Kaydet
a- | +A

Gerçekten de, bütün dehşetine, bütün trajik sonuçlarına rağmen Türkiye''nin gündeminde, depremin yeri mutlaka olmalı. Deprem, gündemden düşmemeli ve düşürülmemesi için elbirliğiyle gayret sarfedilmeli.

Her şeyden önce, alacağımız dersler bakımından depremin ülke gündeminde daima olması gerekiyor.

Sonra, depremzedelerin yaralarının sarılması için, depremi asla unutmamalıyız ve unutturmamalıyız

Ne var ki; depremi gündemde tutmaya çalışırken, karamsar tablolar çizmek, devleti ve hükümeti yıpratma gayretkeşliği de gösterilmemeli.

Kurulan çadırlarda, yaşanan hayatın zorluğu hatta perişanlığı tabii dile getirilmeli, ancak insaf ve iz''an ölçülerini de aşmamak lazım.

Ne yazık ki, bütün örgütlerinin katılımıyla devletin elinden gelen bu. En azından, esirgenen hiçbir şeyin varlığını kimse öne süremez. Bir yerde, eldeki çadırlar ve araçlar kullanılıyor.

Başta Kızılay olmak üzere devletin elindeki bütün imkanlar seferber edildiği halde sağlanabilen ortam, herkesi ilerisi için uyarmalı.

Demek ki, koskoca Türkiye Cumhuriyeti, böylesi bir felakete hazırlıklı olmadığı tesbitinin yanı sıra, şimdiden kolları sıvayarak, tabii afetler için alarma geçilmeli.

Başta, çağdaş, çadır ambülans jeneratör stoku olmak üzere portatif veya gezgin hastaneler, aşevleri, dikimevleri ve uzman personel, ilgili bakanlıkların elinde olmalı, Allah korusun bir afet karşısında, önceden belirlenmiş plan dahilinde koordinasyonları sağlanmalı.

Bir çırpıda akla gelen bu önlemin yanı sıra, halkın bilinçlendirilmesi de önemli yer alır.

Depremin ülkemizi perişan ettiği, binlerce vatandaşımızın can ve mal kaybına sebep olduğu gerçeği asla unutulmamalı. Artık girişilecek her türlü sosyal ve ekonomik hamle, alınması gereken dersler ışığında projelendirilmeli.

Yağmurların başlamasıyla artık çekilmez hale gelen çadır hayatı, depremzede vatandaşlarımızı çileden çıkarmamalı. Daha doğrusu, perişanlıkları oynayan depremzedeleri "tahrik" etmemeliyiz.

Onlara, "sabır" dilerken, depremi de gündemden düşürmeyerek, hükümeti yapıcı bir şekilde uyarmalıyız.

Aslında; Bayındırlık Bakanlığı, prefabrik yapılara geçiş tarihini belirlemiş ve ilan etmiş durumda. Önemli olan, bu tarihi tutturmak ve prefabrik konutların yağış ve soğuktan etkilenmemelerini sağlamak.

Bu arada, depremzedelere yapılan yardımların da hız kestiğini hatta bazı bölgelerde tamamen ortadan kalktığını üzülerek belirtelim.

Yardımların kesilmesinde, hükümetin "deprem vergisi"nde ısrar etmesinin büyük etkeni olduğu muhakkak.

Ancak, soğuk ve yağıştan çoğu çocukların üşüttükleri ve hastalandıkları haberleri sıklaşıyor.

Lütfen, elimizden gelen yardımı esirgemeyelim.

Özellikle, elektrik sobaları, battaniye, eşofman ve ilaç ihtiyacı mevcut.

Sağlık Bakanlığı''nın depremzedelere neden "grip aşısı" yaptırmadığı soruları da yöneltiliyor. Biz bu tür tıbbi müdahalelerin yapıldığını sanıyoruz. Hiç olmazsa, hastalanmamış depremzedelere çok acil "grip aşısı" mutlaka uygulanmalı.

Bir başka sorun ise, deprem bölgelerinin çoğunda okulların açılmasıyla ortaya çıkarken, bol miktarda kırtasiye malzemesine ihtiyaç duyuluyor.

Görülüyor ki, daha çok uzun süre, depremi gündemden düşürmemeliyiz ve elimizden geldiğince her türlü yardımda bulunmalıyız.