Şunu net anlamalıyız: Katil İsrail’e karşı Filistin’in yanında yer almak, siyasi çıkar meselesi değildir. Mesele, bu coğrafyanın tamamının geleceğine ilişkin tercihte bulunmaktır.
İsrail ne yapmaya çalışıyor? Daha önemlisi, yapmak istediği şey katil Netanyahu giderse sona erecek türden midir?
Hayır.
ABD, katil İsrail modelini uzun zaman destekledi. Fakat artık İsrail, ABD’nin sırtında giderek ağırlaşan bir yüke dönüşüyor. İngiltere ise neredeyse İsrail’i kurma fikrinin arkasındaki en önemli aktörlerden biriyken bugün İsrail’le ciddi gerginlik yaşıyor. Biz de İngiltere ile İsrail arasındaki bu krizin nedenlerine çok daha dikkatli bakmalıyız. Zira İsrail artık onu şartsız destekleyenler için dahi bir sorun hâline geliyor.
Siyonist lobinin etkisi...
Siyonist lobinin dünyadaki gücü, kimsenin ruhu duymadan büyüdü. Dünya, II. Cihan Savaşı sonrasından itibaren giderek Siyonist lobinin etkisine girdi. Siyaset, finans ve medya üçgeni üzerinden küresel bir hâkimiyet alanı oluşturuldu; devletlerin ve hükûmetlerin dizaynında bu Siyonist lobi etkili oldu.
Hilal coğrafyasına yönelik bugüne kadar gerçekleştirilen operasyonları hafife alamayız. Devletlerin içerisindeki paralel yapılara, göreve getirilen ve parlatılan kadrolara çok daha dikkatli bakmamız gerekiyor. Zira bütün bunların altından Siyonist lobi çıkıyor.
Katil İsrail, genişlemek ve İslam coğrafyasının tümü üzerinde hâkimiyet kurmak için gayret ediyor. Bunu yaparken Türk’ü Arap’la, Kürt’ü Türk’le, Arab’ı Fars’la ve bu coğrafyadaki bütün aktörleri birbirleriyle karşı karşıya getiren bir ortamın oluşmasına çalışıyor. Dizayn edilen bu ortam ise yalnızca Siyonist lobinin ve küresel kapitalin işine yarıyor.
Hep kendi kendime şu soruları sordum:
Neden İslam ülkeleri savaşlardan kurtulamadı?.. Neden bu coğrafyalara huzur gelmedi?.. Neden gelişmelerinin önü kesildi?
Çünkü İslam’la sorunu olan yöneticiler iktidara getirildi; aptal yöneticilerin iktidar olması sağlandı.
Bu coğrafya gelişmesin, sosyolojisi altüst olsun, huzur bulamasın, savaşlardan bıkmış ve yorgun mazlum toplumlar ortaya çıksın diye bir zemin oluşturuldu.
Zira katil İsrail’in bu coğrafyada tutunabilmesi için böyle bir zemine ihtiyaç vardı.
İnsan merkezli medeniyet
Tarih başka türlüsünü de gördü. Medeniyet kurgusunu, insan merkezli ve refah odaklı medeniyetleri biz kurduk. O zaman katil İsrail denilen yapı yoktu.
Selçuklu ve Osmanlı gibi büyük bir medeniyet bakiyesinin yeniden devreye girmemesi için Türk’ün Arab’la, Arab’ın Türk’le, Türk’ün Kürt’le sorunu olmalıydı.
Bu suni sorunlarla, bu coğrafyada İslam ve Müslümanlık adına hareket eden ne varsa içi boşaltıldı. İçine İngiliz ve İsrail istihbaratı sızdı...
Bakın, bütün İslami cemaatlerin, grupların ve yapıların toplumların gözünden düşürülmesi için ellerinden gelen her şey yapıldı. İngilizlerle bağlantılı türlü isimleri tarih not etti.
Neden mi?
Çünkü başka türlü olunca bu coğrafyada İslam merkezli bir medeniyet tasavvuru yeniden devreye girecek.
Bu medeniyet tasavvuruyla birlikte hakikat arayışı başlayacak. Hakikat anlaşıldıkça insanoğlu yeni medeniyet formatını bir "doktrin" olarak kabul edecek.
Bunun adı; İslam’dır.
İsrail’i destekleyen böyle bir şeytani yapı karşısında, coğrafya insanının geliştirdiği siyaset modeli devreye girmelidir. Çünkü bugüne kadar uygulanan siyaset modellerinin çoğu yine Siyonist yapı üzerinden dizayn edilen modeller olmuştur.
Burada insanların mankurtlaşması söz konusudur.
Mankurt, olup bitenleri idrak etmez; edemez.
Zihinler uyuşturulduğunda, olup bitenleri doğru okumak mümkün değildir.
Evet, bütün bunlardan hareketle şu kanaate varıyorum: Reçete nedir? Hilal İttifakı!
Mekke İttifakı ete kemiğe bürünürken şunu da unutmamak gerekiyor: Yöneticiler önemlidir... Ufuklarının ne olduğu, geleceğe nasıl baktıkları, coğrafyanın istikbalini belirleyecek ölçüde önemlidir.
Katil İsrail değişim ve dönüşüme tabi tutulmazsa, Kafkasya’dan Türkistan’a, Akdeniz’den Afrika’ya uzanan hattı işgal etmek, bu hat üzerinde hâkimiyet kurmak ve doymadan katletmek üzerine kurulu kendince "hasta doktrinini" devreye sokmaktadır.
Bu süreçte kaybedenler!
Peki buna karşı ne yapılmalıdır?
Öncelikle, körü körüne İsrail mottosuna göre siyaset uygulayan kim varsa -Yunanistan ve Hindistan dâhil- bu süreçten kaybederek çıkacaktır.
Nedeni açıktır: İsrail’in yıkıcı politikaları, sonunda kendisi dâhil herkesi vuruyor.
Anadolu’dan Akdeniz’e, bereketli topraklardan Afrika’ya uzanan hattı anlamak için İslam medeniyetini idrak etmek hayatidir. Bunun salt inanç sistemiyle ilgisi yoktur. Aynı zamanda medeniyetlerin ayakta kalması için üretilen akılla ilgilidir.
Yani bir tarafta yıkan, yok eden; diğer tarafta ihya eden vardır.
Mesele tam da budur.
Bir tarafta işgal, parçalama, çatıştırma ve katletme üzerine kurulu bir anlayış; diğer tarafta insanı, toplumu ve medeniyeti ihya etme iddiası…
Bu coğrafyanın geleceği, hangi medeniyet tasavvurunun hâkim olacağıyla belirlenecektir. Ve bunun için artık parçalanmış Hilal coğrafyasının kendi iradesini ortaya koyması, kendi aklını üretmesi ve istikbalini, geleceğini kendisinin tayin etmesi gerekiyor.
Hilal İttifakı, tam da bu tarihî zorunluluğun adıdır.

