Eylül ayının gelişiyle insan bir anda hangi mevsimde olduğunu şaşırıyor. Anneler için eylülün ayrı bir anlamı var. Okullar açıldı, çocukların ihtiyaçları. Defterler, kalemler, ayakkabılar derken alışveriş sepeti de çocuğun ihtiyaç listesini görmüş gibi kabarıyor. Tam “Okul alışverişi bitti” diyecekken bu kez biberler tezgâhta göz kırpıyor. Salça zamanı gelmiş. Ardından domatesler, turşuluklar, tarhana derken insan kendisini markette değil, küçük çaplı bir gıda fabrikasında hissedebiliyor.
Bir tarafta okul masrafları, diğer tarafta kış hazırlıkları… Eylül ayı bütçeye de mevsim geçişi yaşatıyor. Yazın güneşten kızaran yüzümüz, sonbaharda hesap makinesinin ışığıyla aydınlanıyor.
Bir de tatilden dönüş var. Yaz boyunca “Biraz dinlenelim, sonra bakarız” dediğimiz ne varsa eylülde sıraya giriyor. Bavullar açılıyor, çamaşırlar yıkanıyor, ev yeniden düzene giriyor. Aynaya bakınca yazın yanında getirdiği küçük bir hatıra da fark edilebiliyor: Birkaç kilo...
Eylül aslında sadece mevsim değişikliği değil, insanın kendisine yeniden bakması için de garip bir eşik. Yazın dağınık, rahat ve uzun günlerinden çıkıp daha düzenli bir döneme giriyoruz. Fakat belki de her şeyi aynı anda düzeltmek gerekmiyor. Okullar açılır, turşular kurulur, tarhana serilir, ev yavaş yavaş kışa hazırlanır. Hayat da zaten böyle; bir anda değil, kendi sırasıyla.
Belki eylülün bize en güzel tarafı da budur. Yazın rehavetinden çıkarken hayat yeniden hareketlenir. Evde kavanozlar çoğalırken mutfak kokuları değişir, çocukların telaşı başlar, akşamlar erkenden serinler.
Ve biz, her eylül olduğu gibi, bir yandan kışa hazırlanırken bir yandan da kendimize sorarız:
“Bu sene turşuyu kaç kavanoz yapacaktım?”
Sonra hesaplarız… Geçen sene yetmemişti. Ama ondan önceki sene de artmıştı. Neyse…
Eylül geldi. Gerisini kavanozlar düşünsün.
İlknur Şahin
ŞİİR
Basiret gözüyle...
Yüce Allah...
Gökten bol yağmurla kupkuru toprağı dirilten...
Bitkilerin tohumlarını filizlendiren
O filizden de bol taneli başaklar, ekinler türeten,
Üzüm bağları, zeytin ve nar bahçeleri var eden.
Çeşit çeşit nimetler veren
Yeryüzünde pınarlar, ırmaklar akıtan.
Hurmanın tomurcuğundan
Yere sarkan salkımlar çıkaran,
Asmalı, asmasız bağları, bahçeleri tatları,
Farklı hurmagilleri, daha nice meyveleri yaratan.
Her çeşit meyvenin biçimini, rengini, tadını farklı yapan.
Sonsuz kerem sahibi Rahman!
Ey insan!
Bunların her birinin meyvesine bir bak!
İlk meyveye oturduğunda,
Bir de meyvesi olgunlaştığında...
Şu olgunlaşmış meyvelerin çekiciliğine,
Biçimine, rengine, ilahi sanatın güzelliğine bak!
Basiret gözüyle bak!
Basiretle gören kalpler için bunda ibretler çok!
Şair Hasan Kaya-Antalya
KELAM-I KİBAR KİBAR-I KELAMEST
(Büyüklerin sözü, sözlerin büyüğüdür)
Din büyüklerimiz buyurdular ki: "Cenab-ı Hak, hakîmdir. Yani hakîm demek, yarattığı her şey hikmetlidir. Ve cenab-ı Hak yine Kur’ân-ı kerimde mealen buyuruyor ki: (Yerleri gökleri sizin emrinize verdim. Size musahhar eyledim. Ama sizi de kendim için yarattım.) Ve kâinatta, yeryüzünde, hikmetsiz, isabetsiz tek bir zerre yaratılmamıştır. Mutlaka hepsinin bir faydası vardır. Sonra da bütün bu faydalar birleşiyor, netice itibarıyla hepsinin faydası insana oluyor. Cenab-ı Hak insana ne kadar kıymet veriyor ki, bütün kâinattaki yıldızların adedi veyahut da denizdeki balıklar, aklına ne gelirse, hepsinin sonuç itibarıyla faydası bizedir...”

