Türk spor yazarlığı, daha doğrusu Türkiye Spor Yazarları Derneği geçen hafta tarihinin en büyük sınavlarından birini ne yazık ki kaybetti.
İngiltere''de oynanacak Leeds United - G.Saray maçı için UEFA ve İngiliz kulübünün unutulmaz maskaralıkları üzerine maçın Türk seyircisine yasaklandığı mâlum.
Tarihe geçecek bir pişkinlikle sadece 80 Türk seyircisinin stada girmesine izin verildiğini ve başta TBMM Başkanı olmak üzere, bakanlarımız, milletvekillerimizden bir bölümünün Leeds''e gittiğini de biliyorsunuz.
Ama işin enteresan bir başka yanı, yazılı ve görsel medyadan genel yayın müdürü, yayın koordinatörü, bölüm müdürü, köşe yazarları olmak üzere bir dolu insanın kendi yayın organlarında yer alan spor yazarları varken koşa koşa İngiltere''ye gitmeleri ve Türkiye Spor Yazarları Derneği''nin, kendi kadrosundaki spor yazarlarını hafife alan, onlara güvenmeyen bu akına en azından bir bildiriyle tepki göstermeyişidir.
Beyefendiler, hanımefendiler ne oluyor? Leeds''te politik, ekonomik, askeri, adli, modaya dönük, müzik, sair güzel san''atlar konusunda bir olay mı vardı da kitle halinde oraya akın ettiniz?
Sizlerin kadrolarında maşallah bir çok spor yazarı, muhabiri meslekdaşlarımız var. Eğer yeterli değillerse yeterlileri alınız efendim. Onlara güvenmiyor musunuz?
Bu gazeteciler yıllardır mesleklerini başarıyla sürdürmediler mi?
Her çeşit spor yarışmasının öncesini, sonrasını, kulisleri, olayları, yarışmanın seyrini çok yönlü olarak haber, röportaj, inceleme, serbest köşe yazarlarıyla onların kalemlerinden senelerdir gazete sahifelerinden TV ekranlarından takip etmiyor muyuz?
Spor yazarı olayları sizin gözünüzle görmekten, sizin süzgecinizden geçirmekten, sizin kaleminiz gibi yazmaktan aciz mi?
Spor yazarları cahil mi, sizin kadar kültür sahibi değiller mi?
Büyük bir bölümü yüksek tahsilini yapmış, bir bölümü yapmakta.
En az bir yabancı dil konuşan, içlerinde hukuk, iktisat, tıp, siyasal bilgiler, basın - yayın ve bunlar gibi fakülteler bitirmiş, hatta doktora çalışması yapmış olanlar var.
Üstelik sportif yönden konunun hakimi olan bu meslekdaşlara neden ikinci, üçüncü sınıf gazeteci muamelesi yaptınız?
Ben spor yazarı kimliğimle gazeteleriniz ve TV''lerinizden birinin kadrosunda olsam, söz gelimi bir siyasi partinin genel kurulunun, bir uluslararası ekonomik toplantının, Türkiye''nin konuşulacağı Avrupa Birliği Bakanlar Kurulu çalışmalarının takibine gönderir misiniz?
Hayır!
Neden hayır?
Çünkü bu bir ihtisas ve çevre işi.
Öncesinden olayları takip etmiş olmak, başarılı bir gazetecilik çalışması için şart.
Pekala siz genel yayın müdürleri, bölüm müdürleri, köşe yazarları, sizin sportif bilgi birikiminiz, deneyiminiz ne?
Diyeceksiniz ki biz sportif yarışma ile ilgilenmedik; olayları, tırmanma eğilimindeki olayları gözlemeye gittik.
Bunları oraya gönderdiğiniz spor yazarları da en az sizin kadar yapardı.
Gazetem TÜRKİYE ile iftihar ediyorum.
Spor kadrosu içinden görevlendirdiği spor yazarlarını Leeds''e gönderdi.
Onları 1. sahifesinden anons etti, yazıları için de ön sahifeyi kullandı.
Her gazete gibi olayları ve maçı 1. sahifesinden verdi.
Ama mesela 35-38 yıl önce birlikte çalışırken beraber futbol oynadığımız şimdiki Genel Yayın Müdürümüz Kenan Akın Leeds''e gitmeyi aklından bile geçirmedi.
Bilmem anlatabiliyor muyum? Pekala, yazının başında da belirttiğim gibi bu spor yazarını ikinci sınıf gazeteciliğe iten zihniyet ve uygulamaya karşı Türkiye Spor Yazarları Derneği''nin tepkisi ne oldu?
Koskocaman bir HİÇ!
Tepki için tabii ki cesaret ister.
Yazık ki, pek yazık...

