400 yıldır bir damla bile yağmadı! Ölülerin çürümediği Atacama Çölü'nde hayatın sırrı ne?
Şili'nin kuzey sınırında, Pasifik Okyanusu'nun hemen yanında uzanan Atacama Çölü, gezegenimizdeki en kurak yer olarak biliniyor. Bazı kısımlarda yıllık ortalama yağış sadece yaklaşık 0,76 mm civarında seyrederken, bazı bölgelerde yüzyıllardır hiç yağış kaydedilmediği biliniyor. Peki ölülerin çürümediği topraklarda hayat nasıl yaşanıyor?
SON YAĞMUR NE ZAMAN YAĞDI?
Şili'nin kuzeyinde Pasifik Okyanusu ile And Dağları arasına sıkışmış olan Atacama Çölü’nün bazı kısımlarında son 400 yıl boyunca hiç yağmur yağmadı.
OKYANUSUN YANINDAKİ ÇÖL
Pasifik Okyanusu'nun hemen yanında yer alan Atacama'nın kuraklığı, coğrafi bir paradoksla şekilleniyor. Doğuda keskin bir şekilde yükselen And Dağları, kıtadan nemli havanın ayrılmasına engel olan devasa bir bariyer oluşturuyor.
NEDEN YAĞMUR YAĞMIYOR?
Batıda ise, okyanusun kıyıya gönderdiği bulutlar nadiren yağmura dönüşüyor. Pasifik'ten gelen soğuk Humboldt akıntısı, yüzeye yakın havayı soğuturken, üst katmanda daha sıcak hava kalıyor. Bu termal fark, fırtınaların oluşmasını engelleyerek, oluşan nemin sise dönüşmesine neden oluyor. Alçak bulutlar tepelerin üzerinden süzülüp kayboluyor; ancak asla yağmur getirmiyor.
ÖLÜLER ÇÜRÜMÜYOR
Diğer taraftan, Atacama'nın iç kesimlerinde neredeyse hiçbir bitki bulunmuyor. Bazı alanlarda ise ölü hayvanlar ve bitkiler çürümüyor. Araştırmacılar, çölde daha önce binlerce yıl öncesine ait olabilecek organik kalıntılar buldu.
Bu bölgelerde 550 civarında bitki türü bulunuyor ve bunların çoğu sadece Atacama’ya özgü. Hayvan türleri ise küçük kuşlar, kertenkeleler, böcekler ve akreplerden oluşuyor.
BİTKİLER NASIL HAYATTA KALIYOR?
Ancak, Atacama’nın kıyıya yakın yerlerinde manzara değişiyor. Sis, yamaçlarda yoğunlaşarak küçük bitki popülasyonlarını besliyor. Bromeliadlar gibi bitkiler nemi doğrudan atmosferden çekiyor. Kısa ömürlü diğer bitkiler ise sisin en yoğun olduğu dönemlerde kısa bir süreliğine ortaya çıkıp kayboluyor.
BİTKİLER NASIL HAYATTA KALIYOR?
Ancak, Atacama’nın kıyıya yakın yerlerinde manzara değişiyor. Sis, yamaçlarda yoğunlaşarak küçük bitki popülasyonlarını besliyor. Bromeliadlar gibi bitkiler nemi doğrudan atmosferden çekiyor. Kısa ömürlü diğer bitkiler ise sisin en yoğun olduğu dönemlerde kısa bir süreliğine ortaya çıkıp kayboluyor.
Çöl, 20. yüzyılın başlarında keşfedilen zengin sodyum nitrat yatakları nedeniyle bir dönem madencilik faaliyetleriyle şekillenmişti.
Kasabalar ortaya çıkmış, ardından hızla terk edilmişti. Kuru hava sayesinde binalar hala ayakta duruyor, aletler yavaşça paslanıyor ve yollar hiçbir yere çıkmıyor.
Bugün ise Atacama, bilimsel ilgi odağı olarak varlığını sürdürüyor. Sessizliği, kuraklığı ve çözülmemiş yapısıyla, hayat, zaman ve uyarlanabilirlik hakkındaki varsayımlara meydan okuyor; bu haliyle araştırmacıların Mars ve diğer dünyalarda karşılaşmayı beklediği koşulları aynalıyor.
