Kaleme silgi, hataya özür, günaha tövbe!

A -
A +
Kalem, harf veya çizgiler üreten bir varlık. Kalemden dökülen harf ve çizgilerin olumlu, olumsuz yanları bulunur! Yazı (mecazen), ''yazgı, kader'' anlamıyla İslamî iman esaslarından olarak insanın başına gelecek her türü işlere dair Allahü teâlânın ezelî hüküm ve takdiridir, alın yazısıdır, alın çizgisidir. Yaratıcı, bütün somut varlıkları birbirinden farklı çizgilerle ayırır. Mesela; diyebiliriz ki masa 6 çizgiyle, kalem 5 çizgiyle, daire tek çizgiyle, otomobil 3 çizgiyle birbirlerinden ayrılır. Sayısız, katrilyon sayısı çizgilerle ayrışan varlıklar yaratılmıştır. Gözlerimiz kapalı yaratılsaydık, bakmadığımız için, varlıkların şekillerini göremeyecektik. Rabbimiz dileseydi, bakmadan, çizgileri görmeden, işiterek de bize varlıkları tanıtabilirdi: Bu masa, bu uçak, bu dedem... ''Kalem'' insandır, ''çizgi, harf'' biçimdir, yazıdır. Kalem kullanan kişi, çizgileriyle ''hata, kusur, yanlış'' yapabilir ve silgisiyle bunları ''özür dilerim-bir daha yapmam-affedersin-tövbe-estağfirullah'' deyip ''silerek'' giderebilir! Bilgisayarda yapılan yanlışı da bir ''delete'' tuşunun özür dokunuşuyla giderebilir! Günlük hayatta da öyle değil mi? Her bir davranışımız, doğru veya hatalı bir çizgidir yahut sözlerimiz de harf-kelime-cümleden ibaret birer sevap veya günahlar galerisi, sanal çizgilerdir. İster yazarak ister söyleyerek yaptığımız yanlışlarımızı, silgiyle siler gibi bir ''özür dilerim” ile düzeltebilir, hayatımızı renklendirebiliriz. Değil mi ya; kalemi düzelten ''silgi'', hatayı gideren ''affedersin'', günahı affettiren ''tövbe, estağfirullah'', kabahati kovan ''bir daha yapmayacağım'' yakarışı kadar etrafımızdaki renkler de hayatımıza çekidüzen veren ışıltılar değil midir? Yeri, göğü yaratan, içine varlıkları koyup, tanımamızı, iyilik ve sevgi dolu kalbimizle doğru itikat üzere anlamamızı sağlayan Allahü teâlâya ve onun sevdiklerini sevmeye hamdolsun...      Rıdvan Üzel     ŞİİR        Hâkim Bey   Hâkim bey boşuna savunma alma, Elimle yolduğum saçlar benimdir. Sen bari ömrümden zamanı çalma, Yâre işlediğim suçlar benimdir.   Anladım sevmekmiş meğer günahım, Yüreğimden arşa ulaştı âhım. Geceyi aratmaz oldu sabahım, Yâre işlediğim suçlar benimdir.   Adını hapsettim, düşmez dilimden, Yolunu gözlerken, soldum elemden. Onu ayrı tuttum cümle âlemden, Yâre işlediğim suçlar benimdir.   Kır artık kalemi, ver kararını, Görmedim bu aşkın, bir yararını. Bugünün elbette vardır yarını, Yâre işlediğim suçlar benimdir.   Mustafa Sinan’ım düş yola yürü, Takılır peşine dert sürü sürü. Ömrümü çalan bu aşktan ötrü, Yâre işlediğim suçlar benimdir.        Mustafa Sinan Ay-Isparta    
KELAM-I KİBAR KİBAR-I KELAMEST(Büyüklerin sözü, sözlerin büyüğüdür)
  Büyükler buyurdular ki; Veysel Karâni hazretlerinin buyurduğu gibi, bizi ıslah edecek bir tek şey var. Ona, nasıl yaşıyorsun, demişler; akşam yattım mı, Azrail'i 'aleyhisselam' karşımda görüyorum. Sabahleyin kalkınca, yanımda görüyorum, demiş. Böyle düşünen bir insan ne yapar? Melek olur. Kim azar kudurur? Ölümü unutan. Ölüm hiç gelmeyecekmiş gibi, bu hesap kitapların hiçbirisi sorulmayacakmış gibi düşünenler, elbette ki o gün çok pişman olacaklardır. Büyükler buyuruyorlar ki; Mûtu kable ente mûtu. Siz ölmeden evvel ölün. Ne demek bu? Yani öldükten sonra başınıza gelecekleri gelmiş kabul edin. Ona alışın. Mûtu. Ölün. Kable ente mûtu. Ölmeden evvel ölün... Bugün konuşulan, bugün işitilen, bugün söylenen her bir şey önünüze teşekkül edecek. Orada her şey meydana çıkacak. Bunlara hiç hazırlanmayan bir insan, orada karşılaşınca, nereden geldi diye şaşıracak. İşte orada şaşırmamak için, burada kendini alıştırmak, egzersiz yapmak lazım.”
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.