Kaydet
a- | +A

Türk futbol tarihinin en başarılı noktasına ulaşmanın keyfini yaşayacakken, bu başarının direksiyonunda oturan adamla yazılı ve görsel basının hiç değilse bir bölümü arasındaki savaş sert biçimde sürüyor. Bunda bir yanlışlık var. Önümüzde başarı çıtamızı daha da yükseltme fırsatı varken, hep birlikte buna motive olmamız gerekirken, ne yazık ki dikkatimizi dağıtıyoruz. Arada, Mustafa Denizli hocanın İtalya maçı sonrası yapılan makul ve makul olmayan eleştirilere tepkisi ve tepki şeklinin de

yanlış olduğu kanaatindeyim. Tabii o eleştirilerin dozunu kaçırıp Denizli hocayı futbol adına birşey bilmemekle suçlayıp, onun şahsiyetine hakaret derecesinde dil uzatmak hem yanlış, hem ayıp, hem insafsız, hem de suç!

Evvela sayın Denizli''nin eleştirilere olan tepkisini bir düşünelim. Hoca ile basının kapışması yeni değil ki. Milli Takımımız''ı finallere taşıyan

ve iki yıl süren eleme maçlarını hatırlayınız. Hocayı bir dolu maçta topa tuttuk, eleştirdik; kadroya almadığı bazı iyi ve formda futbolcular için sanki düşman kesildik. Eleştirilerin haklı olan bölümleri Denizli''ye doğru yolu gösteren fikirler oldu. Çoğumuz onunla adeta savaştık. Hiç unutmam, Mustafa hoca, İstanbul''da kapsamlı bir yemekli basın toplantısında

kendini savundu ve ilginç açıklamalar yaptı; maçları hayâlinde yüzlerce defa oynattığını söyledi. Kritik maçlar arefesindeydik; icraatını ve Milli Takım''ı yıpratmamamızı istedi. Savaş baltalarını toprağa gömdük. Düşünün, iyi olmadı mı? Bu takım Avrupa Şampiyonası finallerine Mustafa Denizli''nin büyük katkısıyla gelmedi mi? Ama sayın Denizli finaller öncesi hazırlık maçları yapmayarak hata etti.

Bu hatası sonucu İtalya karşısında yanlış onbir çıkardı. Maçtan sonra tarihimizde ilk defa seyirci

Milli Takım hocasına "Denizli dışarı" diye tezahüratta bulundu! En doğru onbiri sahaya sürseydi daha iyi bir sonuç alabilir miydik? İşte olayın anahtarı burada. Makul, mantıklı ve haklı eleştiri yapan yazılı ve görsel basının o günkü fikri sonuç üzerine düğümlenmiş değildi ki. Tertip yanlıştı. İkinci maçın tertibi daha akılcı ve mantıklıydı. Onda da ufak tefek rötuşlar lâzımdı, hoca bunları da yaptı. Yani ben dahil bu konuyu eleştirenlerin haklılığı İsveç maçında ortaya çıktı. İtalya maçının eleştirileri Türk gazete ve TV''lerinde neyse yabancı yazılı ve görsel basınında da aynı. Türk Milli Takımı''nı Avrupalılar da büyüteç altında aynı şekil ve üslupla yargıladılar. Onlar da mı sevgili Denizli''ye düşman, onlar da mı art niyetli ve basın dışı işlerin adamları? Konu İtalya''yı yenip yenmeyeceğimiz, bir beraberlik koparıp koparamayacağımız değildi. Saptırılmasın; eleştiriler takımın tertibi ve bu tertibin başarısız kalışıydı. Yalan mı? Avrupalı da böyle görüp yazdı. Denizli hoca, kendi fikri ve prensiplerinin elbet savunucusu olacaktı. Pekala madem prensip sahibiydi de ilk maçtaki o takım tertibini ikinci maçta neden eleştiriler doğrultusunda değiştirip daha verimli bir onbir buldu? Hoca inatçıdır. Değişikliği basın istedi diye yapmadı; doğru olacağı için yaptı. Yani hatalı davrandığının farkına kendi de vardı. Anlaşıldı mı?

Hocaya hakarete varan

şahsi suçlamalar kabul edilemez; insan kendi kanından, canından bir adama bunu yapmaz. Onu futbol bilgisi ve hocalık kariyerinden yoksun olmakla suçlamak da mümkün değil. Milli Takım finallere paraşütle inmedi. Geçtiği mayın tarlalarında rehberi

Mustafa Denizli''ydi. Hocaya çirkin haksızlık yapıldı.

Bir haksızlık da bu başarıda pay sahibi olan

federasyonu ve onun başkanı Haluk Ulusoy''u hiç anmamakla yapıyoruz, dikkat. Sayın Ulusoy sizi de kutluyorum.

Şimdi Cumartesi''nin hayâlini yaşıyoruz. Hoca da futbolcular da ağır eleştirilerden tedirginler ve gönüllerinden geçeni tam söyleyemiyorlar. Portekiz aynen bizim gibi oynayan bir takım. Ancak fizik gücü, nefesi sanki bizden birkaç parmak fazla. Ama

ay-yıldızlı aslanlar nefeslerinden ötesini sahaya dökemezler mi? Yarı final bir umut mu, hayâl mi? Kestiremiyorum. Oraya ulaşırsak yer yerinden oynayacak. Düşünün Türkiye, İngiltere''nin, Almanya''nın ilk 4''ünde yer alacak. Aksi olursa? Hiç üzülmeyin. İngiltere''nin, Almanya''nın da üzerinde şimdiden Avrupa''nın ilk 8''i içindeyiz; bu şeref bize yeter.