Kaydet
a- | +A

“Son yıllarda yaşanan zor bir döneme rağmen bu coğrafyada Türkiye her geçen gün daha önemli hâle geldi. Önümüzdeki yıllarda ülkemizin, Avrupa ve Asya kıtalarını birleştiren köprü konumunda bulunması dolayısıyla ehemmiyeti artacaktır. Bu vasfından ötürü, diğer ülkeler karşısında fevkalade bir üstünlüğe sahiptir.

Bu avantajı stratejik bir vizyon ile ele alarak, buna uygun etkili ve tutarlı politikalar sürdürmek kaçınılmazdır. Buna mukabil, AB'ye tam üye olma çalışmaları devam ederken, diğer bölgeler de ihmal edilmemelidir. Bilhassa, tarihî ve kültürel bağlarımızın bulunduğu Türk dünyası ile siyasi, iktisadi, sosyal ve beşerî münasebetler sekteye uğratılmamalıdır. Bu Türk dış politikasının öncelikli alanlarında olmalıdır. Zira yıllarca totaliter bir rejim olan Sovyet Rusya’nın ideolojik hegemonyasından dolayı ihmâl edildi.

21. yüzyıla girmeden kısa bir süre önce Türk dünyası müstakil devletler oldu. Birdenbire ufukları açıldı. Halk seyahat hürriyetine kavuştu. Ülkemize oralardan gelip-gitmeler arttı. Soydaşlarımızın yaşadığı coğrafyalar kültür bakımından, kendinizi Anadolu’da; Bayburt’ta, Sivas’ta, Erzincan’da, Adana’da gibi hissedeceğiniz yerlerdir. Dilimiz bir, dinimiz bir, aynı halının desenleri gibiyiz. Ama ne var ki, sosyal ve kültürel manada bir birlikteliği sağlamakta zorlanmaktayız.

Diyoruz ki, aramızdaki çekişmeyi, rekabeti, kavgayı bir kenara bırakıp, büyük idealler peşinde koşmalıyız. İçerisinde bulunduğumuz coğrafi şartlar bizi buna icbar (zorlamak) etmektedir. Zira Türkler bugün bir olsalar, dünya Türk’ün adaleti, merhameti ve hoşgörüsü ile yeniden süslenecektir. Şu hâlde bu anlamsız kavgaların sebebi ne? Dipsiz bir kuyu dibinde bocalamak yerine, yabancı devletlerle rekabet ederek, her bakımdan, milletlerarası arenada güçlü olmak, “millî-manevi” değerlerle donatılmış ilim ve fikir adamları yetiştirmek mecburiyetindeyiz.

Kendine doğru ve tutarlı bir tarih bile yazamayan devletler, istediği yerde at koşturmaktadırlar. -İtiraf etmek gerekirse çalışıyor, mücadele ediyorlar.- Ne var ki bugün 250 milyona yakın Türk’ün -Türkiye hariç- kılı kıpırdamamakta, dünyada olup bitene seyirci kalmaktadır. Gaflet uykusundan ne zaman uyanacağız? Nitekim Peygamber efendimiz aleyhisselam; “Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır” buyurmuştur. Birlikten kuvvet, ayrılıktan felaket doğar. Bundan maksat, bedenlerin aynı yerde olması değil, gönüllerin bir, hedeflerin ortak, rüyaların beraber olmasıdır.

              Mehmet Can

ŞİİR

           Ey Gidi Ahşap Cami

Çocuktum o yıllarda geldim girdim içeri

Bakındım etrafına vardı şurda minberi

Küçük bir odasında sediriyle minderi

Kimler geldi uğradı ey gidi ahşap cami

Kendine has kokusu ağaçları halısı

Kitaplığında durur ilmihalden bazısı

Rahlelerde öğrendi çocuklar harf yazısı

Kimler okudu sende ey gidi ahşap cami

Cuma günlerinde çok doluydun bir zamanlar

Bayram günlerindeyse gurbetçiler uğrarlar

Hatırası olanlar benim gibi ağlarlar

Kimler uğradı sana ey gidi ahşap cami

Minareye çıkmıştım, çok heyecanlanmıştım

Hoca buyurmuştu da ezanı okumuştum

Tegannisiz makamla kulağa dokunmuştum

Kimler söyledi sende ey gidi ahşap cami

Yasinler, ilahiler, Kur’ân’dan çok âyetler

Kandillerde namazda okurduk müezzinler

Okul tatil olunca başlardı cüz ve dersler

Kimler diz çökmedi ki ey gidi ahşap cami

Serin akardı suyu bahçesinde dut vardı

Duvarının dibinde kızıl erik ağacı

Örtü getirirdik de silkelerdik onları

Kimler yemedi meyve ey gidi ahşap cami

                 Sinan Korkmaz-Düzce

ENTERESAN BİLGİLER

DENİZCİLİK BAYRAMI: Bir devletin bir limanından alınan yük ve yolcuların, aynı devletin diğer bir limanına deniz yoluyla nakledilmesi eylemine Kabotaj denilmektedir. Denizlerde ticaret serbestisi genel bir kural olmakla birlikte, yurt içi denizciliği yapmak genellikle o ülkenin vatandaşlarına özel bir haktır. Buna kabotaj hakkı denilmektedir.

Türkiye’de, 1923 Lozan Antlaşmasının 28. maddesiyle kaldırılan (ilga edilen) kapitülasyonlar ve akdedilen ticaret sözleşmesi uyarınca “Ülkesinin kabotaj hakkı ile liman hizmetlerini (çekme, kılavuzluk) kendi sancağına özel olmuş bulunmaktadır.”

Söz konusu ticaret sözleşmesi ile elde edilen kabotaj hakkı, 815 sayılı Kabotaj Kânunu ile tespit edilmiş ve bunun kanunun yürürlüğe girdiği 1.7.1926 tarihinin yıl dönümleri “Denizcilik Bayramı” kabul edilmiştir.