Kaydet
a- | +A

Küçükken en çok sorulan “büyüdüğünde ne olacaksın?” sualine, "önce adam olacağım" demeyi çok isteyenlerdendim ama cevabımız çevremizdeki mesleklerden ibaretti. Kimimiz doktor, kimimiz mühendis, kimimiz de öğretmen olacağım derdik. Kimse “yazılım mühendisi” demezdi herhâlde...

Üniversitede okurken sadece bir çift ayakkabımız olurdu. Boya zamanı boyacıların hayat hikâyelerini dinler, meraklı sorularına muhatap olurduk. Konu "sen ne okuyorsun?"a geldiğinde “Mühendislik” derdim. O zaman "Ah be oğlum, ormancı olaydın ya!" Bir diğeri ise “Abe delikanlım, sen komiser ol” filan derdi. Komiserliği bilemem ama ormancı olmak bir ayrıcalıktı. Herkes ormancı olamazdı. Memleketimin ormanları sağ olsun.

Bizim zamanımızın babaları, çocuklarına okusunlar diye içinde korku barındıran bir tercih (!) şansı tanırlardı. "Okumazsan sanayide çırak olursun" tekdiri vardı. Neyse ki biz okuduk!.. Okuyamayıp sanayide çırak olanlar var ya; asıl onlar zengin oldu. Kendi iş yerleri oldu. Yazlıkları saymazsak müstakil evleri, pahalı kıyafetleri ve arabaları hatta çocuklarını özel okullarda okutacak imkânları oldu.

Biz okuyanlara ne oldu dersiniz? Profesör olan sınıf arkadaşım anlatmıştı. Sanayide çıraklıktan hayata başlayan çocukluk arkadaşı, yıllar sonra ilk defa bir davette karşılaştığında "ayda ne kazanıyorsun?" diye sormuş; bizimki sanki okumanın verdiği tuhaf mahcubiyetle “sizin tabirinizle çorbamız kaynıyor” demiş. Soranın o zamanki aylık geliri yarım milyon demişti. Maalesef ki günümüzde artık insana verilen değer; aylık kazanç ve sahip olunan mal varlığıyla ölçülür oldu. Şimdilerde "paran kadar konuş" diyorlar ya hani…

Sakın yanlış anlaşılmasın, zengin düşmanlığımız asla yok. Sadece, bizi çıraklıkla korkutmalarının doğru olmadığını öğrendik. Yoksa herkes okumasın, hayata sanayiden başlasın diye bir derdimiz de yok. Çünkü herkes bir iş için yaratılmıştır!.. Okuyup adam oldu ya da çıraktı sonra zengin oldu gibi sözlerin "adam gibi adam olmak" tanımında karşılığı yok. Kaldı ki gerçek zenginlik adam olanların gönül zenginliğidir. Ne okumakla ne de iş adamı olmakla ele geçer. Unutmadan söyleyeyim, yazılım mühendisleri de zengin oldu!..

Madenci-İzmir

ŞİİR

Necip Fazıl’a

Efendime söyleyim,

Ben böyleyim böyleyim.

Necip Fazıl Beyime

Birkaç mâni söyleyim.

Bak şu yüce Rabbime

Her bir ilim bölünmüş

Bir Sultanü'ş-şuara,

Bir de Üstat denilmiş.

Pırıl pırıl parlıyor

Yaylaların güneşi

Necip Fazıl diyorlar

Dünyada yoktur eşi.

O ki Necip Fazıl’dır,

Ağrı Dağını oymuş

Bütün ilmi toplamış

Bir kıtaya sığdırmış

Bu yazdığım mâniler

Necip Beyin hakkıdır

Bu mânileri yazan

Sürmeneli Fahri’dir.

Fahri Kol

UNUTULMAZ KELİMELER

MAHİYET: 1. Nitelik, öz, asıl, esas; özlük, vasıf. 2. İçyüz.

İNTİZAM: 1. Düzenli, düzgün olma 2. Düzen, çekidüzen.

MECRA: 1. Coğrafyada yatak (dere yatağı), 2. mecazda bir işin gidişi, bir olayın doğrultusu.

İTHAM: Suçlama,

BİNAEN: 1. (Edat) dayanarak 2. (edat) -den dolayı, -den ötürü, -diği için.

GABİ: kalın kafalı.

TEŞEBBÜS: Girişim, girişme.

SAİK: 1. Sebep 2. (toplumbilim) Güdü.

AKAMET: 1. Verimsizlik 2. Yarıda kalma, sonuca ulaşamama durumu.

TAKADDÜM: Öncelik.

Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...