Önce döküldük, sonra dövündük, dövündükten sonra da sevindik.
Bu maç gurur maçımızdı. Denizli hocanın da, futbolcularımızın da, tribündeki Avrupalı Türkler''in de, 70 milyon Türk vatandaşının da, dünyadaki Türkler''in de... Daha bitmedi; geçen gece yarısından sonra Eurosport''un e-mail''inde Euro 2000''e katılan 16 takım için mesajlar vardı. Adına bakarsanız Türkiye asıllı bir Ermeni kızımız New York''tan İngilizce olarak şöyle bir mesaj geçmişti "Yense de yenilse de Türkiye''yi seviyoruz". Anlından öpeyim seni...
Evet, Belçika karşısında önce döküldük. Sıcak havada bir de bunun sıkıntısı bastı. İlk 20 dakika bir kâbustu; topu bile zor görüyorduk. Orta sahamız var mıydı yok muydu, tatilde miydi, çimlere mi gömülmüştü hâlâ çözmüş değilim. Bir ara
baktım 40-50 yıl önce de böyle oynuyorduk: 1-9-1! Hakan önde, kalede de Rüştü, gerisi mahalle maçlarında topu kapabilmek için yarı sahasında "hababam" usulü top kovalayanlar. Ama aşkolsun Fatih, Ogün, Alpay defansta iyi dayandılar; onlara güven verici hareketleriyle Rüştü de katılınca dalga dalga gelen Belçika akınlarını dakikalar ilerledikçe yumuşattık; böylece o döküldüğümüz dakikaları atlattık. Sonra Hakan''la, Hakan''lı dövündüğümüz dakikalar başladı. Bakın okuyun: 22. dakikada Hakan''a gollük bir pas geldi, ama o ezdi, büzdü, harcadı. 27. dakikada Arif''ten nefis bir pas aldı, kaleciyle karşı karşıyayken topu De Vilde''e çarptırdı. Olacak iş değil! 33''te yine Hakan kaleye 7-8 metrede kaleden gelen pası gayet güzel indirdi. O bildiğimiz Hakan şöyle bir harmanla topu ağlara takardı. Ama o kaleye arkası dönükken yüzünün baktığı yerdeki Okan''a gollük bir pas vermeyi tercih etti; o Okan da bizim bildiğimiz Okan değildi, kaleye 10 metreden topu neredeyse taca doğru yuvarladı ve kaleci gidip meşin yuvarlağı aldı.
Arada bir de utanç tablomuz var. 36. dakikada Denizli hoca aksayan Tugay''ı aldı, Tayfur''u oyuna soktu. Tugay kaide dışı bir rezaletin aktörü olarak herkesin şaşkın bakışları arasında hocasını protesto edercesine sahayı ters taraftan terkedip gitti.
38. dakikada Arif şahane bir ara pasıyla gitti gitti cezaalanına girdi, gollük vuruşu kaleciden falso alıp ne yazık ki kornere kaçtı. Sonra bir de hakem sakatlandı, iyi mi? Evet hakem Nielsen''in kasığında lif attı, 4. hakem Avusturyalı Günter görevi üstlendi ve de öyle güzel yönetti ki...
Devre biterken güldük. Hem de içimizi boşalta boşalta güldük. İleri bir pasa koşan Hakan kaleci De Wilde''in hatalı çıkışından da faydalanarak 3 saniye içinde o bildiğimiz Hakan''ı sergileyiverdi ve endişlerimizi bir anda sevince dönüverdi.
İkinci yarıda Belçikalılar''a asıl Majino Hattı''nın nasıl olduğunu gösteririz diye düşünüyorduk, öyle de oldu ama modern futbolun icabı olarak kontratakları da eksiltmedik. Nitekim 69. dakikada şahane giden Suat muhteşem bir pasla, gol pozisyonundaki Hakan''ı görünce Belçika ikinci kez topu ağlarında gördü.
84.dakikada bir kontratağımzda Arif 3. gole giderken, kaleci De Wilde kırmızı kart görme pahasına çıkıp futbolcumuzu sakatladı. Biz Arif''i kaybettik ama, Türk futbol tarihinin en büyük sonucuna da imza attık.
Çeyrek finaldeyiz; bundan mutlusu olur mu Ya Rabbim?

