BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

İnsan gerçeğini bilmek

Elbette ki hiçbirimiz kendi doğumumuzu kendimiz ısmarlamadık. Annemizi babamızı kendimiz seçmedik. Hangi ırktan hangi renkten olduğumuz da bizim tercihimizin ötesindeydi…
Biz dünyaya geldiğimizde kimin kucağında büyüdüğümüzü bile bilmiyorduk… Anne nedir baba nedir, kardeş nedir?
Bütün öğrendiklerimizi sırasıyla önce anne, baba, aile ortamından sonra bulunduğumuz yerdeki örgün veya yaygın eğitim ve de gözümüzün gördüğü kulağımızın duyduğu zihnimizin etkileşim içinde olduğu sayısız kanallardan bilgi depoladık…
Bu sırada beden olarak da büyüdük… Yani bilgimiz artarken bu bilgiyi kullanacak olan makine durumundaki bedenimiz de büyüdü… Önce bebekken çocuk olduk. Sonra akıl baliğ, sonra olgun, sonra saygın ve de yaşlı olduk…
Bu bir insan için bir ömürlük hayatta dünyaya gelişten sonra herkes yarışa aynı kulvarda koşamadı… Koşamadık… Bunda şartların etkisi çok büyük olmakla birlikte kendi zihnimiz ve beynimiz yani kendi fonksiyonumuz da bir o kadar önem arz ediyordu…
“Şimdiki aklım olsaydı” diye yaşadığımız pişmanlıklar beynimizin o zamanki hâlini şimdi aştığımızın bir göstergesi oluyordu…
Sonuçta her birimiz ilk doğduğumuz andan itibaren, bulunduğumuz aile, okul, çevre ve yaşadığımız iş ortamıyla ilgili şekillendiğimiz gibi inançlarımızla, hobilerimizle, beğenip etkilendiklerimizle de şekillenmekteyiz.
Bize göre karşımızdaki “çok istenmeyen” bir kişilik tipi kabul edilebilirken, o kişiye sorulduğunda da bizim durumumuz “istenmeyen bir kişilik” diye değerlendirilebilir.
“Böyle insan olmaz!”, “Bu insan olamaz!”, ya da “insanlık ölmüş” gibi nitelendirilen kimseler veya olaylar da yine göreceli kalabilmektedir.
O hâlde yapılması gereken ne olabilir?
Birincisi biz kim ne derse desin önce kendimiz olduk… Bu bizim gerçeğimiz… Ve biz kendimizi kabullenmek durumundayız…
Sonra kedimiz gibi olmayanları kendimize benzetmek gibi imkânsız bir bekleyişin veya uğraşının içine girmemeliyiz.
Çünkü kimse sizi kendisine benzetemediği gibi siz de kimseyi kendinize benzetemezsiniz.
Geriye bir üçüncü yol daha kalıyor değil mi?
O da herkesin kendi hâlinde olup karşısındakini de kendi hâlinde kabul edip inançlarını, fikirlerini, sevdiklerini, nefret ettiklerini, hobilerini vb. sorgulamak yerine ondan bir insan olarak nasıl yararlanabileceğinin ve kendisinin de ona nasıl yararlı olabileceğinin uğraşında olmak…
         Taha Uğur Kiriş-Ankara
 
 
ŞİİR
 
          Hayat çizgisi
 
Bir roman gibidir sihirli hayat
Çok ilginç olsa da, bir sonu vardır.
Herkese hep aynı görünür fakat
Kimine düşmansa, kimine yârdır.
 
Cimrilik öyle bir acı kader ki,
Unutursun nedir gerçek hazine.
Zenginsin, fakirsin ne fark eder ki,
Satın alamazsın hayatı yine
 
Üç-beş günlük misafiriz dünyada,
Zalimlik, düşmanlık kime kalacak?
Her şeyi unutup affedip ya da,
Olan yine kendimize olacak.
 
Sevin insanları her an sevin ki,
Ömür sonsuzluğa kalmayacaktır
Şaire kıymeti bugün verin ki,
Yarın da bu şair olmayacaktır
 
       Şair-Yazar Elvin Mütaliboğlu
 
 
 
KISA KISA…
 
 
GERÇEK SEVGİ
 
Birisini gerçekten sevdiğiniz zaman kendi nazarınızın bile değmesinden korkarsınız, ona bir şeyin zarar vermemesi için gayret gösterirsiniz. İşte bu kadar hoş ve nahif bir duygudur sevgi… Gözlerinin içinde kendini görebiliyorsanız, aynı olaylarda gülüp aynı olaylarda hüznü tadabiliyorsanız çok şanslısınız.
Çevremizdeki çoğu insan geleceği için çeşitli varlıklara mal ve mülke yatırım yapmakta fakat insana yatırım yapan kimse pek bulunmamaktadır. Maalesef başarılı olan kurumlar hep insana yatırım yapan kurumlardır. Çok sevdiğiniz ve kıyamadığınız birisi mutlaka vardır hayatınızda. Belki bu satırları okurken aklınızda onu canlandırdınız bile…
Siz de yatırımlarınızı hep dünyaya mala mülke değil biraz da ileride hayat arkadaşınız olacak kişiye, aile ve kardeşlerinize eşinize dostunuza yatırırsanız sadece maddi değil manevi olarak da çok şey kazanacaksınız. Elbette bunun farkına çok uzun zaman sonra varabilir, hatta varmayabilirsiniz. Ama unutmayın ki gönüllerde yaşamak kalıcı olandır… Şansınızı deneyin.
Gökhan Korkmaz
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
618305 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/618305.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT