“Çocuklarına eğitim için harcadıklarını büyük görme hele dil için olanları asla!..”
Hatırama bugün de devam ediyorum...
"Öğrenci grubundakiler şaka yapmıyorlardı. Bunu çok iyi anlıyordum. Hiçbir şey demeden idareye gidip bu ana kadar geçtiğim derslerle ilgili transkriptimi aldım ve bir daha da okula gitmedim. Gitsem de zaten okula almazlardı. Memlekete döndüm. Yeni yeni armut, şeftali yurt dışı bağlantılarıyla ihraç edilmeye başlamıştı. Benim bir arkadaşım bir gün köye geldi ve bana;
'Seneye okula gitmeyeceğini duydum. Sana iş teklif etmeye geldim. Bizim Hal'de yeni yeni ihracat bağlantıları başladı. Ama iyi bir çevirmene, tercümana ihtiyaç var. Biz ihracatçılar olarak iyi birisini arıyoruz. Sana da kâr payı vereceğiz' dedi. Bu benim için bulunmaz bir fırsattı. Hal yönetimi ve ihracatçılarla kâr payı olarak anlaştım. İki ay geçmeden 12 Eylül ihtilali oldu. Millî Eğitim Bakanlığına da öğretmenlik yapmak için denklik istemiştim. Cevap geldi. Öğretmen olarak göreve başlayabilecektim. Tanışmalar sonucunda önce kenar mahallelerdeki bir okula verdiler. İlk yılın sonunda beni teftiş eden müfettişin sayesinde şimdiki okuluma atandım. Yirmi yıldır aynı okuldayım. Yaz tatillerinde ve boş zamanlarımda 5-6 yıl daha ihracatta çalıştım. Hem onların önü hem de benim önüm açılmıştı.
Bu gördüğün arazi tam on kişiye aitti. Zamanında çok zengin bir aileydiler. Büyük dede ölünce evlatlar hayırsız çıktı. Evlatlardan da torunlara kaldı. Her yıl kazancımla birisinin hissesini aldım. Sonunda seksen dönümlük bu çiftliği kurdum. Şu anda yanımda çalışanlardan çoğu da bu arazinin eski sahiplerinin çocukları. Onlara sahip çıkmayı da bir borç bildim. Hem maaşları var hem de üretimden kâr payı alıyorlar. İşlerini benimseyerek yapıyorlar..."
Muzaffer Bey anlattıkça hayretler içerisinde kalıyordum. “Çocuklarına eğitim için harcadıklarını büyük görme hele dil için olanları asla” demişti. Sebebini şimdi daha iyi anlıyordum.
“İşte böyle hocam! Benim ODTÜ'deki eğitimim de öğrendiğim dil hem ülkemin ihracatında hem şehrimin insanına hem de benim kalkınmama servet sahibi olmama vesile oldu” dedi.
Bu arada kaç çay içtiğimi hatırlamıyordum. Son çayları da içip araziyi daha iyi tanımak için Muzaffer Beyle dolaşmaya başladık. Rabbim müteşebbis insanlarımızın sayısını artırsın.
Ramazan Günhan-Bursa

