“Duyduğuma inandıktan sonra inandığımın aksine gördüğüme inanamadım iyi mi?”
Hatıramı anlatmaya bugün de devam ediyorum... Bu acı haberi öğrendiğimin üzerinden on on beş gün mü ne geçmişti. Poliklinikten bizi tekrar çağırdılar. Gittik yine eşimle birlikte. Salonda oturup sıramızın gelmesini beklemeye başladık. Bu arada vakit biraz geç olmuş akşam ezanları yaklaşmıştı. Ben eşime “Sen doktoru beklerken ben de gidip akşam namazımı kılıp geleyim” dedim.
Cami de hemen polikliniğin arkasındaydı. Abdest almak için caminin önünden geçip lavaboya doğru giderken baktım iki kişi caminin kapısında oturmuş ezanı beklerken sohbet ediyorlardı. Önce pek dikkat etmedim ama bir adım daha atınca dondum kaldım...
Nasıl donmam, bu iki kişiden biri bizim iki hafta önce vefat haberini aldığım müteveffa dostum H. abimize ne çok benziyordu. Biraz yaklaşıp dikkatli bakmaktan kendimi alamadım. Derken o anda sesini de duyunca o olduğuna iyice emin olmaya çalıştım.
Bir taraftan da “Aman Allah’ım bu nasıl olur?” dedim. Bize onun öldüğünü söylememişler miydi? Şimdi adam karşımda oturuyordu.
Hayretten ve şaşkınlıktan bir an ne yapacağımı ne diyeceğimi bilemedim. Sonra kendimi toparlayıp kırk yıllık arkadaşıma tedirgin hâlde “Abi sen misin?” diye sordum. O da beni görünce hemen tanıyıp çok sevinmişti. O gayet rahattı ama ben hâlâ emin olamıyordum.
Bir kez daha sordum: “Abi o sensin değil mi?”
Böyle deyince güldü ve benim neden böyle şaşırdığıma şaşırdı. Hasretle birbirimize sarıldık. Bir ölüyle kucaklaşıyor gibi bir duygudan sıyrılmaya çalışırken o da “sen beni görünce niye bu kadar heyecanlandın, şaşırdın anlayamadım” dedi.
Ben öğrendiklerimi söyleyip söylemekte tereddüt ettim ama söylemeye karar verdim.
Konuyu kendisine anlattım. Çok olgun davrandı. “Olur böyle yanlış anlaşılmalar belki de biri sana bir şaka yapmıştır” diyerek gülümsedi.
Namazı kıldıktan sonra polikliniğine geçtik eşim de onu görünce çok şaşırdı ve sevindi. Haberi veren kız da mahcup şekilde boynunu büktü bir şey diyemedi. Kız da aslında abimizin akrabası bile çıktı. Uzun zaman köyüne gitmediği için eş dost akrabayı fazla tanımıyormuş. Meğerse bir yıl önce ölen aynı isimdeki şahıs o köyden başka birisiymiş. Daha sonra yine görüşmek dileğiyle sarılıp vedalaştık...
Aslan Torun-Balıkesir

