“Ardından seslendim. Duymayınca peşinden gidip omzuna dokundum, yine ses yoktu.”
Birinci yaşadığım olay Devrek Ortaçeşme Mevkiiydi ve saat 09.30’du. İkincisi de yine aynı yer ve 31 Ağustos 2026’da saat 11.00 sularıydı.
Devrek Eski Terminal, yeni yapılan Şemsi Paşa Camii ve müştemilatı arası 100-150 metre mesafeli. Buranın nüfusa göre büyük bir mezarlık olduğu çok kez anlatıldı. Mezarlık kenarına olacak ki iki büyük camii yapılıyor buraya Biri Şemsi Paşa Camii diğeri Hacı Ahmetağa Camii.
1943 yılında yaşanan felakette Şemsi Paşa Camii yıkılıyor. Daha sonraki zamanlarda mezarlıklar kaldırılıyor. Hatta Ahmet Efendi’nin türbesi oradan kaldırılıp İsabeyli Köyü’nün mezarlığının kenarına taşınıyor. Türbe, Ereğli yolu üzerinde yani Devrek’e 10 km mesafededir.
Alınan kararla Şemsi Paşa Camii ve müştemilatı şu anda eski yerine yapılmaktadır. İki cami arasında yer alan mezarlık tamamıyla yok edilmiş ve binalarla doldurulmuş. Eski yapılar dahi kaldırılmış durumda. Osmanlıca yazılı bir çeşme hâlen varlığını sürdürmekte.
Dokuz yıl öncesinde büyük oğlumu nişanlamıştık. Nişandan 2 ay sonra dünürümün eşini Ortaçesme’de gördüm. Seslendim. Duymayınca arkasından giderek omzuna dokundum, yine ses yoktu. Yan taraftan önüne doğru seslendim. Yine ses yok. “Ne oluyor?” diyerek kendi kendime konuşarak oradan ayrıldım. Olayın üzerinde fazla durmadım. Fakat beni görmesine rağmen hiç ses çıkarmamak beni hayli düşündürdü. Ne oluyordu?
Bu olayın üzerinden uzun bir süre geçti. 2026 yılında 30 Ağustos’ta Vanlı Halis Bey ve İsabeyli Köyü’nden Fatma ablayı ve ailesini ziyaret ettik. Pazartesi günü iş gereği buluşmaya karar verdik. Fatma ablayı buluşmak üzere anlaştığım yerde bulamayınca aramaya koyuldum.
Bir hayli aradım bulamadım. Tam ümidimi kesmişken Ortaeşme’de yürürken gördüm:
“Sen neredesin, bir saattir seni arıyorum” dedim. Bana bakmadı bile. Ben, kendisine dikkatlice baktım. Bir gün önce giydikleri üzerinde idi. Hatta pardösüsü bile aynı idi. Tek fark daha temiz olmasıydı. Bir günde yıkamış da olabilirdi. Birkaç söz daha söyledim. Orada bulunan insanlardan da çıt yoktu. Kadın sokağı dönerken oradan geçmekte olan bir kadın “konuşmak istemiyor” dedi. Ben de onu tekrar aramaktan vazgeçtim. Ben mi hayal görüyordum gözümüze mi böyle görünüyordu bilemiyorum...
Devrek/Zonguldak-Bayram Ören


