“Her birinin hayatı bir ömür. Sen ne kadar gördün ne kadar sevebildin, sevinebildin?”
80’li yıllarda hatırladığım kadarıyla, onu en son bir hastane odasında gördüm. Bir kenarında onun gülümseyen yüzüne bakarken ona ne olduğunu, ziyarete gelenlerin konuşmalarından bir trafik kazası sonucu o yatakta yattığını işittim. Allahü teâlâ rahmet eylesin. Memleketten İstanbul'a her geldiğinde fırından tazecik almış olduğu tuzsuz ekmek ve bir de patlamış mısır getirirdi.
Bizim köyde âdetmiş ekmeksiz gidilmezmiş. Sonradan öğrendim ki eski insanlar her yolculuğa çıkarken yanlarına ekmek alırmış. Her gittikleri yerde ekmek olmasına bilhassa dikkat ederlermiş. Hâlâ severim, önceden gördüğümde alırdım ama yok artık! Bana onu hatırlatan ekmek değil o kısacık anda bize gösterdiği değer, şefkat ve merhamet ile yaklaşması idi... Ne çok severdi bizi, sevinirdik biz de. Gönlü güzel dedeciğim. Şimdi bu dede evinin fotoğrafına bakarken neler yaşanmış olabileceğine dair benim çocuk gözümün hatırladıkları var aklımda... Bugün Yetenekli Kalemler köşesine gönderdiğim o resimde, antrede kurulan büyük bir yemek masası, penceresinden o güzelim Küre Dağlarının görüntüsü... Küçük cumbalı odası, o büyük hamamı; yürürken yerdeki tahtaların gıcırtısı, vintage bir büfenin içinde bulunan çeşit çeşit renk renk sigara paketleri koleksiyonu ki sanırım bu koleksiyon küçük amcamın idi, tekrardan geldi gözüme...
Neler yaşandı bu evde hiç bir fikrim yok. Kaç çocuk büyüttüler, kaç asker gönderdiler; kaç gelin kız çıktı o haneden, kaç torun geldi bu evde koşturdu... Her birinin hayatı bir ömür. Sen ne kadar gördün ne kadar sevebildin, sevinebildin. Çok mevsimler gördü bu ev, bahçedeki ağaçlar yeşerdi, kurudu, meyve verdi, kuş kirazı süsledi yol kenarını, toprak çiçek açtı kaç defa... Aşağıdaki dere hep aktı ve biz hep su içtik tulumbadan, çamaşır yıkadık o buz gibi akan suyla, bahçesinde koşturduk...
Biz çok büyüdük! Senin yokluğunda, sana hasret kaldık. Ayrılık olmayan yerde görüşelim, tekrar tanışalım. Allahü teâlânın rahmeti, mağfireti üzerinize olsun. Yazımı beğenip okuyanlardan Allahü teâlâ razı olsun. Ve dedem 'Abdullah Oğuz' için bir Fatiha istirham ediyorum.
Hidayet Oğuz

