Kaydet
a- | +A

İnsan bazen gerçeği en çok hissettiği anda böyle haykırıyor işte. Bu dünya, insana aitmiş gibi duran ama aslında hiç kimseye kalmayan bir misafirhane…

Nefeslerimiz sayılı, evet. Ama biz, o sayılı nefeslerin sonsuzmuş gibi davranan yolcularıyız. Belki de gaflet dediğimiz şey… Unutmaktan değil, kabullenememekten doğuyor.

Çaresizlik… İnsanın en yalın hâli. Ne gücün kalıyor ne sözün ne de tutunacak bir dalın…

Sevdiğin birinin elini tutuyorsun, ama o el yavaş yavaş senden kopuyor.

İşte o an anlıyorsun ne para ne makam ne de dünya telaşı bir nefesi bile geri getiremiyor.

Ama belki de mesele “uyanamamak” değil…

Belki insan, her gün biraz daha uyanıyor da kalbi o gerçeği taşımakta zorlanıyor. Çünkü bilmek ağırdır…

Faniliği bilmek, vedayı kabullenmek, elinden hiçbir şey gelmediğini görmek…

İnsan bazen bu yüzden oyalanır, bu yüzden dünyaya dalar.

Unutmak için değil, dayanabilmek için.

Yine de içimizde bir ses hep fısıldar:

“Buraya ait değilsin…”

Ve belki de uyanış tam olarak budur:

Bu geçiciliği hissedip kalbini ona göre şekillendirmek…

Sevdiklerine daha sıkı sarılmak, sözleri yarım bırakmamak ve giderken ardında merhamet bırakmak…

Çünkü gerçekten gidenler geri dönmez… Dönen yok ve dönmüyorlar...

Ama onların hatırası, bizim nasıl yaşadığımızda yaşamaya devam eder.

Songül Zehra Maden-Samsun

ŞİİR

Vuslat hayali

Kusur benimdir elbet, sende mi olacaktı?

Belki umutları da ben öldürdüm, kim bilir?

Hani yeşil panjurlu evimiz olacaktı,

Planları da rafa ben kaldırdım, kim bilir?

İncitmekten korkarım, kırmaktan ödüm patlar,

İçimden sana doğru dörtnala koşar atlar.

Etrafımda yabancı, başka başka hayatlar;

Herkes normal belki de ben çıldırdım, kim bilir?

Dünya üç günlük yalan, ukba sonsuz hakikat,

Sevenlerin kaderi ya hüzün ya da firkat.

Çığlığımı duymuyor o gül yüzlü yâr, heyhat!

Aşkın mevt namazını ben kıldırdım, kim bilir?

Gıyabî vuslat artık bir hayalden ibaret,

Sevmek lügatimizde âdeta bir "ibadet."

O yâr varsın yok saysın, Yaratan var nihayet;

El âlemi kendime ben güldürdüm, kim bilir?

Mustafa Özkahraman

KELAM-I KİBAR KİBAR-I KELAMEST

(Büyüklerin sözü, sözlerin büyüğüdür)

Din büyüklerimiz buyurdular ki: "Zengin fakir bir, herkes aynı kapıdan geçecektir. Yalnız, tek başımıza olursak kaybedebiliriz, kaybolabiliriz. Ama birkaç kişi yanımızda olursa, hiç korkmayız. Çünkü cenab-ı Hak, kulları arasından birini seçerse, severse, onunla beraber olanların hepsini affediyor ve hepsini kabul ediyor. O iyinin hatırı için, hatalarıyla, suçlarıyla birlikte, hepsi iyiler zümresine yazılıyor. Onun için, cenab-ı Peygamber (aleyhissalâtü vesselâm) buyuruyor ki: (Dîn-ül mer'î dîn-ül halîlihi.) İnsanın dini, dostunun dini gibidir. Herkes ama herkes, kendi inancında olanlarla hemhâl olur. Yabancılarla, başkalarıyla eğer frekansı tutmuyorsa, uzun süre yaşayamaz, rahat edemez."

Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...