“Gazetemiz bir ay boyunca adresinize gelsin. Bir inceleyin, sonra kararınızı verirsiniz."
Dünkü hatırama bugün de devam ediyorum... “Ben aykırı fikirliyim” diyen beyefendiye gülümseyerek dedim ki:
"Öyle olsaydın bize hemen 'hayır!' demezdin. Benim bildiğim marjinal tipler kendilerine verilen kitabı alır, okur, inceler; katılır veya katılmaz ama önce öğrenmeye çalışır. Sen anlattığın anlamda marjinal filan değilsin."
İnsana gülümsemek ne kadar etkili oluyor. Bizim gülümsememize o da gülümsedi ve dedi ki:
"Aslında ben dine karşı değilim. Saygım da var. Fakat sizin fikirleriniz benim düşüncelerimle örtüşmüyor.”
Ben de: "Peki, TGRT Haber'i izliyor musunuz?" diye sordum.
"İzliyorum. Hatta iyi bir haber kanalı olarak hoşuma da gidiyor. Ama yine de kendime aykırı bulduğum için gazetenizi almak istemiyorum" dedi.
Bunun üzerine biraz önce anlattığımız gazetemizin yayın politikasını kısaca tekrar anlattım.
"55 yıldır hangi gaye ile yayın yaptığımızı dile getirmeye çalıştım. O bizi ilgiyle dinlerken bizimle ilgili düşüncelerinizi ve isteklerinizi mutlaka yetkililerimize ileteceğiz" dedim.
Biraz düşündükten sonra; "Tamam, hediyenizi kabul ediyorum" dedi.
Biz de bu özünde iyi niyetli olan esnafımıza "Hiç olmazsa gazetemiz bir ay boyunca size gelsin. Siz de inceleyin, sonra kararınızı verirsiniz" dedik. Bu teklifimizi de geri çevirmedi.
"Tamam, gelsin" dedi. Tam o sırada yanımıza bir hanımefendi geldi. Kendisi beyefendinin hanımı imiş. Bunun üzerine beyefendiye hediye edeceğim ilmihali göstererek dedim ki: "Bu kitapta hanımların hakklarıyla ilgili çok önemli bilgilere yer veriliyor. Eşine güzel davranması, ihtiyaçlarını karşılaması, kazandığı paraya el koymaması, çocukların bakımını ve ev işlerini zorla eşine yüklememesi; güzel söz söylemesi, sert davranmaması, dövmemesi, imkânları ölçüsünde en güzel elbiseyi ve yiyeceği temin etmesi gibi birçok hak burada yazıyor" dedim.
Hanımefendi şaşkınlıkla; "Ne kadar çok hakkım varmış! Tamam, okuyacağım" dedi.
Bir süre daha sordukları sorulara cevaplar verdikten sonra veda ederken Mehmet abiyle şunu düşündük...
İnsanlarla peşin hükümsüz konuşulduğunda, samimiyetle yaklaşıldığında kapılar da gönüller de açılıyor. Bazen bir gazete, bazen bir kitap, bazen de içten edilen birkaç cümle, hiç ummadığınız güzel dostluklara vesile olabiliyor...
Rumuz: Samimiyet

