G.Saray''ın Türk futbol tarihinde bir ilki başararak UEFA Kupası şampiyonu olmasının yalnız ülkemiz sınırları içinde değil, tüm Türk dünyasında delicesine bir mutluluk rüzgârı estirdiği mâlûm. Bu coşkuya bir Türk olarak katılmamak mümkün değil.
Ayların, hatta yılların çalışması, özverisi, inancı, hırsı bu kupaya sarı-kırmızılı renklere Türkiye adını yazdırdı. Fatih Terim gibi muhteşem bir hocaya güvenen, ona yıllardır tüm yetkileri veren, bu takımın, bu futbolcuların bir araya getirilmesini sağlayan yönetimden, yatağını bile Florya Tesisleri''ne seren Terim''e, yılmadan, usanmadan koşan, koşan, koşan, sakat ayağını, kolunu sarıp sarmalayıp maça çıkan futbolcularına, yardımcı hocalardan tüm sağlık ekibine, malzemecisine kadar birçok adamın katkılarıyla oluşan bu harikulade olayın sahiplerini ne kadar kutlasak, onlara şerefler versek azdır.
Devlet, kanuna uygun olarak G.Saray adına başkan Faruk Süren''i "Şeref Madalyası" ile ödüllendirdi. "Şampiyon takımın hocası ve futbolcularının adları sokaklara, caddelere, meydanlara verilecek, heykelleri dikilecek" deniliyor; azdır bile. Ben serviste, takımın tam boy bir heykelinin G.Saray Lisesi''nin İstiklal Caddesi''ne bakan ön yüzünde duvarın birini kaldırarak, oraya konmasını düşündüğümü söyledim. Hasan Sarıçiçek itirazla, "Neden daha açıklık bir yer değil?" diye sordu. Çünkü bu takım, bu kulüp 95 yıl önce bu bilim ve irfan yuvasında doğdu. Ama daha açıklık bir yer isteniyorsa lisenin önündeki meydanda sembolik metal bir dikit var, onu kaldırıp başka yere taşıyarak bu sahaya da olur. İstenirse bir ikincisi Ali Sami Yen Stadı''nın Şeref Tribünü''nün girişine de olur. Terim de, futbolcular da sadece madalyalar, ünvanlar, şiltlerle değil, büyük para ödülleriyle de ödüllendirilmeli; yalnız dikkat edin, bu hoca ve futbolculara mükafat verilmeli. G.Saray Kulübü statü gereği UEFA''dan zaten ciddi bir para ödülü alıyor.
Başta spordan sorumlu Devlet Bakanı Fikret Ünlü olmak üzere bazı bakanlar, milletvekilleri sarı-kırmızılı takımın ülke reklamını muhteşem bir biçimde yaptığı gerekçesiyle - ki tamamıyle doğru - Türkiye''yi tanıtım fonundan, örtülü ödenekten G.Saray Kulübü''ne neredeyse 100 milyon dolara varacak ödüller teklif etmeye başladı. Ama durun biraz; yanlış yapıyorsunuz. Bu parasal ödül verme sendromu kaş yapalım derken göz çıkartacak. G.Saray''ı beklemediği biçimde paraya boğarak aynı şampiyonluklara aday olan, bunun için borç harç milyonlarca dolar yatırım yapan Beşiktaş''a, F.Bahçe''ye, Trabzonspor''a hatta G.Antepspor başta olmak üzere diğer kulüplere karşı bir haksız rekabet olayı geliştirilmiyor mu?
G.Saray Kulübü''nün bu erişilmez para potansiyeli ile yarın kuracağı kadrolara karşı Türkiye''deki rakipleri devlet gücüyle pek hafif bırakılmayacaklar mı? Devlet kasasından, "Depremzedelere yardım" adı altında toplanan paralardan Fenerli''nin, Beşiktaşlı''nın, Trabzonsporlu''nun, Antepli''nin ve daha birçok kulübün taraftarlarının cebinden çıkan vergilerden oluşan bütçeden ödenecek böyle büyük bir ödülle G.Saray''ı daha da güçlendirmeye kalkmak sarı-kırmızılı takımı Türkiye''de devlet desteğiyle yıllarca lig ve diğer kupaların şampiyonu ilân etmek demektir ki mantık, vicdan ve fair play bir yana, işin derinine inerseniz Türkiye Cumhuriyeti Anayasası''nın eşitlik ilkesine de aykırıdır. Onun için beyefendiler, G.Saray Kulübü''ne verdirmeye çalıştığımız astronomik devlet ödülü için gecikmeden frene basınız.

