Kaydet
a- | +A

“Bakın yavrularım" dedi sesi titreyerek. "Nelerden geçtik, ne yollardan yürüdük...”

Esmeray’ın çileli hayatını anlatmaya bugün de devam ediyorum... Esmeray artık durmuyordu. Fabrikadan çıkıyor, gece yarılarına kadar evde dikiş dikiyordu. Bir gün kader yüzüne güldü; bir devlet dairesinde işe kabul edildi. Ama o yine de "yoruldum" demedi.

Hafta sonları izinli olduğu günlerde temizliğe gitti. Geceleri mutfakta baklava, yufkalar, börek vb. yapıp satarak Yılmaz’dan kalan o ağır borçları kapatmak için biriktiriyordu.

Yıllar süren bu amansız tempo, sonunda meyvesini verdi. Biriktirdiği her kuruşla, alnının akıyla kendi evini aldı. Ancak bedeni isyan etmişti; o ağır yükler, uykusuz geceler ve bitmek bilmeyen temizlikler ona kalıcı bir hatıra bırakmıştı: Bel fıtığı!..

Yeni evinin salonunda, gıcır gıcır yeni koltuk takımları duruyordu. Dışarıda yağmur yağarken, Esmeray koltuğuna ilk kez huzurla oturdu. Yanında artık serpilip büyümüş olan Ali, Veli ve Tuba vardı. Elinde dumanı tüten bir bardak çay, gözlerinde ise yılların yorgunluğu ama en çok da gururu...

"Bakın yavrularım" dedi sesi titreyerek: "Nelerden geçtik, ne yollardan yürüdük... Ama görüyorsunuz ya, pes etmedik..." Tuba, annesinin dizine başını koydu:

"Sen çok yoruldun anne, bizim için her şeyi yaptın."

Esmeray, çocuklarının saçlarını okşadı. Beli sızlıyordu ama kalbi hiç olmadığı kadar hafifti.

"Ben değil çocuklar... Biz. El ele verdik, beraber başardık."

O akşam o küçük evde içilen çay, Esmeray’ın hayatı boyunca içtiği en tatlı, en huzurlu çaydı. Bozkırın o esmer kızı, koca bir şehre ve hayata karşı kazandığı zaferi kutluyordu.

Zaman, durdurulamaz bir nehir gibi akıp geçmişti. Esmeray artık kırk dokuz yaşındaydı. Aynaya baktığında yüzündeki çizgilerde sadece yılların değil; uykusuz gecelerin, taşınan kumaş toplarının ve açılan binlerce yufkanın izi vardı. Bir akşam, kendi emekleriyle aldığı evinin balkonunda otururken, zihni geçmişin tozlu raflarına doğru bir yolculuğa çıktı...

Gözleri daldı, elleri dizlerindeki sızıyı unuttu. Çocukluktan beri yaşadıkları bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçti. Ali, Veli ve Tuba boyunlarını bükmüş, eskiyen ayakkabılarına bakıyorlardı. Önlük yoktu, defter kitap yoktu. Esmeray'ın yüreği parça parça olurken kapı çalınmıştı. Gelen, hayatının dönüm noktası olacak Ayşe Teyze’ydi. DEVAMI YARIN

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...