Kaydet
a- | +A

Hayatımızın her anını kelimelerle geçiriyoruz. Fikirlerimizi, hayallerimizi, tasavvurlarımızı ve buna mukabil hareketlerimizi ve bütün amellerimizi meydana getiren yegâne unsur dilimiz yani lisanımız…

Milletimiz, geçmişten günümüze kadar birçok hadiseler neticesinde muhtelif alfabeler kullanmışlar, birçok medeniyet ve kültürün tesiriyle, ziyadesiyle kelime alışverişlerine tabii surette vesile olmakla, zamanımıza kadar uzanan muazzam bir dil hazinesinin miftahı, anahtarı olmuşlardır.

Mamafih dilimiz, birçok tahrip ve tahrifin de neticesinde ziyası kaybolan bir sokak lambası hâline dönüşmekte ve varlığının kıymeti giderek azalmaya devam etmektedir.

Dilimiz, son asırda, suni cereyanların, doğal olmayan akımların tesiri altında kalmakla zayıflamış, sanat ve edebiyat mecmuaları bir aleladeliğin esiri olmuş, halkımız Türkçemizin münhasif (değersiz) bir hâle gelmesine karşı direnememiştir.

Nitekim 1905 senesinden itibaren birtakım siyasi gayeler, sanat ve edebî müesseseleri de kurban hâline getirmiştir. Günümüze kadar suni (yapay) muhtelif (çeşitli) saldırıların neticesinde lisanımız sönükleşmekte, manevi ihtiyaçlarımıza karşılık gelen kelimelerimiz tahrip edilmekte, hülasa gayritabii müdahalelerle Türkçemiz yok edilmeye çalışmaktadır.

Merhume Samiha Ayverdi Hanım bir makalesinde; “Bir memleket herhangi bir muharebede toprak kaybeder. Fakat ya bir hücumla ya da sulh masasında bu kaybını geri alabilir. Ama alamadığı da çok görülen hadiselerdendir. Ne ki, toprak kaybı, o milletin kaybolması demek değildir. Lakin dilini kaybeden bir millet için artık yaşama ve devam hakkı beklemek abestir. Nitekim yarım asır evveline kadar, hudutları üç kıtaya yayılmış bir imparatorluğumuz vardı, kaybettik. Fakat Türk milleti gene ayaktadır. Ancak dilinin düştüğü anarşi ve yıkıntı, bugünkü hâli üzere bırakılacak olursa, vatan sathı üstünde tarihi ile iftiharları ile hatta cetleri (soyları) ile hatta ana babaları ile alâkasını kesmiş şaşkın ve millî gerçeklere gözleri kapalı olarak yetişmekte olan nesilleri bir daha kazanmak ve akı karadan ayırt etmek mümkün olmayacaktır’’ demektedir...

             Cüneyt Akçatepe-Türk Dili ve Edebiyatı Öğrencisi

ŞİİR

                Korona marazı

Korona deyû bir maraz, hâsıl oldu nâgehân

Pek sirâyet eyledi mahvoldu ehl-i Vuhan

Seyâhat u seferle yaydılar kurre-i arza

İlac olmadı buna nice tabîb u âgâhân

Memnû’a rağbette muannid oldular hep

Avdet-i hâne etmem deyuben eşyâh-i pîrân

Ecnebiye ta’lim etti bu tâ’ûn tahareti

Rayihâ-i kolonya hâkim oldu hep el’an

Guş-i kabûl-i cân ile dinle etbâbu nezâreti

Ki hurâfe i’tikaddan halâs olasın hemân

Tiryâki dense sana mürettibdir Amerikan

Nizâ’ eyleme sakın, murâd eyle bir burhân

                                                    Kaan

...KISA... KISA...

ÇOCUKLARIMIZIN RUH HÂLİ

Gece Kâbusları: Uykuyla ilgili korkular, stresli veya travmatik deneyimlere verilen yaygın bir tepkidir. Çocuğunuza, tıpkı kendisininkine benzer duygular yaşayan başka çocukların hikâyelerini anlatmanız kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlayabilir. Onların duygularını anladığınızı bilmelerini sağlar.

Bazı çocuklar, stres altındayken fiziksel saldırganlık (ısırma, tekme atma veya vurma) veya sözlü saldırganlık (çığlık atma veya isim takma) tepkisi verir. Ayrıca, sabır gerektiren işleri tamamlamada zorlanırlar. Eğer çocuğunuzla konuşmak işe yaramıyorsa (sohbetinizi daha anlamlı kılmak için kitapları kullanabilirsiniz) bir doktor veya terapiste danışın. (Hüseyin Akın)

ÖNE ÇIKANLAR