BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Aliye’nin İbrahim’e mektubu

Bana “sen utanacak bir şey yapmadın, sana bunları yapanlar utansın!” diyordun mektubunda...
 
 
Benim bedenimi, senin bedeninden ayırdılar. Peki, benim gönlümü, senin gönlünden nasıl ayıracaklar İbrahim? Bunun için çok uğraştılar ama başaramadılar. Önce, rüşvet teklif ettiler, konak, banka hesapları, itibar. Olmayınca tehdit ettiler. Yine başaramadılar. Hakaret ettiler. O da tutmadı. Eziyet ettiler. Baktılar “olmuyor” dediler, akıl hastanesine götürdüler. Doktorlar beni dinleyince, “bu amansız bir aşka düşmüştür. Bizim ilaçlarımız ve metotlarımız buna kâr etmez” diyerek geri gönderdiler. Sonra eve hapsettiler beni. “Madem kabul etmiyor güneş yüzü göremezsin” diyorlardı. Hâlbuki bilseler senin hayalinin aydınlığı benim gönlümü her zaman ışıtıyordu. Hatta bana güneş senin hayalini kıskanıyor gibi geliyordu İbrahim’im. Onlar güneşi görüyor ama senin ışığını görmüyorlardı. En sonunda baktılar bu sevda ile baş edemiyorlar, zorla beni Merik ile evlendirdiler. Zorla ayırdılar beni senden… Artık kendimi sana layık görmüyordum… Ve kimselere söyleyemesem de yüreğimde gönlümde bu utanç ile bir ömür yaşadım.
Evet, bana “sen utanacak bir şey yapmadın, sana bunları yapanlar utansın!” diyordun hasret kokan o mektubunda İbrahim’im… Ama onlarda utanacak yüz yoktu ki, utansınlar. Merik, beni memnun etmek için çok uğraştı ama olmadı… En sonunda, herkes gibi o da yenildi bu yürek yangınına… Bana da hayata da küstü ve öldü gitti. Ben, hep seninle birlikte, seni bekledim İbrahim’im. Ama gelmedin? Ah gelmedin… Doğru dersin ben sana yazmıştım, “gelme!” demiştim. “Seni öldürecekler” demiştim. Sen her zaman olduğu gibi aşkımızın ateşini gönlüne bastırıp yandın ve benim sözümü dinledin, gelmedin. Pervane gibi yandın da, hiç sesin çıkmadı İbrahim’im…
Güller senin için açtı, bülbüller senin için öttü… Leylaklar, sümbüller sana doğru boyun büktüler… Hiçbirisine dönüp bakmadın İbrahim’im. Senin gözünde de gönlünde de hep ben vardım. Ne benden başkasını görüyordun, ne benden başkasını seviyordun; ta ki, ben, “İbrahim artık beni unut” diyene kadar. “Başkası ile evlen” diyene kadar. “Başkasını sev artık” diyene kadar... DEVAMI YARIN
 
 
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
620402 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/unal-bolat/620402.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT