BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

YANGIN DERSİ

28 Temmuz’da Akdeniz Bölgemizde çıkan ve ardından ihanetlerle çoğaltılan yangın, 40’ı aşkın il ve yüzlerce noktaya sıçramışken 10 gün gibi bir zamanda söndürüldüyse bu büyük bir başarıdır. Yangın, ilk görüldüğünde yanlış yerden bir tartışma başlamasaydı süre daha kısalabilirdi. 10 günle teselli olmamız, dünyadaki benzer yangınların devam ediyor olmasındandır.
Yanlış yerden tartışma başlatmaktan kastımız şudur:
İlk 3 gün gündemi en az yangın kadar THK meşgul etti. İnsanlar şehit olup, ormandaki canlılar ölür, ormanlar, küle dönerken birileri ekran ve manşetlerden "THK nerede? Türk Hava Kurumu uçakları devreye girseydi yangın çabucak sönerdi, iktidar arazi kazanıp otel yaptırmak için bu yangınları kasten çıkarttı!!!" diye bağırıyordu…
Bağırtılara dış merkezli "Help Turkey" psikolojik taarruzu da eklenmişti. Bunlar olurken devlet, insan ve tekerlekli ve uçar araç-gereç araçlarımızı devreye soktu ve gerekli temasları kurarak Azerbaycan, Ukrayna, İran, Rusya gibi ülkelerden de destek temin etti. Helikopter ve uçaklar geldi. Azerbaycan asker de gönderdi.
Şimdi yaralar sarılıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bizzat haber verdi ki yanan orman arazisine inşaat namına tek çivi çakılmayacak ve yıl sonuna kadar 252 milyon fidan dikilecek.
10 günün hikâyesi budur. Ancak bu alevlerle nefret dolu söylemlere bir daha fırsat vermemek için yaşadığımız şu yangın felaketinden ders çıkarıp geleceğe dönük olarak tedbirler almalıyız.
Ne dedik?
Meseleye yanlış yerden başlandı!
Muhalefet ve muhalefet sözcüsü edalı konuşmacılar, iktidarı THK gibi cumhuriyet değeri bir kuruma ideolojik tavır koymakla suçluyorlardı. Onlara göre böyle olmasaydı kurum hangarındaki yangın söndürme uçakları sahaya sevk edilirdi.
Böyle bir mantık akla ziyandır:
Yangın çıkacak ve ülke sorumlusu bir iktidar, ideolojik körlükle hazır uçak filosunu kullanmayacak? Böyle bir iddianın anlaşılır, izah edilir tarafı var mıdır? Nitekim mesele derhal aydınlandı. THK yıllar içinde zimmet, yolsuzluk, suiistimal yapılarak talan edilmiş. Devlet de bunun üzerine buraya 16 Ekim 2019’da kayyum tayin etmiş.
Bundan böyle yapılacakları iki başlık altında toplamak mümkündür.
Birincisi THK’yı kurtarmak:
İkincisi de bir yangın söndürme hava filosu kurmak. Maksat, THK’nın yangın söndürme uçaklarına sahip olması değildir. Maksat, ihtiyaç hâlinde kullanmak için yangın söndürme uçak, helikopter İHA’larına sahip olmak ve bunları harekete hazır tutmaktır. THK’nın kuruluş metninde yangın söndürme diye bir madde yoktur. 1925’te Türk Tayyare Cemiyeti adıyla hayata geçen kuruluşun hedefleri şunlardı:
-Türk havacılık sanayiini kurmak, askerî ve çeşitli sivil havacılık hizmetlerini geliştirmek.
Bu hedeflere varamadıysa da motor imalatı gibi bazı teşebbüsleri oldu. Cumhurbaşkanı, kuvvet komutanları ve Ankara valisinin tabiî üye olduğu cemiyet için gelir kaynağı, Türk milletinin inanç dokusuyla çatıştırılmıştı. Malî irâd olarak kurban derileri, zekât ve fitre gösteriliyordu. Darbelerde cuntalar, kurban kesen vatandaşlardan polis zoruyla kurban derileri topladılar. Yıllarca kaçmaca-kovalamaca yaşandı. Vatandaşın THK’dan soğuması için ne lâzımsa yapıldı. Nihayet 2011 yılında THK vakıf hâline geldi ve kuruluş gayesine uygun olarak THK Üniversitesi kuruldu.
Bugün yapılacak olan şudur:
THK’da cereyan eden her türlü yolsuzluk, bütün teferruatıyla paylaşılmalıdır. İdari safha nedir, adli safha nedir, zarar-ziyan nedir, uçaklar neden tamir edilmemiştir, tamiri mümkün değil idiyse neden satılmamıştır?
Bu soruşturma sürerken diğer taraftan da yangın söndürme faaliyetinden çekilmelidir. Nitekim kurban derisi vs. ile alakası kesilmiştir.
THK, münhasıran havacılık sahasında çalışmalı, pilot yetiştirmeli vs. vs...
O zaman dile gelecek sual şudur:
-Yangın söndürme uçak, helikopter ve İHA filosu nerenin uhdesinde olmalıdır?
Bize göre İtfaiye Teşkilatı’nın.
Orman teşkilatı da olabilir ama bu teşkilat, sadece ormanlarla mükelleftir. İtfaiye teşkilatı ise her türlü yangına gider. İtfaiyenin zengin bir tecrübe ve tarihi vardır. 1714’te Yeniçeri Ocağı’na bağlı olarak "Dergâh-ı âli Tulumbacı Ocağı" ismiyle kurulmuş, 1826’da "Yangın Taburu" adını almış, 1923’te belediyeye devredilmiştir. Bir yangın gözetleme kulesi olarak Beyazıt Kulesi, keza 1749’da ahşap olarak yapılmış, 1826’da taşla yenilenmiştir. Bugün de yangın, yol ve hava durumu için kullanılmaya devam edilmektedir. Washington, DC âbidesinden bir asırdan fazla büyüktür.
Şöyle bir yapı teklif ediyoruz:
Bütün Türkiye’deki itfaiyeler, İçişleri Bakanlığı’nın bünyesinde olan AFAD-Afet Acil Durum Yönetim Başkanlığı’na bağlanabilir. 7 bölgemizin her birinde bir İtfaiye Bölge Başkanlığı kurulabilir. Bölgenin orman sahasına göre 3-7 arası uçak, helikopter, İHA tahsis edilebilir. Böylece itfaiyelerin yeter sayıda tekerlekli yangın söndürme araçları olduğu gibi helikopter, İHA ve uçağı da olacaktır. İhtiyaçlar önceleri satın alma veya kiralama ile temin edilebilir ancak en kısa sürede yerli imalat devreye girmelidir.
"Bir musibet, bin nasihatten evlâdır."
Asırlardır yangınlarla uğraşmaktayız. Zamanlar değişse de yangın bitmez. Hatta "yangın çağı"na girdiğimiz gibi tedirgin edici haberler de çıktı. İnsana düşen, tedbirde kusur etmemektir. Her dikkate rağmen yangın olsa bile zarar-ziyan asgaride tutulabilmelidir.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
620111 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/620111.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT