BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

BİZ, BÖYLE DEĞİLDİK!..

Kendimiz olmaktan, asaletimizden, varlık değerlerimizden uzaklaşma tehlikesi içindeyiz… Bu tehlike yeni değil, asrı çok aşkın bir felâket seli, çoğala çoğala geldi ve nihâyet kapıya dayandı. Millet olarak bizi, biz yapan hangi kıymetlerse bu cephelerimizde kayıplar yaşamakta, öldürücü darbeler almaktayız…
Şahsî ahlâktan aileye, oradan cemiyete kadar çok kaygı verici vak’alara şahit olmaktayız. Bu cürüm, cinayet ve hâdiseler, artık birer sıradan üçüncü sayfa haberi değildir. Topyekûn toplumu sarsan çok kaygı verici, muazzam korkutucu olaylardır ve manşetliktir. Asıl manşet, Türkiye yahut dünya gündemi değil, bunlardır. Geçen haftayı bitirirken bir genç, bir ilimizde babasını, bir genç başka bir ilimizde kardeşini öldürdü. Bir diğer ilimizde insan şeklinde bir mahlûk, 92 yaşındaki bir nineye insanın elinin yazmaya varmadığı kötülükleri revâ gördükten sonra onu boğarak öldürdü. Ardından bir diğer insan kılıklı yaratık, boşanmış olduğu eşini, 5 yaşındaki müşterek çocukları önünde ve sokak ortasında bayıltıncaya, hastanelik edinceye kadar zalimâne, gaddarca dövdü.
Dikkat edilmiştir, olayların yaşandığı illerle ilçe adını yazmadık. Zira bunlar çok nadirattan olarak bu yerlerde işlenmiş suçlar değil. Her zaman ve her yerde görülüyor. Onun için bu her biri değişik bölgemizdeki vilayetlerimizle kazamızı teşhir eder gibi göstermek istemedik. Ayrıca sebepleri de zikretmedik. Çünkü bu suçları işlemenin bir mâzereti olamaz…
Bir tarafta boşanma seli, bir tarafta ırza saldırı, vahşet, şiddet vs... Üstelik yalnızca insana da yapılmıyor. Birkaç gün önce de bir inşaatta bir sürü köpeğin ayaklarını kesmiş, kendilerini de betona gömmüşlerdi. Bu da yeni değildi. Daha evvel de benzeri ika edilmişti. Bunlar, bir kısım insanlarda vicdanın, insafın, merhametin, adaletin, şefkatin… nasıl kayba uğradığının korkutucu, ibretlik ve berbat manzaralarıdır. İnternette arama motorlarına "baba katili", "anne katili", "kardeş katili", "eş katili", “hayvan katili", "boşandığı eş", "boşanma", "sarhoş", "uyuşturucu" gibi başlıklar yazıldığında utandırıcı, düşündürücü çoklukta kirli malzeme ile karşılaşılıyor.
Böylesi suçlar, cins itibarıyla insanlığın başlangıcından beri olabilir. Başka ülkelerde de yaşanabilir. Bizim geçmişimizde de görülmüştür. Ancak son on yıllardaki bu korkutucu tırmanış tarihimizin hiçbir döneminde olmadı. Böyle bir hâdise, bir millet için, rûhî, mânevî, ictimâî çöküşün habercisidir. Vicdan kuruyunca, insaf tükenince, insan şeklen insandır…
Günümüz çağdaş hayatında anneler günü var, babalar günü var, sevgililer günü var, kadınlar günü var… Diyanet, Millî Eğitim, Aile Bakanlığı, Yeşilay, Muhtarlıklar, Adalet Sarayları, Kanaat Önderleri vs. vs… var ama bu saydığımız ve artık terörün bir başka çehresi olan yıkım büyüyerek devam ediyor. Denecektir ki: "Sorumlu kim?" Sorumlu sen, ben, o… herkes, hepimiz. Hoca, öğretmen, hukukçu, gazeteci, akademisyen, yönetici, siyasetçi, ekran, kanaat önderi… kim varsa hepimiz!.. Bir cinayet, şiddet, tecavüz, boşanma… işlendiğinde birkaç gün, o klişe sözle söylersek "Türkiye ayağa kalkıyor" sonra yerine oturup ay çekirdeği eşliğinde maçını seyretmeye devam ediyor…
Teknoloji gelişti, insan geriledi.
Cihazlar akıllandı, beyinler zayıfladı.
İnternet sınırları kaldırdı, insan hayâdan uzaklaştı.
Robot, öğretilmiş akılla yükselirken nefs azmanı insan, ruhsuz robotlaşmaya doğru gidiyor.
Biz bu değiliz… Hiçbir zamanda biz, asla bu olmadık. Önceki asırlarımızda 10 yılda karşılaşılan boşanma sayısı şimdi bir ayda görülmekte. Bu hazin istatistik diğer sahalarda da aynı. Kendimizi kaybettik. Biz, biz olmaktan çıkıyoruz. Tehlike kapıda. Sel yıkıp geçecek. Onun için her birimiz kafa yormalı, olayı gündelik siyaset terazisinde tartma yanlışlığına kapılmadan, çok daha önemli bir evleviyetle bu dertleri topluca ele alıp tespitler, teşhirler yapmalı ve kalıcı çâreler bulmalıyız…
Bize çok sayıda sosyal uzman, çocuk gelişimci, psikolog ve sosyolog müracaatı olmakta. Onlar, bu konuda iddialılar. Söyleyecek sözleri var. "Fırsat verilsin, bu yarayı iyileştiririz!" demekteler. Yukarıda bazılarını saydığımız mesleklerle birlikte bu insanlar ve yararlı olacak kim varsa herkesten faydalanmalı ve tuz kokmadan önleyici tedbirleri almalıyız.
Teknolojisi olan,
Diploması olan,
Fakat;
irfanı olmayan bir zemin sağlam kalamaz.
Gök çöker,
yer yarılır!!!..
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
617933 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/617933.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT