Kaydet
a- | +A

“Kaldırımda tek başına beklemeye korkuyorum, nedenini dilim döndüğünce anlatayım...”

İnsan en çok nereden kırılır? Kötü bir sözden mi, haksızlıktan mı? Yoksa hiç tanımadığı birinin, yüzüne bile bakmadan onun kim olduğuna peşinen karar vermesinden mi?

Ben bunu çok küçük yaşta öğrendim. Niğde Cemil Meriç Görme Engelliler Okulunda okuyordum. O yatılı okul günlerinden birinde babam ziyaretime gelmişti. Dönüşte, okulun yakınlarındaki bir seyyar satıcının önünde durduk. Babam bana kışlık, kalın bir çorap alacaktı. Tezgâhtaki çorapları inceledi, birkaçını eline alıp daha kalını olup olmadığını sordu.

Satıcı yüzümüze bile bakmadan “Bulmuşsun bunu, daha ne istiyorsun?” dedi.

Babamın duruşu dikleşti:

“Ben dilenci değilim kardeşim. Çocuğuma paramla çorap alacağım.”

Çocuk aklımla o gün söylenenlerin ne anlama geldiğini, içindeki o gizli sızıyı tam anlayamamıştım. Ama babamın o cümlesi zihnime kazındı. İnsan büyüyünce bazı sözlerin anlamı değişiyor. Çocukken yalnızca kulak misafiri olduğunuz bir cümle, yıllar sonra başınızdan geçenlerin en net açıklaması hâline gelebiliyor.

Bu da onlardan biriydi. Yıllar sonra bir gün, alışveriş yapmak için babamla bir dükkâna girdik. Dükkân sahibi hararetli bir şekilde telefonla konuşuyordu. Bizi gördü; daha ne istediğimizi, niçin geldiğimizi sormaya bile gerek duymadan önümüze birkaç bozuk para bıraktı. Telefonla konuşmaya devam ederek parayı bize doğru itti. Bir an öylece kaldık. Biz para istemeye gelmemiştik ki. Bir şey satın alacaktık. Belli ki dükkân sahibinin zihnindeki ihtimaller arasında bizim müşteri olabileceğimiz fikri hiç yer almamıştı.

Başka bir gün bir eczaneye gittim. İlaç alacaktım. Reçetem cebimdeydi. Kapıdan içeri adımımı atar atmaz görevli, daha ne istediğimi sormadan: “Allah versin,” dedi. “Teşekkür ederim” dedim. “Ben dilenmeye gelmedim, ilaç alacaktım.” O an yüzünde nasıl bir pişmanlık belirdi, tabii ki görme engelli olduğum için bilmiyorum.

Ama ben başka bir şey düşündüm: İnsan bazen daha derdini anlatmaya fırsat bulamadan, karşısındakinin kafasında kendisi için kurduğu o peşin ve yanlış cümleyi düzeltmek zorunda kalıyor.

Yıllar geçti. Büyüdüm. Okudum. Çalıştım. Evlendim. Çocuk sahibi oldum. Hayatın tam içine, üretimin göbeğine karıştım. Fakat bazı insanların zihnindeki o eski resim değişmedi. Bugün eşim ve kızım bir mağazaya giriyor, ben dışarıda, kaldırımda bekliyorum... DEVAMI YARIN

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.