Kaydet
a- | +A

“Aşırı ses hem yakınımda geliyor hem sağa sola baktığımda yerini fark edemiyordum...”

Karşımda oturan etine dolgun kırmızı yüzlü biraz da çekik gözlü beyefendinin ayakta duran oğlu, telefonunu kurcalamaya devam ediyordu. Ama gençlik işte sesini açmış sonuna kadar müzik ortalığa yayılıyor.

Tramvay burası... Bunca insanın arasında böyle ses olur mu? Kulaklık denilen bir şey var. Ya kulaklığını takarsın ya sesini kısarsın. Derken yanımda oturan beyefendinin de telefonda bir şeyler seyrettiğini fark ettim. Ses ondan mı geliyordu yoksa. Baktım hayır...

Şöyle arkama doğru baktım “bu aşırı yüksek ses nereden geliyor?” Sağıma soluma böyle bakarak rahatsız olduğumu da karşımdaki turistin de anlayacağını hesap ediyorum güya...

Derken başımda dikilen genç kadınla beyefendi de “ses de sonuna kadar açık” diye mırıldandılar...

Bu güzel bir gelişme idi. Demek ki benimle birlikte rahatsız olanlar vardı... Ama nokta atış yapmak için kararsızdım. Çünkü bu aşırı ses hem yakınımda geliyor hem sağa sola baktığımda yerini fark edemiyordum.

Kararımı verdim. Bu kesinlikle karşımdaki turistin cep telefonundan geliyordu. O hâlde biraz medeni cesaretimi takınayım. Kibar bir şekilde kendilerine telefonlarının sesini biraz kısmaları gerektiği konusunda ikazda bulunayım. Söz söylemek ne haddimize... Sadece “Acaba ses sizden mi geliyor?” tarzında bir el işareti bile yeterli olabilir... Şöyle göz göze geldiğimiz bir anda yüzüme mütebessim hâlimi takındım ve telefonunu işaret ederek “acaba ses sizden mi geliyor?” diyerek işaret ettim. Meğer turist sandığım beyefendi benden daha "yurdum insanı." Gülümseyerek dedi ki:

“Amca ses sizin telefonunuzdan geliyor!”

-Nasıl?

Ben öyle deyince yanı başımdaki gençler de gülerek: “Evet amca senin telefondan geliyor” dediler.

Telefonumun sırtı yukarıya dönük çantamın üzerinde duruyordu. Öyle mahcup oldum ki telefonumu çevirip de ön yüzüne bakarken âdeta suçlu gibiydim. Tüh gerçekten de benim telefon sosyal medyadan birinde açık kalmış. Bir müzik sesi olanca heyecanıyla terennüm ediyor.

“Hay Allah!” diyerek hemen gırtlağını sıkar gibi yan düğmesine basıp susturdum ama gülüşmeler benim hâlime idi... “Meğer ses amcanın kendi telefonundan geliyormuş” diyerek gülen gülene... Artık tek şey vardı kıpkırmızı bir çehreyle önce turist zannettiğim beyefendiden sonra da çevredekilerden özür dilemekti...

Refik Amca

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...