Kaydet
a- | +A

Pazar günü, evimize adetâ hapsedilerek sayıldık, çeşitli sorulara cevap verdik.

Ne var ki; "Sokak çocukları" acaba sayıldı mı? Çok merak ediyoruz. Hiç olmazsa, sayılarını bilmeliyiz. Bunu da gerçekleştirmemişsek, "yazıklar olsun" bize. Toplumumuzun çarpık bir kalıntısı olarak da kabul edilmesi gereken "sokak çocukları" aslında içimizde bir yara. Hem de acı bir yara. Geçtiğimiz hafta, bu sütunlarda yer alan "mütevazı" yazımıza büyük yankılar aldık. Hemen hemen, bütün ilgilenenler, konunun deşilmesini isterlerken, önce bireylerin sonra da kurum ve kuruluşların soruna eğilmesini arzu ediyorlar. Bu arada, bir arkadaşımız, Prof. Dr. Sevda Uluğtekin''in yayına hazırladığı "Sokak Çocukları" ile ilgili bir araştırmayı gönderme gereğini de duydu. "Sokak Çocukları Proje Geliştirme ve Uygulama Merkezi" yayınlarından olan kitapçıkta neler yok ki. Her şeyden önce, "Sokak Çocukları" ile ilgilenen böyle bir merkezin mevcudiyetinden "mutluluk" duyarak haberdar olduk. Daha kitapçığın ön sözünde bakın neler deniliyor: "Çocuk Hakları Sözleşmesi çerçevesinde çocuğun yaşam, gelişme, korunma ve katılma hakları güvence altına alınmaktadır. Ancak bazı toplumların ekonomik açmazları, göç ve kentleşme gibi sosyal olayları yoğun bir biçimde yaşamaları, çocukların haklarını ihlal eden ve yaşam kalitelerini düşüren olumsuz koşulları da beraberinde getirmiştir. "Sokak Çocukları" olgusu söz konusu olumsuz koşulların en önemli göstergelerinden biridir. Sokak çocukları olgusunu, o ülkenin genel çocuk sorunlarından ayrı düşünmeye olanak yoktur. Türkiye''de 1950''li yıllardan buyana süregelen göç ve kentleşme, büyük kentlerdeki sokak çocuklarının sayısının her geçen gün artmasına neden olmaktadır. Bu ülkenin korunması gereken çocuklarından sorumlu olan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) ise, gerek ulaşabildiği çocuk sayısı, gerekse koruma politikaları ve bakım modelleri açısından çağın gerisinde kalmıştır." Araştırmacının dediği gibi, "Sokak Çocukları" olgusunun arkasında tek bir sebep yoktur. Birbiriyle ilişkili birçok nedenin kombinasyonu bu çocukları sokağa itmektedir. Bu sebeplerden bazıları dünya çapında ortaktır." İşte bir çarpıcı tespit daha: "Aslında sokak çocukları buzdağının tepesini oluşturuyor. Sokak çocuklarının toplumdan bizlere önemli mesajlar getirdiği düşünülebilir. Onlar adeta bir ''toplumsal barometre'' gibi bizlere, toplumda bazı şeylerin iyi gitmediğini göstermektedir. Ailede, toplumsal yapıda veya ekonomide, muhtemelen her üçünde birden bozulmalar, çözülmeler, yetersizliklerin tümü ''Sokak Çocukları'' olgusunu yansıtmakta, bu olgu ile su yüzüne çıkmaktadır." Gerçekten de; sokakta yaşayan çocukların çoğu zaman, bu durumları kendi seçimleri değil. Olsa olsa, bir tercih karşısında, sokakların ortasında kendilerini bulmaktalar. "Sokak Çocukları"nın günümüzde doktriner hatta terörist baskılar altında kaldıkları gerçeğini de hiçbir zaman unutmamak gerek. Özellikle, bölücü örgüt PKK''nın "Sokak Çocukları"nı kolayca elde ettiği hatta yasadışı tehlikeli işlerde, eylemlerde kullandığı belirtiliyor. Eskiden, "Sokak Çeteleri" veya daha ilerlemiş ve gelişmiş tarzı ile mafya şeklinde karşımıza çıkan "Sokak Çocukları"nın birer potansiyel eylemci olma süreci hepimizi, bu arada en çok devleti ilgilendirmeli. Sorun, gerçekten de çok önemli. Gelecek hafta da üzerinde durmak istiyoruz. Dileriz ki bu arada; ilgililerden, "Sokak Çocukları"nın sayıma dahil edildiğine dair bilgi gelsin.