Türkiye, 1945’te kurulan BM’nin kurucu üyesidir. NATO’ya 1952’de dâhil olmuştur. 1955’te kurulan CENTO’nun kurucularındandır.
1960-1980 arasındaki darbe ve muhtıralar, radyo veya ekranda okunurken NATO ve CENTO’ya bağlılık dile getirilirdi. CENTO, 1979’da kendini feshetti.
NATO, 30 üyeli iken Finlandiya 2023’te, İsveç 2024’ te teşkilata kabul edildiler. Üye sayısı 32 oldu. Rusya’ya komşu Ukrayna’nın üye müracaat arzusu ise Batı tarafından menfaate dönüştürüldüğü için Ukrayna’nın başı derde girdi. Bu son iki devletin, Ankara’nın sıkı pazarlıklar sonucu rıza göstermesiyle NATO şemsiyesi altına girebildikleri unutulamaz.
AB’nin kurulması, 1951, 1957, 1993 kademelerine dayanır. Ankara, ortaklık müracaatını 1959’da tam üyelik müracaatını 1987’de adaylık müracaatını 1999’da yaptı...
1991’de SSCB dağıldıktan sonra AB, hemen bütün Balkan ve Baltık memleketlerini vakit sektirmeden üyeliğe kabul etti. Hatta Güney Kıbrıs’ı aldı. Türkiye ise 67 yıldır oyalanmaktadır!
Bu rahatsızlık verici oyalama karşısında Ankara’nın önünde iki tercih vardır: Öfkeyle kapıyı vurup gitmek veya gördüğü muameleyi bir pazarlık mevzuu olarak kullanmak.
Türk Devlet Aklı, Hariciye ve her unsuruyla binlerce yıla dayalı bir diplomatik zekâ, tahlil gücü ve mirasa sahiptir. Ankara’nın kapı vurup AB ile ilişkileri bitirmesi hiçbir dönemde beklenemez.
Türkiye’nin AB üyelik süreci daha ne kadar sürer? Bilinmez. Ne kadar olursa olsun. Neticede teşkilatın ömürlü olduğu da pek söylenemez. Hayatı, Almanya veya Fransa’nın "benden bu kadar!" demesine bağlı. Bu da er veya geç muhtemelen 10 sene içinde söylenir. Böyle bir vaziyet doğduğunda AB sıfırlanmaz. Mevcut 27 tam üye sayısı 10’a çekilebilir. Safra atılır. O zaman Türkiye, 10’lu mevcudun içinde yer alır, diye düşünüyoruz…
İstikbalde AB’yi bir yeniden yapılanma beklediği gibi NATO’yu da yeniden yapılanma bekliyor olabilir…
İkinci Cihan Harbi, I. Cihan Harbi’nin ikinci dalgasıdır. Her iki kirli dalga da dünya için felaketle sonuçlandı. BM, NATO, CENTO, AB, II. Dünya Harbi’nin galip devletlere hükümranlık ve hâkimiyet kazandırdığı haksız uygulamaların eseridir. Onun için eseri olan kurumların raf ömrü tamamlanmıştır. AB ve NATO kaçınılmaz olarak yenileneceği gibi BM de en nihâyetinde dünyanın 5’ten büyük olduğu gerçeğini kabul edecektir…
Yukarıda saydıklarımızın tamamı II. Dünya Harbi’nin Hristiyanî eksenli kuruluşlardır. Sayacaklarımızsa Türkiye Yüzyılı’nın Müslüman fikriyatlı kurumlarıdır:
TDT-Türk Devletleri Teşkilatı, Nahçıvan Andlaşmasıyla 2009’da tesis edildi. Türkiye, kurucudur. Teşkilat çatısı altında Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan devletlerimiz yer almaktadır. Kendini bîtaraf addeden Türkmenistan ile Macaristan ve KKTC gözlemci üyelerdir…
Kısaca "Mekke İttifakı" denilen Mekke Ortak Savunma Andlaşması, 7 Ağustos 2026’da Mekke-i Mükerreme’de hayat buldu. Teşkilat, aynı zamanda kurucu devletler olan Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’dan meydana gelmektedir. "Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için varız" inancını benimsemiş olan kurumun, bu hususiyeti NATO’nun 5. Maddesiyle benzeşmektedir. Yakında Mısır’ın da teşkilata üye olması bekleniyor. O’nu daha başka İslâm ülkeleri takip edebilir…
Türkiye’nin üye olduğu bir de İİT-İslam İşbirliği Teşkilatı var. Fakat yarım asırdan fazla ömre sahip olan bu teşkilat, Arap Birliği gibi tabela kuruluş olmaktan öteye geçemedi. Keza benzer yapıda Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı da mevcut. O da şu saydıklarımızın durumunda…
Türkiye ve üye devletler için ümit ve gelecek vadeden TDT ve Mekke İttifakı’dır…
TDT ve MİT, eğer layıkıyla güçlenir ve çalışırsa bundan Türkiye, teşkilat mensubu devletler ve İslam coğrafyası ve dünya barışı çok kazançlı çıkabilir.
Bugün MİT, tam varlık gösterme safhasında olsaydı;
Bölgede Husi ve başka sıkıntılar yaşanmayabilirdi.
Kendine "Ensarullah" diyen Husi örgütü, 1990 başlarında Yemen’in Saada kentinde, başlarında Hüseyn Bedrettin el Husî’nin olduğu "Mü’min Gençler Hareketi" adıyla kuruldu. Yemen’deki ekalliyet Şii Zeydî nüfusun haklarını korumak ve Selefi/Vehhabî yayılmasını önlemek maksadını taşıdığını ve İsrail, Siyonizm ve ABD’ye karşı olduklarını beyân etmektedir.
300 bin civarında milis kuvvetine sahiptir. İran tarafından verilen hatırı sayılır modern silahları var. Babülmendep Boğazı’na hâkim olabilmektedir. Asimetrik savaş tecrübesine sahiptir. Dış dünya, terör örgütü saymaktadır.
Irak ve Suriye’de tesir göstermiş olan Haşdi Şabi, Lübnan’da hayli etkili olan Hizbullah ve Yemen’deki Husiler vasıtasıyla Tahran, muhalif idare ve coğrafyalarda dolaylı şekilde muharebe yaparak Şia ideolojisini bölgeye hâkim kılma çabasındadır. Böyle bir proje, İsrail’in Nil’den Fırat’a Büyük İsrail Krallığı’nı kurmak için peşinde olduğu ‘Vadedilmiş Topraklar’ hülyasının diğer yüzüdür.
Bu itibarla TDT ve MİT yüksek değer arz ediyorlar. Türkiye için devlet projesidir. Tavsaması, zamanla tabela kuruluş hâline düşmemeleri için Ankara, âzâmi gayret göstermelidir.

