Grubumuzdaki en önemli maçımızdı. Mustafa hocanın elindeki kadrodan en iyi 11''i çıkarması şarttı. Oysa ki; sahaya sürdüğü 11 ilk 17-18 dakika tribünlerin 5''te 4''ünü dolduran Türk seyircisine coşku yerine karamsarlık, övünç yerine sıkılganlıktan başka bir şey sergilemedi. Abdullah oyun boyunca adeta buharlaştı, Sergen 15. dakikadaki gole yaklaşan şutu hariç ikinci devrenin sonlarına doğru çıkana kadar yazlık takımlardaki emekli futbol yıldızları görüntüsündeydi. Yüreğinde var, bileğinde yok. İçinden oynamak geliyor, adelesi yürümüyor. Ya Okan? Çok şey beklediğimiz bu biyonik genç bir ilk yarı boyunca sanki o tanıdığımız enerji dinamosu, oyun kurgusunun önemli bir dişlisi değildi de ikinci sınıf bir takımdan gelip deneme maçına çıkmış bir delikanlı görüntüsündeydi. Ancak attığı beraberlik golü daha sonra da ikinci yarıda hücumun iki kanadında canını dişine takarak oynayışı, ilk devredeki durgun oyununu bir nebze telafi etti.
Canlı ve defansta topa sahip olmaktan ve tek uzun pasla öndeki arkadaşlarını hücuma döndürmekten başka bir şey düşünmeyen bu dinamit gibi İtalyan defansına tek bir Hakan eski çağ kalelerinin dayanıklı kapılarını döven o dehşet koç başları gibi daldı da daldı. Ama bir başına yapacak çok şeyi de yoktu.
İtalyanlar ilk 17 dakikada devamlı, sonra da kontrataklarla çok tehlikeli hücum teşebbüslerinde karşılarında Alpay''ı buldular. Bu oyuncumuz inanılmaz bir başarı ile kalemize giden her gol yolunu kesti. İlk yarının 25-27. dakikasından sonra biraz toparlanan Milli Takımımız topun sadece 26 dakika oyunda olduğu bu bölümde rakibinden 2 dakikada fazla topa sahip olma başarısını gösterdi. Denizli ilk yarıda eksik güçle oynadığının ya bilincinde değildi, ya da manasız bir inat ediyordu. Devreye aynı 11''le çıkma ısrarını sürdürdü. Bu bize Conte''nin ayağından yediğimiz bir gole mâloldu. Abdullah dökülüyor, "Mustafa hoca inadı" sürüyordu. 57''de İtalyanlar''ın ikinci golünü önce çizgiden Ogün, sonra üst direk önledi. Orta sahamızın adeta Konya Ovası''na döndüğü bir sırada da Denizli hoca inadını sürdürüyordu.
Arada Okan''ın kafasıyla beraberlik golünü bulduk. Ama dedik ya orta saha fukaralığımız sürdü, hocanın inadı da. Bu bize bir penaltıya mâl oldu. Inzaghi''nin vuruşu penaltıyı gole çevirdi. Sayın hocamız bitime 15 dakika kala Ümit''i alıp Tugay''ı sahaya sürdü. Geminin kayalara gittiği görülürken tedbir almayanlar, tekne su almaya başladıktan sonra çare aramaya başlamışlardı. Canavar gibi Arif, büyük ümit Mustafa İzzet saha kenarında, Mustafa hoca kulübede duruyordu. Tribünlerin Arif için aşırı tepkisi, Sergen''in yerine bu oyuncunun sahaya sürülmesine yol açtı. Ama ne Arif, ne de daha sonra son dakikalarda Okan''ın yerine alınan Ergün kaybedilmiş maçı kurtarmaya çare değildi. Tribünlerin "Denizli dışarıya" çığlıkları sürerken Avrupa Kupası''nda final grubundaki ilk maçımızı da dramatik bir şekilde kaybettik.

