Kanserli hücreye erişimde 49 kat artış! Nanorobotlar kanser tedavisini kökten değiştirecek
Kanser tedavisinde kullanılan ilaçların büyük bir kısmı, kan dolaşımında rastgele ilerliyor ve hedef hücrelere ulaşamadan vücuttan atılıyor. Ancak, Çinli araştırmacılar, bu soruna yeni bir çözüm buldu. Enjekte edilebilir nanorobotlar, tümörlere doğrudan saldırmak için kanser hücrelerini hedef aldı.
- Çin'de geliştirilen Janus nanoparçacıkları, kanserli hücreleri doğrudan hedefleyerek tümör baskılamada pasif yöntemlere göre 49 kat daha fazla etkinlik gösterdi.
- Nanorobotlar, bir yüzeyindeki üreaz enzimi ile itki sağlarken, diğer yüzeyindeki katalaz enzimi ile kanserli hücrelerin salgıladığı hidrojen peroksiti takip ederek tümöre yöneliyor.
- Fareler üzerinde yapılan testlerde nanorobotların biyogüvenli olduğu ve herhangi bir belirgin hasara yol açmadığı tespit edildi.
- Teknolojinin klinik kullanıma geçişi için seri üretim, daha kapsamlı güvenlik çalışmaları ve insan tümörlerindeki kimyasal sinyallerin doğrulanması gerekiyor.
Kanserli hücreleri doğrudan hedef almak üzere tasarlanan ve vücut kimyasallarını yakıt olarak kullanan enjekte edilebilir nanorobotların, tümör baskılamada geleneksel yöntemlere göre 49 kat daha fazla etkili olduğu görüldü.
Çin’de yer alan Wuhan Teknoloji Üniversitesi'nden Dr. Jianguo Guan liderliğindeki bir araştırma ekibi tarafından geliştirilen bu Janus nanoparçacıkları, kanser tedavisinde ilaçların tümöre hedeflenmesi sorununa çözüm sunmayı amaçlıyor.
National Science Review dergisinde yayımlanan çalışmada, uzmanlar, bu yöntemin ilaç taşıyıcılarının sürüklenmek yerine, tıpkı bir denizaltı gibi sıvının içinde kendilerini iterek ilerlemesini sağladığını vurguladı.
NANOROBOTLAR TÜMÖRLERİ NASIL HEDEFLİYOR?
Guan, nanorobotların, her iki yüzeyi farklı kimyasal görevler üstlenebilen, "Janus nanoparçacık" adı verilen minik bir parça ile kaplandığını belirtti.
Araştırmacılar, bu iki yüzeyli yapının, nanorobota hem itki hem de yönlendirme yeteneği kazandırdığını açıkladı. Parçacığın bir yüzeyine yerleştirilen üreaz enzimi, kan dolaşımında doğal olarak bulunan üre ile tepkimeye girerek parçacığın ileri doğru itilmesini sağlıyor.
Diğer yüzeye sabitlenen katalaz enzimi ise, kanserli hücrelerin sağlıklı hücrelere göre daha fazla salgıladığı hidrojen peroksit kimyasalını takip ediyor. Katalaz, peroksiti su ve oksijene parçalayarak, parçacığı yüksek peroksit konsantrasyonuna sahip tümör bölgelerine doğru yönlendiren küçük bir itki oluşturuyor. Bu kimyasal güdümlü harekete kemotaksi adı veriliyor.
49 KAT DAHA FAZLA BAŞARI GÖSTERDİ
Diğer taraftan çalışmada, pasif ilaç parçacıkları kan akışıyla sürüklenirken, bu parçacıkların katı tümörlere ulaşma oranının sadece yüzde 0,7 civarında olduğu görüldü. Ancak, nanorobotlar bu düşük başarı oranını tamamen değiştirdi.
Tümörlü fareler üzerinde yapılan deneyler, enjekte edilen nanorobotların pasif parçacıklara kıyasla tümör kimyasına doğru daha etkin bir şekilde hareket ettiğini ve tümör dokusuna çok daha derin nüfuz ettiğini gösterdi.
Nanorobotlar, antikanser ilaçları taşıdığında, tümör baskılanması aynı modeldeki pasif muadillerine göre tam 49 kat arttı. Bu sonuçlar, ilacın çok daha fazlasının hedeflenen kanserli hücrelere ulaştığını kanıtladı.
İNSANLARDA DENENMEYE NE ZAMAN BAŞLAYACAK?
Araştırmacılar, nanorobotların farelerdeki biyolojik güvenliğini de test etti. Farelerde ağırlık, kan kimyası ve organ dokusunda herhangi bir belirgin hasar tespit edilmedi. Dr. Guan, "Bu sonuçlar, nanorobotların canlı içinde iyi bir biyogüvenliğe sahip olduğunu gösteriyor" dedi.
Ancak uzmanlar, bu teknolojinin klinik pratiğe aktarılmasının, seri üretime uygun üretim yöntemleri, daha kapsamlı güvenlik çalışmaları ve insan tümörlerinin de bu nanorobotlar için "kullanılabilir kimyasal sinyaller" sağlayıp sağlamadığının kanıtlanmasına bağlı olduğunu söyledi.
