BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

ASGARİ ÜCRET VE MAAŞLARA KORUMA TEDBİRLERİ

Önceki akşam konuşma yaptığımız TV’den bizi eve bırakan sürücü arkadaş, yol boyunca dert yandı. Dediği şuydu: "Henüz zamlı maaşı alamadık, şubatta alacağız ama fiyatlardaki artışlarla o zam cebimize girmeden eridi…" Bu insan dürüst, vatanını milletini seven, iktidara destek veren bir kimse. Kendisini gayet iyi tanıyoruz. İstemeden, böyle konuşuyordu. Şu var ki böylesi dertlenen vatandaşlar bir veya birkaç kişiden ibaret değil.

Hükûmet, hazine ve devlet imkânlarını zorlayarak asgari ücrete yüzde elli zam yaptığı gibi aylığı 1.500 liranın altında olan bütün vatandaşlara da seyyanen yüzde 100’e yakın zam yaparak maaşlarını 2.500 liraya yükseltti. Diğer taraftan memur, SGK ve Bağ-Kur emekli maaşları da yukarılara çekildi. Gerçi memur emeklisiyle diğer emekliler arasında hayli fark olması da ayrı bir şikâyet sebebi. Bununla beraber Hükûmetin, çalışan veya emekli veya maaşı çok altlarda kalmış olan vatandaşlarla evde bakım gibi, 65 yaş üstü vatandaşlara aylık ödemesi gibi bütün kalemlerde yapabileceğinin en iyisini yapma gayretiyle iyileştirmeler yaptığı da bir gerçektir.

Bu noktada insaflı davranmak ve hakkı teslim etmek gerekir. Hangi Hükûmet, daha çok para versin istemez? Hele seçime gidilirken bu yapılmaz mıydı? Şunun şurasında seçimlere 1 buçuk yıl kalmıştır. Eskiden seçim menziline girilince "seçim ekonomisi" diye hesapsız kitapsız lütufkârlıklar yapılır, seçimlerden sonra da kaşıkla verilenler kepçeyle geri alınırdı. Böyle olmadı. Zaten şu 20 sene içinde hiç yapılmadığı için "seçim ekonomisi" sözü dillerden düştü, unutuldu.

Hükûmetin hüsnüniyetli olduğuna şüphe yoktur. Elinden gelenin en iyisini yapmış ve üstelik önünde fırsat olmasına rağmen seçime giderken zamları bir seçim yatırımı yapma ayıbına da tenezzül etmemiştir… ama; bunların olması, yukarıda naklettiğimiz her birimize olumsuz şekilde tesir eden gerçekleri ortadan kaldırmıyor. Öyleyse bu cebe, cüzdana giren para iyileştirmelerini, yapılmış her nev’î zammı koruyucu, besleyici tedbirler almak da bir zaruret olmuştur.

Tekliflerimiz var:

2.500 yahut 4.253 lira alan vatandaşlar demeyeceğiz. Aylık hane geliri 5 bin liraya kadar olan evlerde elektrik, gaz, su, sabit telefon ücretleri belli kilovat, belli metreküp ve belli dakikaya kadar ya ücretsiz olmalı veya yüzde 50 tenzilatlı olmalı. Ulaşım hizmetlerine kolaylıklar getirilmeli. Bu vatandaşlardan kirada olanlara yüzde 40 kira desteği verilmeli.

Aylık hane geliri 10 bin liraya kadar olan vatandaşlara da elektrik, su, gaz, sabit telefon desteği verilmelidir. Bunlara ait faturalarının yüzde 25’i ödemeden muaf olmalıdır.

Hükûmetin de benzer arayışlar içinde olduğunu biliyoruz.

Küçük esnafa faizsiz kredi verileceği son güzel haberdir.

Ancak; bütün bunlar ve tekliflerimiz ve benzer çalışmalar hayata geçtiğinde neticede hazineden fedakârlık yapılacaktır. Hâlbuki mes’elemiz nedir? Maaşların daha cüzdana girmeden erimesinin önüne geçmek. Onun için şu dediklerimiz ve Hükûmetin benzer fikirleri acilen tatbik edilmelidir.

Fakat; çok daha acil olarak yapılması gereken başka işler de var. Onlar da tedbir, teftiş ve murakabedir. Şu an mürekkebi kurumamış bir haber şudur. Ankara Cim Savcılığı, satış yerinde otomobil olmayan ve müşterilere "yok" diyen oto toptancılarından bazılarının depolarının arabayla dolu olduğunu tespit etmiş ve adli takibatı başlatmıştır. İster oto ister tüketim veya gıda maddeleri stokçuluğunun, karaborsanın her çeşidine karşı devlet, devlet olduğunu göstermeli; cezalandırıcı eli çalışmalıdır. Hele TL’yi döviz üzerinden vuranlar düşmanla iş birliği yapan hain muamelesi görmeli, bunlar kim olursa olsun affedilmemelidir.

İkincisi de şu etiket insafsızlığı, hatta vicdansızlığıdır. Et, süt, sütlü mamuller, su, şeker, sebze-meyve ne varsa… Ve bunları ister market, ister dükkân ve isterse köşe başındaki tezgâh satsın hepsi devletin projektörleri altında olmalı, vatandaşa hayatı dar eden etiketler yırtılıp atılmalı, fahiş fiyatla mal satanların vatandaşa hayatı çekilmez kıldığı gibi hayat onlara da ders olmalıdır.

Böylece…

Bu destekler,

Ve bu tedbirlerle hazineden çıkan paranın vatandaşa ulaşmadan yok olmasının önüne geçilmiş olur. Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye ne der? "Def’i mefasid, celbi menâfiden evlâdır!" Zarar veren şeyleri def etmek, fayda getiren işleri yapmaktan önce gelir.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
622233 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/622233.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT