BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Romalı esir kız -2-

"Bak kızım seni Efes şehrinin en zenginlerinden olan Hafsa Hatun kendisine şahsi yardımcı olarak aldırdı. Kendisi çok iyi kalpli birisidir, sen onun sözünü dinlersen o seni hiç kırmaz kendi kızı gibi davranır. Ben de onun bahçıvanıyım bana çok güvendiği için uygun birisini bulmaya beni gönderdi. Seni gözüm tuttu sen iyi birisine benziyorsun, kötü bir aileye gitmene gönlüm el vermedi..."
Yeni evine alışan, sahibiyle çok iyi anlaşan Romalı esir kızın sahibinin ufak bir sağlık problemi vardı ve bu sebeple her gün biraz dışarı çıkıp yürüyüş yapması gerekiyordu. O yüzden Hafsa Hatun her gün kişisel yardımcısıyla yiyecek pazarına gidip birkaç saat geziyor ve eve geliyordu. Romalı esir kız bu sayede sevdiği tarım tüccarının haftada 2 gün buraya geldiğini öğrenmişti.
Romalı köle alınalı 2 yıl olmak üzereydi. Hafsa Hatun'un durumu kötüleşmişti ve hekim onun evden çıkmaması gerektiğini söylemişti. Bunun üzerine Hafsa Hatun, kölesine; "Kızım ben artık gidemiyorum ama sen istediğin vakitlerde gidip biraz yürüyüş yapabilirsin, seni sıkmak istemiyorum" demişti.
Hangi zengin kölesine bu şekilde izin verirdi ki? Bu, Romalı köle için bir nimetti. Romalı köle neredeyse 2 yıl boyunca sadece o tüccarın geldiği günler pazara gidip sadece onun tezgâhından alışveriş yapmaya karar vermişti. Bir süre sonra tüccar da bunun farkında olduğu için Romalı esir kızla tanışmıştı. Bazen tezgâhta fazla müşteri yokken birbirlerinin hâl ve hatırlarını soruyorlardı...
Köle kız tüccarın evli olmadığını henüz yeni örenmişti ki bir gece hanımı fenalaşıp kölesini yanına çağırdı. 1 saat kadar sonrasında kendisine geldiğinde; "Bak kızım hâlimi görüyorsun yakın zamanda bu dünyadan göçeceğim, sana tez vakitte yeni bir aile bulmamız lazım" demişti. Köle kız bir türlü cesaret edip de kendisini azad etmesini isteyememişti, hem azad olsa ne yapacaktı ki kendi başının çaresine bakabilecek bir durumda değildi, o yüzden mecburen kabul etmişti.
         Yağmur Naz Bayrak
 
 
ŞİİR
 
          UZAKSIN İŞTE
 
Yoruldum seni beklerken,
Kırıldı kalbim defalarca her yerinden.
Gecelerim uykusuz, sabahlarım sensiz yeniden
Oysa bir bakışın, alırdı beni benden.
 
Dünya kadar dert işte,
Dermanım olur musun bilmem ben de?
Sen susarken, ben susarken böyle
Yabancı kaldık birbirimize…
 
Islandım temmuz yağmurları ile
Gülemiyorum eskisi gibi yine,
Hissizleştim sanki seninle
Şimdi öyle uzaksın, uzaksın işte…
 
        Ceren İpek-Kdz. Ereğli/Zonguldak
 
 
 
 
KISA KISA... KISA KISA...
 
Kim kimi kullanıyor?
 
Nedir, kimdir bu teknoloji? Neyin nesidir? İnsan kontrolünde olan, insan beyniyle yapılmış, bozulabilen, kırılabilen basit araçlar değil midir? Nasıl müthiş bir nizam içinde yaratılmış insanı kontrol altına alabilir? Yahut insan buna nasıl izin verebilir? İnsan hayatını bu kadar kolaylaştıran, yararlı makineler, nasıl bir zehir gibi insanı bu kadar tesiri altına alabilir?
Bana kalırsa asıl sormamız gereken soru ise kimin kimi kullandığı? Öncelikle idrak etmemiz gereken şey bu basit aletlerin bir kapatma tuşu bulunduğudur. İstediğimiz zaman kapatmak tek bir parmak hamlesine bakar. Hayatımızı ufak bir kutunun içine sığdırmak da neyin nesi? Her anını yaşamalıdır insan, sevdikleriyle fotoğraf çekinmek için değil özlediği için buluşmalı, bir manzaraya bir zahmet 576 megapiksel gözüyle bakmalıdır. Bir şeyler okumak istediğinde gazetelere, kitaplara koşmalıdır. Bana kalırsa bu aletler altıncı duyu organımız olmamalıdır...
En acısı da binbir zenginliği olan Türkçeyi konuşmak yerine üç beş ezberlenmiş sosyal medyanın asalak kelimeleri bizim hayatımız olmamalıdır.
Rabia Özen
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
617014 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/617014.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT