Kaydet
a- | +A

“Bunu fark edince çavuşa derhal, gündüzleri 'kırlangıç nöbeti' tutulmasını söyledim.”

Türkiye-Bulgaristan hududunda Yedek Subay Teğmen Takım Komutanı iken kırlangıçların, binamızın saçakları altına yuva yapmalarını, çalışkanlıklarını zevkle takip ederdim.

Kırlangıçlar, çok sevimli, zarif, baharın müjdeleyicisi göçmen kuşlardır. Her sene, kışı geçirdikleri Güney Afrika’dan çöller, dağlar, denizler aşıp; binlerce kilometre yol katederek ülkemizin hemen her yöresine gelirler. Yorgunlukları geçer geçmez ilk iş olarak yuvalarını yapmaya başlarlar.

Dişi kuş, toprağı, ot, saman ve erkeğin tükürüğü ile karıştırarak çamur harcı yapar. Sabah erkenden her ikisi, bu harçları ağızları ile taşıyıp binaların saçak altları ve balkon köşeleri gibi muhafazalı yerlerine, mimari özelliği olan sağlam yuvalar yapmaya başlar; ortalama bir haftada bitirirler...

Bir gün bir husus dikkatimi çekti. Kırlangıç çiftler; yuvanın bitmesi yaklaşınca, büyük bir telaş ve gayretle girişi bir an evvel küçültmek için uğraşıyorlar. Bunun sebebi de bizim “yerli ve millî” serçeler yuvanın deliği büyükken içeri girip hazıra konuyorlar. Kırlangıçların serçeleri yuvadan atmaya, çıkarmaya güçleri yetmediğinden hemen yeniden bir inşaata başlıyorlar.

Bu durumu fark edince çavuşa derhal, gündüzleri “kırlangıç nöbeti” tutulmasını söyledim. Nöbetçiler ellerinde birer sırıkla, serçeleri kovalamaya başladılar. Birkaç gün sonra yuvaların yapımı bitince çavuş gelip “Kırlangıçlar vukuatsız olarak yuvalarına yerleşmişlerdir komutanım” dedi.

Kırlangıç yavrularının uçma zamanları gelince anneleri babaları onlara her gün belli saatlerde uçuş eğitimleri veriyor. Fakat bazı sabırsız yavrular, anneleri yuvada yokken kendiliklerinden uçmak için dışarı çıkıyor; yere düşüp çırpınıyorlar. Bu üzücü hâli görünce; nöbetçilere, düşen yavrulara kedi ve köpeklerden zarar gelmemesi için hemen yuvalarına koymalarını söyledim...

Yavrular büyüyüp sonbahar yaklaşınca yüzlerce kırlangıç havada çeşitli uçuş gösterileri yaparak Türkiye’ye veda edip tekrar Afrika’ya doğru yol alıyorlar.

Biz de iki senelik askerliğimizi vukuatsız selametle bitirip memleketimize döndükten sonra her ne zaman kırlangıçları görsek, huduttaki bu hatıralar gözümüzün önüne gelir...

Numan Aydoğan Ünal

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...