalardan haberdar olmak da lâzımdır. Keza Deniz Baykal gibi bir genel başkanın, partisinin “amentü”ye rakip olarak Müslüman Türk’ün hayatına dâhil edilmeye çalışılan 6 Ok dayatmasına inanmadığı bilinmelidir. Aksi hâlde Kemal Kılıçdaroğlu-Özgür Özel kavgasıyla CHP iç çatışmasını anlamak mümkün olmaz.
Ecevit’in CHP genel başkanlık hikâyesine devam edebiliriz:
Bülent Ecevit, partiyi hatta Türkiye’yi de tapulu mülkü gibi gören mütekait asker İsmet İnönü’yü devirdikten sonra bu defa önceki sloganların yerine o güne kadar işitilmedik bir sözü siyaset sahnesine sürdü:
-Yeni CHP!
Söz, eski CHP’ye reddiye idi. Ecevit, kitleleri sürüklüyordu. Sade vatandaş kendisine "Karaoğlan!" lakabını takmıştı. Terör ve anarşinin Türkiye’yi sardığı günlerdi. Dağlara taşlara "Karaoğlan!" yazılıyordu. 14 Ekim 1973’te yapılan genel seçimleri Ecevit’in başında olduğu "Yeni CHP" yüzde 33,30 oyla birinci parti olarak kazandı. CHP tarihinde ilkti. 1974’te başında Sn. Necmeddin Erbakan’ın olduğu MSP ile ortak bir şekilde 37. Hükûmeti kurdular. Bu Hükûmet, 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs Harekâtı’nı yaptı…
12 Eylül 1980 Cunta Darbesiyle bütün siyasi partiler kapatıldı. Genel başkanlarının hürriyetlerine el kondu. Bülent Ecevit de Zincirbozan’a gönderildi. 1996/97’de Sn. Ecevit’i de Entelektüel Boyut Programında konuk ettik. Şimdi yazacağımız malumatı da Sn. Ecevit, hayatta iken daha evvel hem sütunumuzda ve hem de ekranda paylaşmıştık. O gün ekran arkası sohbetimizde kendisine şunu sorduk:
-Sn. Ecevit, darbe yapıldığında siz CHP Genel Başkanıydınız. Darbe oldu ve hapse atıldınız. Beklenen şuydu. Hapisten çıkınca tekrar partinizin başına geçecektiniz. Hâlbuki siz, hapisteyken eşiniz vasıtasıyla DSP’yi kurdurup çıkınca bunun başına geçtiniz. Niçin?
Kelimesi kelimesine şu cevabı verdi:
-CHP, kendine has bir parti; bazı şeyleri aşamadım!..
Karaoğlan, bu partide o şeyler nelerse onları aşamamış ve cesaret göstererek parti kurmuş ve yine birinci parti olarak koalisyon hükûmetinin başbakanı olmuştu.
DSP 1985’te kurulduktan sonra artık Bülent Ecevit’in CHP ile alakası kalmamıştı. Bu partiyi “Yeni CHP” yapmaya, Kemalist tutuculuktan kurtarmaya gücü yetmemişti. Ondan sonra değişik isimler genel başkan oldular. Kemal Kılıçdaroğlu, 22 Mayıs 2010’da yüksek bir delege desteğiyle CHP’ye genel başkan seçildi. Deniz Baykal gibi güçlü bir genel başkanı devirmişti…
Konuya dair kalem oynatanlar, FETÖ örgütünün türlü tezgâhlarla Deniz Baykal’ı yıpratmaları sonucu Kılıçdaroğlu’nun seçimleri kazandığını yazageldiler ve yazmaktalar.
Bir bürokrat, CHP gibi teamülüne bağlı bir partiye genel başkan olmuştu. İşi kolay değildi. Kemal Bey, Ecevit’i hatırlamış olmalı ki grup konuşmalarında vs. "Yeni CHP" demeye başladı. Bu sözü, birkaç oturumda tekrar edince partiyi tapulu mülkü gören bazı kodamanlar, öfkeyle genel başkana seslendiler:
-Yeni CHP’ni de al da git!
Kemal Beyin 4-5 Kasım 2023’teki 38. Olağan Kurultayda Ekrem İmamoğlu emanetçisi diye konuşulup yazılan Özgür Özel karşısında yerini kaybetmesi, "Yeni CHP’ni de al da git" azarlamasının tecellisi diye düşünmek mümkün.
Sn. Kılıçdaroğlu’nun 30 Mayıs 2026 Günü yaptığı konuşmada ilk sözünün “FETÖ örgütü partiyi ele geçirirken onları tanıyamadım, özür dilerim” demesi mazisine dair bir arınma isteğidir. Helal-haram kavramlarına titizliği değerlidir. “Partiyi pavyonlarda meze yaptılar” sözü, müthiştir ve unutulmayacaktır. “Partiyi kuruluş ilkelerine döndüreceğim” sözü ise talihsizliktir.
Bu noktada Özgür Özel’le buluşuyor. O da mahkemenin Mutlak Butlan kararıyla düşünce, yaptığı mitingin ardından Anıtkabir’e varmayı bir çıkış olarak gördü. Hâlbuki Bülent Ecevit, Tek Parti Zihniyetinden kurtularak ‘Yeni CHP’yi inşa etmeye çalışmış, Deniz Baykal, CHP ilkeleri 6 Ok için "palavra!" demişti.
CHP şayet yaşarsa; genel başkan kim olursa olsun zamanın gerisinde kalmamak ve taassuptan kurtulmak zorundadır.

