Kaydet
a- | +A

“Torunum Begüm, bana baktı, “’ede kiminle konuşuyorsun böyle tek başına” dedi.

Hatıramı anlatmaya devam ediyorum... Öğretmen biz müfettişlerin huzurunda durumunu anlatmaya devam ediyordu:

Eşim Şırnak’ ta "er öğretmen", her gece birileri penceremi taşlıyor. Lojmanın penceresine demir parmaklık yaptırması için muhtardan yardım istedim, aldırmadı.

Korkuyorum, huzursuz ve mutsuzum. Keşke önce hâlimi hatırımı bir sorsaydınız. Aylardır uykusuzum, sizlerin gelmesini sabırsızlıkla bekliyordum. Fakat sizler, hâlimi hatırımı sormak yerine, hemen sorgulamaya başladınız, eksikleri hatırlatmaya başladınız. Ben de panikleyerek cevap veremedim. Susmayı yeğledim” dedi.

Ortalık birden sessizleşmişti. Herkes duygulanmış ve üzülmüştü. Gruptaki müfettiş beyler, kısa zamanda sorunlarını çözeceklerini söylediler, teselli etmeye çalıştılar.

Teftişin seyri değişmişti doğal olarak, Aynur öğretmenin moralini düzeltmek için çaba sarf etmeye başladık hep birlikte.

Tabii her gün olduğu gibi, yine zaman geçmiş, dönüş vakti gelmişti. Biz müfettişler, çantalarımızı hazırlarken karışık duygular içindeydik.

Bu olay, üzüntümüzü daha da artırmıştı köyden ayrılırken. Grup üyelerinin taksiye bindiklerinde, tebessümle bana “teşekkür” etmeleri, en büyük teselli olmuştu benim için.

“Bugünü hiç unutma, bundan sonra hep rehberin olsun” diyerek tembihte bulundum kendime. Yıllarca seminerlerimde, toplantılarımda, bu anımı “alınması gereken ders” olarak anlattım. Yöneticilerin dikkatlerini çektim.

İşte, evimde haberleri izlerken bu hatıramı düşünmüştüm ister istemez. Duygulanmıştım ve yüreğim acımıştı. Gayriihtiyari;

“Bizler sıcacık çayımızı yudumlayarak TV izlerken, gazete okurken, o sevgi insanları, değerli öğretmenlerimiz hâlâ tek başlarına, çeşitli imkânsızlıklar içinde, bazen aç susuz ücra yerlerde görev yapmakta. Bu fedakâr ve kıymetli insanların karşısında saygıyla eğiliyor, kendilerine binlerce kez teşekkür ediyorum” diye söylendim.

Halının üzerinde oyuncakları ile oynayan torunum Begüm, bana seslenerek “dede kiminle konuşuyorsun böyle” dedi.

“Kendimle” dedim tebessüm ederek. “Dede insan kendisiyle niçin konuşur?” dedi Begüm.

Ben, “bunu nasıl anlatmalı” diye düşünürken. Begüm atıldı; “dedeciğim canım sıkıldı, benimle oynar mısın?” dedi. “Benim de çocuğum” diyerek torunumun yanına oturdum.

Seyfettin Karamızrak

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...