MURAT ÖZTEKİN

Türk resim sanatının yeni nesil sanatçılarından Hasan Çevik, eserlerinde tabiatı merkezine alıyor, orada gördüğü simgesel yönü kuvvetli nesneleri tuvaline taşıyor. Böylece geleneksel manzara ressamlarının izini, modern bir şekilde sürüyor… Daha önce Kapadokya’nın tabii taşlarını bir sergiye taşıyan sanatçı bu defa “Sessizlik” diyor. Çevik’in tabiatın sükûnetini yansıtan eserleri önümüzdeki günlerde Galeri Diani’de “Sessizlik” isimli sergiyle sanatseverlerle buluşuyor. “Kendimi bozup yeniden kurgulayan, ne yaptığının farkında olmaya da çalışan birisi olarak tanımlıyorum” diyen ressam Hasan Çevik, sergi öncesinde sorularımızı cevapladı.
Eserlerinde tabiattan parçaları yeni bir formla tuvale taşıdığını söyleyen Çevik “Manzara resmiyle benzer konuları kullanıyorum fakat tabiatı veya karşımdaki görüntüyü taklit etmek gibi bir niyetim yok. Farklı, simgesel yanı ağır basan bir sonuca ulaşmaya çalışıyorum” ifadelerini kullanıyor.

İLK NEFESTEN SON NEFESE…
Sanatçı Çevik, eserlerinin merkezinde olan tabiat hakkında ise şunları söylüyor: Tabiat, insanoğlunun ilk nefesten son nefese kadar parçası olduğu yer. Doğa her türden duygu ve düşüncelerimizin bir şekilde görsel karşılığını önüme çıkarıyor diye düşünüyorum. Ulaşılmaz dağlar, nehirler, göller, ormanlar… Her biri duygu dünyamda çok çeşitli çağrışımlara sebep oluyor. Kontrol etmeye çalışsak da tabiatın minik bir parçasıyız ve kökten ona bağlıyız. Bu da bizde önce hayranlık sonra yetersizlik en sonunda da çaresizlik duygusu meydana getiriyor.  
“Modern insan, doğanın varlığını ancak tatillerde fark edebiliyor” diyen sanatçı Çevik “Tabiattan kopmak kendi varlığımızdan kopmak gibi geliyor bana. Ancak doğayı da, uygarlığı da, kendimizi de abartmadan yaşamalıyız diye düşünüyorum” ifadelerini kullanıyor.

RESİMLERİM RUHUMUN YANSIMASI
Ressam Hasan Çevik yeni açılacak sergisine niçin “Sessizlik” ismini verdiğini şöyle izah ediyor: Bu resimlerimin ruh dünyamda meydana getirdiği duygu: Sükûnet… Resimlerin oluşum safhasında serginin ismi de ortaya çıkmış oldu yani. Eserlerimin bütününe baktığımızda sanki tabiat içerisinde değiştirilmiş bir alanı, sessiz ama hayati şekilde kurgulanmış bir tabiat içerisinde değişik ruh durumlarıyla izler gibi olacağımızı düşünüyorum.