BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

DÜN, BUGÜN, YARIN!..

"Terör" ve "terörist" kelimelerinin lisanımızda yer etmesinin yarım asırlık bir geçmişi vardır. Önceleri anarşiyle terör, anarşistle terörist sözleri karıştırıldı. Bunlar, birbirine uzak tarifler olmasalar da aynı da değillerdir. Terör, Batı dillerindeki şiddet karşılığıdır. Her ülkede suçtur. Suçu sabit olan terörist, cemiyete ve insanlığa zarar veren eli silahlı zorbadır, şakîdir.

"Vekâlet Savaşları"na gelince; bu deyim, terör ve terörist kelimelerinden daha yenidir. O kadar ki lügatlerde yer alması çeyrek asrı bulur.

Dönemler, kelime ve mefhumlarını da üretiyorlar. Emperyalizm gibi, soykırım gibi, Orta Doğu gibi…

19. Asır, Fransız İhtilali’nin ateşlemesiyle millî devlet fikrinin keşfi, 20. Asır imparatorluklardan millî devletlere geçiş zamanlarıdır. 19 ve 20. Asırlar, hemen her günüyle savaşlar çağıdır. İnsanlık belki bu iki asır kadar sürekli ve şümullü ve uzun yüzyıllar boyu savaşmadı. Kayıplar, korkunçtur. Gerek bu iki asır ve gerekse önceki devirlerde harpler mertçe yapılırdı. Ordular, karşı karşıya gelir, harbin neticesinde galip ve mağlup olurdu.

I. Cihan Harbi ve II. Cihan Harbi bitti var sayılır. Fakat 1945’te başlayan Soğuk Savaş sürecinde önceki harpler, aslında şekil değiştirerek devam eder oldular. Bugün de süren saldırı, kan, gözyaşı, anarşi ve terör o başkalaşmanın kılık değiştirmenin kendisidir.

Bugün silah ve mertlik, düşmanlıkla dobralık yan yana değildir.

Bir tarafta güya dostluk, sözüm ona stratejik ortaklık, cephe birliği vs. gibi damıtılmış telaffuzlar edilirken diğer tarafta müttefikine karşı vekâlet savaşları yapılması söz konusudur. Bugün Türkiye’ye karşı ayaklanmış ne kadar eşkıya örgütü varsa her biri bir devlet tarafından kurulmuştur. O örgütler, kuran koruyucu devletin veya birden fazla devletin güdümündedir. Bu örgütlerle mücadele edilirken aynı zamanda ve aslında geç Osmanlı çağlarında "Düvel-i muazzama" dediğimiz devletler yani emperyalist, sömürgeci, müstemlekeci devletlerle de mücadele etmekteyiz. Bu anlamda bu çağa, "riyakâr asır" dense yeridir. Yaşadıklarımızdan dolayıdır ki Türkiye Cumhuriyeti zaviyesinden I. Dünya Harbi bitmemiştir.

Zaten bu dünya harbinde görülmemiş, yarım kalmış, dehşetli çapta haksızlık yapılmış hesaplarımız vardır. Misak-ı Millî öylece durmaktadır. KKTC, Suriye’nin kuzeyindeki Harekât Bölgesi ve Mavi Vatan, bu cephesiyle bir hak istirdadıdır.

Kısacası; ihanet ve saldırısına uğradığımız terör örgütleri, kendi çapulculuklarından ibaret değildir. Arkalarında namlı başkentler bulunmaktadır. Onlar adına, onların silahlarıyla tuzaklar kurmakta, mermiler yakmaktalar.

Terörle mücadele tarihimizi 3 kısma ayırmak mümkündür:

1980-2000

2000-2015

2015’ten günümüze kadar olan zaman…

Bu millî mücadeleyi istihbarat, asker ve emniyet kuvvetlerimizle yapmaktayız. Masonik bir yapılanma esrarında olan FETÖ örgütü yarım asır boyunca devletin bu üç temel unsurunu ele geçirmiş olduğundan ilk dönem tamamen kontrolündedir. İkinci dönem de kontrolündedir. Hâlbuki FETÖ’nün kendisi de taşeron örgüttür.

Bu yüzden son 7 sene hariç, yarım asrın kalan yıllarının tamamında aşağı-yukarı bütün terör karşıtı mücadeleler göstermelik, kandırmalık ve göz boyama şeklinde olmuştur. Anlaşmalı veya gafil manşetler sürekli olarak "Kandil yerle bir!" şurası yerle bir burası yerle bir diye haber verdiler ama bunlar, doğru değildi. Ardı, arkası kesilmeden evlere tabut tabut şehîdler gidiyordu. Bu manşetler, milletin ateşini düşürmek içindi.

Terörle mücadele, gerçekten ve layıkıyla 15 Temmuz İşgal ve Darbe Teşebbüsü İhaneti’nden sonra yapılır oldu. Devletin perdelenmiş gözleri böylece açıldı. Asker, adliye, polis, istihbarat ve öteki unsurlardan cerahat temizlendikçe "yerle bir" sözleri masal ve yalan olmaktan çıktı. Kendi savunma silahlarımızı yapmak bu mücadeleye inanılmaz bir güç kattı.

Bugün asker, emniyet, istihbarat ve maalesef ekran ve sütunlarda yer yer hedef hâline getirilen adliye, terörle mücadelede destanlar yazmaktadır.

Şu son 7 yılda yarım asırdakinden çok daha kararlı, azimli ve verimli bir mücadele yapılmıştır, yapılmaktadır. "Dinler arası diyalog" projesiyle dînimizi, itikadımızı bölmek isteyen, Türkiye’yi vesayet altına sokmaya uğraşan FETÖ ile Anadolu’yu bölme ihtirasındaki PKK ve her nev’î terör unsuruyla tavizsiz ve kararlı bir mücadele veriliyor. Vaat tutulmuş; teröristlerin inlerine girilmiştir. Paralı militanların, taşeron palyaçolarının sonu görülmüştür. Bu neticede politik, ekonomik ve akla gelebilen her türlü tehdit ve tuzağa rağmen azimle yoluna devam eden ve cephedeki kahramanlara destekte hiçbir şeyi esirgemeyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Hükûmetin ve aynı azimdeki Cumhur İttifakı’nın diğer ortağı Devlet Bahçeli’nin ve siyâsî iradeyi sahada temsil eden İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun hakkı ve payı büyüktür.

Öyle bir ihtimal yok ama biz yine de bugünden haber veriyoruz:

2023 Haziran’ında iktidar değişirse bu mücadele çöker.

Türkiye I. Cihan Harbi’ni asıl o zaman kaybeder.

Adı konmadık Sevr, işte o zaman uygulanır.

Hadise, bu kadar ciddidir.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
621835 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/621835.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT