BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Sadece mantı ve pastırma yetmez

‘Mantı’, ‘Pastırma’ ve ‘Erciyes’le kendini sınırlamış olan Kayseri, günümüzün önemli bir turizm malzemesi olan yiyecek ve içecek sektöründe en az ülkemizdeki diğer bölgeler kadar var olduğunu ifade etmelidir; şehir bu birikim, bilgi, enerji ve beceriye sahiptir

İpek Yolu üzerinde yer almasıyla yüzyıllarca köprü görevi görmüş, Anadolu’nun görmeye ve yaşamaya değer şehirlerinden Kayseri... Anadolu’daki doğu-batı ve kuzey-güney aksının ortasında yer alan Kayseri, tarih boyunca ticaret yollarının kesiştiği bir cazibe merkezi olmuş. Günümüzde şehir merkezine 20 kilometre uzaklıktaki Asur ve Hitit tüccarlarını buluşturan muazzam büyüklükteki Kaniş ve Karum ticaret kolonileri, belki de dünyanın ilk alışveriş ve ithalat, ihracat merkezleri olarak biliniyor. Roma İmparatorluğu’nun Anadolu’daki darphanelerinden biri olan ve üzerinde Erciyes Dağı betimlenen Kayseri, aynı zamanda bir finans şehri. Ekonomi ve ticaret Kayseri’ye beraberinde mimariyi ve sanatı getirdiğinden şehrin bu grift kültürel dokusunu elbette gastronomiden ayrı düşünemezsiniz. Diğer taraftan Anadolu’nun en eski şehirlerinden Kayseri, günümüzde ticaret ve sanayi şehri olarak nam salmış Türkiye’nin en modern şehirlerinden biri. Özetle üzerinde yaşattığı medeniyetler ve onların kültürleri de eklenince sıra dışı bir şehir. Bölgenin ekonomik anlamda umut kenti.
Fakat ülkemizin birkaç öne çıkan Gastronomi şehrinde yaşanan problem burada da görülmekte. Kayseri ‘Mantı’, ‘Pastırma’ ve ‘Erciyes’le kendini sınırlamış. Son elli yıldır süren kafa karışıklıklarına son vermeli. Günümüzün önemli bir turizm malzemesi olan yiyecek ve içecek sektöründe en az ülkemizdeki diğer bölgeler kadar var olduğunu ifade etmelidir. KAYSERİ bu birikime, bilgiye, enerjiye ve beceriye sahiptir. Anlatacaksın ve doğru uygulayacaksın formül artık ‘TURİZM’de. Kayseri coğrafyasının somut olmayan soyut kültür varlıkları olan yiyecek ve içecek kültürü aslında hem onlarla övünmeyi hem de bir değer olarak yaşatılmayı hak ediyor. Kayseri’nin mutfak zenginliği, kış turizmi potansiyeli, tabii güzellikleriyle ülkemizin turizm bağlamındaki yükselen yıldızlarından olması gerekir. Kayseri’nin coğrafi yapısı ve kültürel, tabii zenginliklerini ve mevcut turizm potansiyelini (KIŞ TURİZMİ) dikkate aldığımızda geliştirilebilir turizm türünün EKO-TURİZM VE GASTRO-TURİZM olacağı görülüyor.
Kayseri’nin tanıtımını en çok da bu şehirde yaşayanlara yaptırmalıdır. Ortak sorumluluk planlama ve koordinasyon yerel dinamiklerin eş güdümü içinde yapılmalı; önceliklerin ortak akılla belirlenmesi metodlarını kullanarak “BİZ” bilinci oluşturulmalıdır. Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nce 16/17 Kasım tarihlerinde düzenlenen Kayseri Gastronomi Turizmi Çalıştayı vesilesiyle tanıştığım Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’ta gördüğümüz heyecan “BİZ” bilincini oluşturabilecek gibi görünüyor. Kayseri inanırsa çok şeyler başarabilir, fark oluşturabilir. Değişim şüphesizdir ki bir heyecan meselesi.
Tam da burada Kayseri’nin Hürmetçi Sazlığı’ndaki yılkı atlarının Erciyes dağı eteğinde kendini gösterdiği inanılmaz manzara aklıma geliyor. Bulunduğumuz yer Amerika’nın vahşi batısı değil. Karşımızda yükselen dağ Erciyes, atlar da Kayseri’nin efsanevi yılkı atları. 2000’li yılların başından beri hayatının her anında var olan fotoğraf serüvenini, 15 yıldır sürdürdüğü öğretmenlik mesleğini 2016 yılında bırakacak kadar ileri götüren fotoğraf sanatçısı Nuri Çorbacıoğlu, bir bakıma Sultan Sazlığı’nın devamı olan bölgenin fotoğraf, binicilik ve gastronomi meraklıları tarafından keşfedilmesi için çalışıyor. “Anadolu’ya Yolculuk” ismiyle yılkı atları başta olmak üzere Anadolu’nun tarihi, coğrafi ve kültürel bütün zenginliklerini birlikte keşfetmek isteyenler için fotoğraf turları düzenliyor. Türkiye ve belki de dünyadaki en kalabalık yılkı atı sürüsü Kayseri’deki Hürmetçi Sazlığı’nda yaşıyor.  Burası şu an 2. derece sit alanı. Hatta ‘Millî önemi haiz sulak alan’ statüsünde. Umarım Kayseri böyle bir Allah vergisi coğrafi değerin farkındadır. Nuri Bilge Ceylan’ın ‘Kış Uykusu’ filmi, Feridun Düzağaç’ın ‘Kül’ şarkısının klibi, Huawei’nin son reklam filmi, TRT belgeseli ve daha birçok klip ve dizinin yolu buradan geçmiş.
Tabii ki hikâye kolay oluşmamış. Yılkı atları, Hürmetçi köy’nde Ali Dayı olarak tanınan at tüccarının çiftliğinde yarı yabani olarak kalabalık bir sürü şeklinde bir arada yaşamakta. Nuri Çorbacıoğlu önceleri sadece Ali Dayı ile ahbaplık etmek ve fotoğraf çekmek için gidiyormuş köye. Başta Ali Dayı olmak üzere köylüler de, atlar da bu işe hazır değillermiş. Atların görsel gücünü fotoğrafla birleştirme fikrinden ‘Biz buraya diğer fotoğrafçıları da getirmeliyiz’ diyerek Kayseri turizmi için de fevkalade önemli olan bir katma değer oluşturmuşlar. Hürmetçi Sazlığı’nda 300’den fazla atla birlikte iki bine yakın manda da mevcut. Sazlıktan beslenen bu mandalar köylünün asıl geçim kaynağı. Hürmetçi Sazlığı sadece atlardan ibaret değil. Yani mandalar da atlar kadar turizm potansiyeli taşıyor. Sazlığın bulunduğu köyde Nurettin Kemer ve ailesinin bakkalından natürel manda ürünlerini satın alırken ayrıca bu ürünlerle kahvaltı etmek de mümkün. Kahvaltı derken gerçek manda kaymağı, sucuğu, pastırması, peyniri, yoğurdu, tereyağı, sahanda köy yumurtası, köy tandır ekmeği, Erciyes balı, kısacası gerçek köy kahvaltısı. Hele Hörmet Hanım’ın manda sütlü köy ketesi de varsa yapılan kahvaltı bu kadim coğrafyanın konukseverliğini bize gösterirken Kayseri’de mutfağın karın doyurmaktan daha fazla bir şey olduğunu yeniden düşündürüyor. Kayseri için Hürmetçi sadece fotoğrafik açıdan değil gastronomi turizmi açısından da çok zengin bir değer. Dolayısıyla Hürmetçi Sazlığı, Kayseri’de gastronomi açısından dikkat çekilmesi gereken noktalardan. Orada gerçek köy hayatı devam ediyor. İki bin kadar manda, yüzlerce koyun var, binlerce kuş barınıyor. Sadece fotoğrafçılar değil bir belgeselin içinde yaşamak isteyenler için de keşfedilmeyi bekleyen bir HAZİNE. Ancak siz Kayseri’yi bu küçük alanda yazdıklarımla değerlendirmeyin. Yakında ‘Develi Cıvıklısı’nı, ‘Yamula Patlıcanı’nı, ‘Cırgalan Biberi’ni, ‘Erciyes Balı’nı, ‘Gacer Buğdayı’nı, işkembe tuzlaması ‘DIDIK’ı, ‘Gilaburu’yu, ‘Çömlek Peyniri’ni Gömeç ve Çomaklı fasulyelerini ve daha onlarca lezzeti buradan paylaşacağım.

MANDA KAYMAĞI
Öncelikle manda sütü odun ateşinde kazanlarda kaynatılır. 15-20 dakika savrulur kaynadığı yerde. Bunun sebebi sütün ve yağın birbirinden ayrılmasıdır. Ardından sütler 10-15 litre arası süt alan bakır leğenlere dökülür. Leğenler közlerin üzerine konulur ve közler 3-4 saatte bir değiştirilir. Bu işlem 3-4 defa tekrarlanır. Bu işlem bittikten sonra leğen dolaba konulur. On saatten fazla dolapta dinlendirilir.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
611359 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/adnan-sahin/611359.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT