Kaydet
a- | +A

“Bu aynayı sana Fevziye abla hatıra olarak gönderdi belki bir daha görüşemeyiz...”

Ferit ile Fevziye’nin aşkını anlatmaya devam ediyorum... Ben de “tamam abla ne söyleyeceksen söyle. Aramızda sır kalacak” dedim.

Fevziye dertli dertli içini çekerek “Benle Ferit birbirimize âşığız. Ben hep uzaktan ona o da bana uzaktan bakar, dilimiz pek konuşmaz ama gönül dilliyle birbirimiz anlarız. Elimiz daha birbirine değmemiş ama onu çok seviyorum. Bu aynayı götür Ferit’e hiç kimsenin olmadığı bir yerde ver ve de ki: Fevziye sonbaharda gelin olup uzak diyarlara gidecek. Belki de bir daha birbirimizi hiç görmeyeceğiz. O da benim gibi aşkını gönlünün derinliklerine gömsün. İnşallah mahşerde görüşürüz” dedi ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. “Bu âdetler yerin dibine batsın” dedi.

Fevziye abla o aynayı ceketimin iç cebine itinayla yerleştirdi. Hadi bakalım bu emaneti yerine ulaştır. Bana verilen bu emanet cisim olarak hafifti ama değeri çok ağır ve kıymetliydi. Yaşadığımız Süphan Dağı'nın şahikasındaki kar gibi su, içtiğimiz pınardaki su gibi tabiatın yeşil örtüsü gibi saf doğal ve samimiydi.

Ben arkadaşlarıma otlayan hayvanlarımı teslim ettim. Ferit’in çobanlık yaptığı sürü yaklaşık üç kilometre uzakta. Gendere mevkiindeki merada idi. 12 yaşındaydım; dere tepe aşarak Ferit abinin yanına vardım. Selam verdim. O da o anda yanık bir makamda kaval çalıyordu.

Kavalı kepeneğin üzerine koydu. Hâl hatır sorduktan sonra ben konuya girdim. “Ferit abi sana bir şeyler anlatacağım ama gizli kalmasını istiyorum” dedim. O da “Tamam, hele nedir o mühim haber?” dedi. Ben biraz soluklandım. “Fevziye’den sana önemli bir şey getirdim” der demez Ferit abi gözleri açıldı.

Kollarını açtı, bana sarıldı ve “Ne güzel, ne güzel” dedi. Ben cebimdeki aynayı çıkarıp itinayla edeple Ferit abiye uzattım. Çünkü bu emanet benim nezdimde çok kıymetli ve mesuliyetli bir hediye idi. “Bu aynayı sana Fevziye abla hatıra olarak gönderdi, ben güzün gelin olup uzaklara gideceğim belki bir daha Ferit’le görüşemeyiz onu çok sevdiğimi söyle ama elden ne gelir ki kaderimiz böyleymiş de” dedi.

Ferit abi o verdiğim aynayı öptü yüzüne gözüne sürdü. “Ah bunda Fevziye’nin kokusu geliyor” dedi ve gözyaşlarına boğuldu. Biraz sükût ettik sessizce biraz zaman geçti. DEVAMI YARIN

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...