İlber Ortaylı isyan etmişti: Sistematik olarak tahrip edilen Osmanlı eserleri!
Tarihçi, yazar Prof. Dr. İlber ORtaylı hayatını kaybetti. Vefatıyla birlikte Ortaylı hakkında paylaşımlar ve sözleri sosyal medyanın gündeminde. Çeşitli zamanlarda sözleriyle gündem olan ünlü tarihçinin, Topkapı Sarayı Müzesi Başkanlığı döneminde Türkiye gazetesine verdiği bir röportaj da gündem olmuştu.
Yakın zamanda sağlık problemleriyle gündeme gelen ünlü tarihçi, akademisyen Prof. Dr. İlber Ortaylı hayatını kaybetti.
Kitapları, röportajları ve çeşitli yönleriyle zaman zaman gündem olan Ortaylı, Türkiye'nin yakın tarihine damgasını vuran isimlerden biri oldu.
Ünlü tarihçinin en hassas olduğu konuların başında pek çok tarihçi gibi Osmanlı eserleri geliyordu.
Topkapı Sarayı Müzesi Başkanlığı yapan Ortaylı, 2008 yılında gazetemize konuşarak Osmanlı eserlerinin tahrip edilmesi konusuna dikkat çekmişti.
İşte dikkat çeken 28 Mart 2008 tarihli o röportajı:
İLBER ORTAYLI'NIN İSYANI
"Yılların ihmalini masaya yatırıyoruz. Bu çalışmamızı yaparken de Türkiye’nin önde gelen tarih simalarından, Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı Prof. Dr. İlber Ortaylı ile yola çıkıyoruz...
Tahribat konusundaki çelişkili bilgilere ateş püsküren Prof. Dr. İlber Ortaylı, uzun sohbetimize şu cümlelerle başlıyor:
“Tarihî eserler konusundaki duyarlılığınız için sizi tebrik ederim. Yaptığınız çalışma bu ülke için çok önemli. Bu görüntüler içimizi burkuyor ve insanı çıldırtıyor. Önce kendi kendimize sormamız lazım: ‘Ne tahrip ediliyor?’ Birileri ‘Bizans tahrip ediliyor’ diyor. Hayır! Sistematik olarak tahrip edilen Osmanlı eserleri!
Restorasyon yapanlar bu işi bilinçli mi yapıyor?.. Canına okuyorlar tarihî eserlerin. Her tadilatta, her restorasyonda kıymetli taşlar yok oluyor. Bu eserleri numaralayan ve listesini çıkaran yok. Eserlerimiz meçhul istikametlere gidiyor.”
“BURJUVAZİ ÇALIYOR”
Ortaylı, sözlerini şöyle sürdürüyor:
“İşin kötü tarafı Türk burjuvazisi eski eser toplamaya başladı. Bu bir felaket. Burjuvazi korkunç bir şekilde eser peşinde koşuyor. Üsküdar’daki soygunda birileri yakalandı ama hâlâ yakalanamayanlar da var. Bunun takibi yapılmalı.
Programlanmış olarak bir ‘yıkım’ ve ‘yağmalama’ mevcut. Türkiye’nin kültürel mirasına düşmanlık yapılıyor. Birileri Türk tarihini yağmalıyor.
Bizim gençlerimiz de kendini yetiştirmiyor. Bir kahve kültürü aldı başını gidiyor.”
Prof. Dr. İlber Ortaylı’ya restore edilen tarihî eserlerin fotoğrafları gösterilerek yapılan tahribata dikkat çekildi.
“RESTORASYON KIYIMI”
Ortaylı, restorasyon adı altında yapılan bazı uygulamalar hakkında ise şunları söyledi:
“Anıtlar Kurulu bu tahribatın farkında mı? Bir iş ve düzenleme yapılacaksa buna göre mühendis, mimar, dekoratör tutulur. Vakıf mühendislerimiz vardı, ne oldu? Kurullar vardı...
Yenilenmesi bazen daha kötü oluyor. Restorasyonda fiilen çalışanlar genellikle bilgisiz insanlar. Bazı hâllerde eserler tahribata uğratılıyor. Bıraksınlar kendi hâlinde kalsın.
Restorasyon başladığı zaman kitabeler, kabir taşları çalınıyor. Her hazirede olduğu gibi değerli olan taşlar bir yerlere gidiyor. Şehzadebaşı Camii’ne gidin; oradaki taşlar bir hizada üstünkörü dizilmiş. Bu eserlerin orijinal bir duruşu var. Nerede şimdi? Yok!
Zaten taşların birçoğu da kayıp. Restore eden müteahhitler eserleri kırıyorlar ve zarar veriyorlar. Bir yer restore edildiği zaman zarar veriliyor. Çünkü bu işi yapanlar bilinçli davranıyor.”
“ORGAN MAFYASI GİBİ...”
Tarihî eserlere yapılan restorasyonlarda vurdumduymazlık görüntüsünün sergilendiğine dikkat çeken Ortaylı sözlerini şöyle sürdürdü:
“Anıtlar Kurulu bu tahribatın farkında mı? Zaten oradaki taşların envanteri yok. Var diyen de yalan söyler. Elde kayıt olmayınca eserler kayboluyor. Tadilat için verildiğine dair bir ön rapor bile yok.
Dağınık duran eserler, taşlar bir yerlere dikilip toplanıyor. Büyük bir kısmı yok oluyor. Kitabeleri, kabir taşlarını ve diğer eserleri balyozlarla parçalamalarının sebebi taşımak. Eserleri küçük parçalar hâlinde götürmeye çalışıyorlar. Kırmalarının başka bir nedeni olamaz.
Hani organ nakli çıktığında herkes sevindi. ‘Artık göz nakli yapılabiliyor’ dendi. Sonra aniden çocuklar ortadan kaybolmaya başladı. Buna benziyor...”
