Kaydet
|

“Parmağıma takıp dükkândan çıktıktan sonra rahmetli babamı, yanımda gibi hissettim.”

Geçenlerde annemle ana oğul sohbet ediyorduk. Dünyanın gelip geçici olduğundan, insanın hayırlı amellerinden başka geriye hiçbir şey kalmadığından bahsediyorduk. Annem, rahmetli babamdan albümlerdeki fotoğraflardan ve hatıra olarak sakladığı birkaç eşyasından bahsedince onların neler olduğunu sordum. Saydıklarından biri de babamın akik taşlı gümüş yüzüğü idi. “Görebilir miyim?” deyince getirdi. “Verirsen takarım” deyince “çekmecede duracağına evladının parmağında olsun” dedi ve verdi. Ben ömrümde hiç yüzük takmamıştım. 1980’li yıllarda subaydım ve maalesef o zamanlar gümüş yüzük takan damgalanıyordu, o sebeple evlendikten sonra bile yüzük takmamıştım.

Annemim verdiği babamın yüzüğü otuz küsur yılda kararmıştı. Parlatmak için tanıdığım gümüşçüye götürdüm ama önce tartmasını rica ettim. Dinimizde erkeğe altın yüzük takmanın haram olduğu gibi gümüş yüzüğün de 4,8 gramdan fazlasının caiz olmadığını biliyordum. Esnaf tarttı ve 4,6 gram dedi. Bir anda çok duygulandım. “Ah canım babam, ben senin yanlış yapmayacağını biliyordum, bundan şüphem de yoktu ama takmadan önce ispatı ile emin olmak istedim” dedim, kendi kendime. Parlatıp verdi ve esnafla gümüş yüzük ve akik taşı ve Peygamber Efendimizin sünneti üzerine bir müddet sohbet ettim. Parmağıma takıp dükkândan çıktıktan sonra rahmetli babamı, yanımda gibi hissettim.

Müsaadenizle size bir nebze babamdan bahsetmek istiyorum. Rahmetli babam çocuk yaşta yetim kalmış. İsmail dedemiz Yemen gazisi imiş, İngilizlere iki defa esir düşmüş. Esarette İngilizlerin gözlerine sürdüğü ilacın tesiriyle göz sinirleri yanan Mehmetçiklerdenmiş. Kurtulduktan sonra memlekete dönmüş ama gözleri kör olarak. Dedemiz fazla yaşamamış. Ailenin yükü rahmetli babaanneme kalmış. Babaannem tekrar evlenmemiş, aşçılık yaparak çocuklarına bakmış.

Rahmetli babam o yokluk yıllarında hem kendini hem ailesini kurtarmak için astsubay okuluna kapağı atmış. Hatta Çorum’dan Merzifon Astsubay Okuluna giderken yol parası yapmak için ceketini eskiciye satarak gitmiş. Yetim büyümüş olmanın sonucu gençliği hayat gailesiyle geçmiş. Çocuklukta ailenin vereceği eğitim ve şefkatten mahrum büyümüş. Ta ki 1970 yılında Manisa’ya taşınana kadar. DEVAMI YARIN

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.