Kaydet
a- | +A

Dünya üzerindeki mutlu insan sayısı kadar, mutluluk tarifi vardır. Ve aynı şekilde, mutsuzluk için yapılan tarifler, mutsuz insanların sayısıyla eş değerdir.

-

Bir türlü mutlu olamayanlar veya mutsuz olmak için aslında hiçbir sebebi olmayanlar, anlık durumlara göre yorumlar yaparak bir sebep bulurlar kendilerine.

-

Kendi içlerine değil, dışarı bakarlar hep.

-

Ve civarda ilk yakaladıkları şüpheliyi yakalayıp tutuksuz yargılarlar.

-

Kimisi işine, kimisi eşine bağlar olayı.

-

Bazen kapalı havadır bu şüpheli, bazen arabanın ön tarafından gelen ses...

-

Hiçbir şey bulunamadığında da, "Üzerimde bir ağırlık var" der insan.

-

Bazen de, "Moralin niye bozuk?" diye soranlara, "Aslında bir şey yok, ne bileyim işte? Biraz keyifsizim" şeklinde cevaplar verir.

-

Bir yandan da neden keyifsiz olmadığını gerçekten merak eder. Hayatına bakar, yaşadıklarını inceler. Sonra da bir psikiyatrın muayenehanesinde teşhis konur...

-

Sonra da unutma ve bastırma dönemi başlar küçük haplar eşliğinde.

-

Mutsuzluğun, aslında bir tür ruh yorgunluğu hiç akıllara gelmez.

-

Dinlenmek için hiç fırsat bulamayan ruhların iniltileri arttığında, mutluluk seviyesi düşer.

-

Ruhları yoran şeyin ne olduğunu en iyi açıklayan kelime hikmettir.

-

İnsan, aklın idrak sınırlarını zorlayan şeyleri çözebilmek için hikmete ihtiyaç duyar.

-

Hikmet olmadan perdenin sadece ön tarafı görünür.

-

Zihinlerde istiflenmiş gereksiz bilgi dağlarıyla hikmetten yoksun hakikat arayışlarımız, sadece yorgunluk ve bıkkınlık meydana getirir ruhlarımızda.

-

Adına bilim denen kısa dönem buluşlara tapan(!) insanoğlu hikmetten uzaklaştıkça, depresyona yaklaşır.

-

Ve kuru bilgiyle perdenin arkasını çözme gayreti yüzünden yorgun ruhlar birikir toplumda.

-

Hazreti Ali radıyallahü anh diyor ki: "Ruhlarınızı hikmetli sözlerle dinlendirin. Çünkü bedenler yorulduğu gibi ruhlar da yorulur."

-

Bu yazıda olduğu gibi an gelir, nefesler tutulur

-

Kelimeler tükenir, bilgi kendinden utanır.

-

Ve iki cümle koskoca bir hayat olur...