Tayvan Adası, İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda Japon işgalinin sona ermesi ve Çin egemenliğine geçmesinden bu yana, bölgedeki gerilim merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Öyle ki; ABD ve Çin arasında yaşanan politik krizleri üst düzey bir noktaya getiren ateşin fitili de yine söz konusu boğazda yakıldı. ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin planlanan Tayvan ziyareti, Çin ve ABD arasındaki gerilimi tırmandırdı. Çinli yetkililer bu hafta içerisinde ABD’ye art arda uyarılarda bulundu.

ÇİN MEDYASINDA 'SAVAŞ' ÇAĞRILARI

Merkezi Pekin'de bulunan Güney Çin Denizi Stratejik Araştırma Girişimi adlı düşünce kuruluşunun derlediği seyir takip verilerine göre; ABD donanmasına ait Ronald Reagan uçak gemisi, hafta başında güdümlü füze taşıyan bir destroyer ve kruvazör ile Singapur'dan ayrılarak kuzeydoğu yönünde Güney Çin Denizi'ne doğru hareket etti.

Bu gelişmelerin ardından ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin planlanan Tayvan ziyareti, Çin ve ABD arasındaki gerilimi tırmandırdı. Çinli yetkililer bu hafta içerisinde ABD’ye art arda uyarılarda bulundu.

Öyle ki; Pelosi'nin ziyaret açıklamasıyla birlikte artan askeri hareketliliğin ardından Çin medyası, savaş manşetleri atmaya başladı. Çin hükümetine bağlı yayın organı Global Times ve Mao Zedong döneminden beri yayın yapan Halkın Günlüğü gazetesi, ABD'ye yönelik tehditlerde bulundu.

"TÜM UÇAKLARINIZI VURURUZ"

Çin Komünist Partisi ve yayın organı Halkın Günlüğü'nün "özel yorumcusu" sıfatıyla güncel konular hakkında görüş bildiren Hu Şijin yaptığı paylaşımda, "Eğer Nancy Pelosi ve ona eşlik eden savaş uçakları uyarılarımızı dikkate almazsa, önce zorlarız. Eğer hala Tayvan'a yaklaşmakta ısrar ederlerse, o zaman hem Nancy Pelosi'nin uçağını hem de ona eşlik eden savaş uçaklarını vururuz" ifadelerini kullandı.

AMBARGO MESAJI: ÇİN İÇİN RUSYA BENZERİ SENARYO GÜNDEME GELEBİLİR

Çin ordusu tatbikat adı altında önce Tayvan boğazını füzelerle bombaladı.  Ardından boğazı kapattı. Dünya ABD’nin vereceği tepkiye çevrildi. 

Çin ordusunun sözde tatbikatı sonrasında ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Pelosi'den bir açıklama geldi. Pelosi, "Çin’in tüm karşı çıkışlarına rağmen Çin için de Rusya benzeri senaryo gündeme gelebilir. Çin’in Tayvan‘a yönelik yapacağı benzer bir işgal girişimi ambargoyu hızlandırır" ifadelerini kullandı.

ÇİN-TAYVAN ANLAŞMAZLIĞI 70 YILDIR ASKERİ GERGİNLİK SEBEBİ

İkinci Dünya Savaşının sona ermesinin ardından, Tayvan'da 1895’teki Birinci Çin-Japon savaşından bu yana süren Japon işgali son buldu. Ada, o sırada Çin Cumhuriyeti’nde iktidarda olan Milliyetçi Parti (Koumintang/KMT) himayesine verildi.

Bu dönemde adanın yerli halkı ile Koumintang yönetimi arasında gerilimler meydana geldi. 1947 yılında, “28 Şubat” vakası olarak anılan isyan girişimi Milliyetçiler tarafından kanlı şekilde bastırıldı.

Ne var ki ülkede o sırada Çin Komünist Partisi (ÇKP) ile KMT arasında kanlı bir iç savaş patlak vermişti. Savaş, 1949’da Komünistlerin kesin zaferiyle sonuçlandı. Mao Zıdong önderliğindeki ÇKP, 1 Ekim’de Pekin’de Çin Halk Cumhuriyeti’nin (ÇHC) kuruluşunu ilan etti.

Yenik düşen KMT mensupları ise Komünistlerin deniz gücünün zayıf olmasından yararlanarak Tayvan Adası’na çekildi. Çan Kay-şek liderliğindeki partizanlar, 1912’de kurulan Çin Cumhuriyeti’nin (ÇC) egemenliğinin adada devam ettiğini ileri sürerek Aralık 1949’da Taipei’yi geçici başkent ilan etti.

Taraflar 1979’a kadar savaş halini sürdürdü. İlk olarak KMT güçleri Haziran 1949’da tüm Çin limanlarının kapatıldığını ilan ederek bölgeden geçen yabancı gemilere müdahale etmeye başladı. O yıllarda Çin anakarasında demir yolu ağı yaygın olmadığından bu müdahale kuzey ve güney Çin arasındaki ticarete sekte vurdu.

ÇHC'nin ilanının hemen ardından Komünistler Ekim 1949’da Tayvan Boğazı’nda KMT kontrolündeki Kinmen (Quemoy) Adaları’na saldırı başlattı. Milliyetçiler saldırıyı püskürterek Komünistlerin Tayvan’a ilerlemesini önledi.

Komünistler ertesi yıl düzenledikleri saldırılarda ise başarılı oldu. Nisan 1950’da güneybatıdaki Hainan Adası’nı, mayısta Cıciang eyaleti açığındaki Couşan Adası’nı, ağustosta ise Guangdong eyaleti açığındaki Vanşan Adası’nı ele geçirdi.

BİRİNCİ TAYVAN BOĞAZI KRİZİ

KMT, anakarada Fucien eyaleti kıyısında kontrol ettiği adaları, gelecekte Komünistlere karşı düzenleyeceği bir harekatın sıçrama tahtası olarak görüyordu.

Komünistlerin 3 Eylül 1953’te Kinmen Adaları’nı bombalamaya başlayıp aynı anda Doğu Çin Denizi’ndeki Daçen Adaları’nı tehdit etmesiyle Birinci Tayvan Boğazı krizi patlak verdi.

ÇHC'nin 20 Ocak 1955’te Doğu Çin Denizi’ndeki Yicangşan Adaları’nı KMT’den geri alması üzerinde ABD Kongresi, 24 Ocak’ta ABD Başkanı’na Çin Cumhuriyeti’nin deniz aşırı topraklarını koruma yetkisi veren "Formoza Kararı"nı kabul etti.

İkinci Dünya Savaşı boyunca Çan Kay-şek önderliğindeki KMT güçlerini bilfiil destekleyen ABD, ilk kez Tayvan konusunda kendine bir tür garantör rolü biçiyordu.

ABD hükümetinin bu tutumu benimsemesinde aynı yıllarda Kore Savaşı’nda Çin Halk Cumhuriyeti’nin Sovyetler Birliği ile Kuzey Kore güçlerini desteklemesi etkili oldu.

Kriz, bağlantısızlar hareketine öncülük eden ülkelerin devreye girmesi ve Komünistlerin Mart 1955’te Kinmen bombardımanına son vermesiyle çözüldü.

İKİNCİ TAYVAN BOĞAZI KRİZİ

İkinci Tayvan Boğazı Krizi ise Komünistler ve Milliyetçiler arasında 23 Ağustos 1958’de hava ve denizde çatışmaların başlamasıyla patlak verdi. Komünistler Tayvan Boğazı'ndaki Kinmen Adaları'nı, Milliyetçiler ise anakaradaki liman şehri Şiamen'i top ateşine tuttu.

Çin Halk Kurtuluş Ordusu (PLA) gemileri, Kinmen Adaları’nı ablukaya alarak KMT’nin ikmal gemilerinin adalara yaklaşmasını engelledi. ABD, Çan Kay-şek’in PLA topçu bataryalarını bombalama isteğini geri çevirse de savaş jetleri ve uçaksavar silahlarıyla KMT güçlerine destek sağladı, adalara ikmal sağlanması için amfibi hareket gemilerini devreye soktu.

7 Eylül’de ABD gemileri KMT ikmal gemilerinden oluşan konvoya eşlik ederken Komünistler filoyu top ateşine tutmaktan kaçındı.

Kriz, Komünistlerin 25 Ekim’de kısmi ateşkes ilan etmesiyle sona erdi.

Sonraki yıllarda doğrudan çatışmalar olmasa da taraflar iç savaşı sona erdirecek bir mütareke veya barış anlaşmasına da imza atmadı.

DİPLOMATİK TANINMA VE BM'DE TEMSİL

1971’e kadar geçen sürede hangi hükümetin Birleşmiş Milletlerde (BM) Çin’i temsil edeceği tartışmalı olmayı sürdürdü. Çin Cumhuriyeti, Kuzey Atlantik Paktı (NATO) ülkelerinin büyük bölümü tarafından Çin’in meşru temsilcisi olarak kabul edilmeyi sürdürürdü. Öte yandan Varşova Paktı ülkeleri, bağlantısız ülkeler ve İngiltere ile Hollanda bazı Batılı ülkeler Çin anakarasını kontrol eden Halk Cumhuriyeti’ni Çin'in meşru temsilcisi olarak tanımayı seçti.

“İki Çin” olarak adlandırılan bu dönem, sonraki yıllarda çok sayıda ülkenin diplomatik ilişki tercihini Çin Cumhuriyeti'nden Çin Halk Cumhuriyeti'ne çevirmesi ve 1971'de BM Genel Kurulu'nda yapılan oylamada Pekin hükümetinin Çin'in tek meşru temsilcisi kabul edilmesiyle sona erdi.

ÇHC ve onu muhatap kabul eden ülkeler "tek Çin" politikasını benimserken Tayvan’ın ve Çin Cumhuriyetinin BM ve diğer uluslararası örgütlerdeki konumunu belirsiz hale getirdi.

Çan Kay-şek’in 1975’te, Mao Zıdong’un da 1976’da ölmesinin ardından Çin-Tayvan ilişkileri barışçı fakat anlaşmazlıkların devam ettiği bir döneme girdi.

Tayvan, 1987’de ilk kez anakaraya seyahatlere izin verdi. 1988’de kabul edilen "22 Nokta Düzenlemesi" ile Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki Tayvan yatırımlarına vergi muafiyetleri ve mülkiyet hakkı güvencesi sağlanırken "1992 Uzlaşması" ile taraflar ilişkilerinde işlevsel meselelere daha fazla odaklanabilmek için egemenlik konusunu belirsiz bırakma konusunda anlaştı.

Fakat ekonomik ilişkilerin gelişmesi ve etkileşimlerin artması gerilimleri sona erdirmedi.

ÜÇÜNCÜ TAYVAN BOĞAZI KRİZİ

Tayvan Boğazı’nda yeni kriz, Temmuz 1995’de dönemin Tayvan lideri Lee Teng-hui’nin, mezunu olduğu ABD’nin Cornell Üniversitesinden konuşmaya davet edilmesi ve ABD Kongresinin, diplomatik tanıma olmadığı için vize verilemeyen Lee’nin ülkeye vizesiz girişi için karar almasının ardından geldi.

Lee, davete icabet ederek ABD’nin yolunu tutarken ziyarete öfkelenen ÇHC yönetimi 7 Temmuz’da Tayvan Boğazı’nda füze denemeleri yapacağını bildirdi. Fucien eyaletindeki Çin askeri birlikleri harekete geçirilirken ağustosta yapılan füze denemelerini ekimde gerçek mermi ve mühimmatın kullanıldığı çıkarma tatbikatı izledi.

ABD ise buna tepki olarak, Başkan Bill Clinton'ın talimatıyla bölgeye iki uçak gemisi filosu ve bir de çıkarma gemisini göndererek gövde gösterisi yaptı. Uçak gemilerinden biri ve çıkarma gemisi Tayvan Boğazı’ndan geçti.

Çin’in ABD’nin Tayvan’a yardım göndermesi halinde herhangi bir karşı hareket yapamayacağını kabul etmek zorunda kalmıştı. Ancak Pekin, 23 Mart 1996’da Tayvan’da yapılacak liderlik seçiminde Lee’nin yeniden seçilmesini önlemek üzere yeni füze denemeleriyle ada seçmenine mesaj verme girişiminde bulundu.

PLA, 8-15 Mart tarihlerinde Tayvan’ın Keelung ve Kaohsiung limanları açığında, ada karasularına düşecek şekilde füze denemeleri yaptı.

Bölgenin deniz ticareti ve hava yolu trafiğinde aksamalara yol açan denemeler, Lee’nin yeniden seçilmesini de engelleyemedi.

Çin’den ABD'ye Tayvan tehdidi: Ateşle oynayan kendini yakar Çin’den ABD'ye Tayvan tehdidi: Ateşle oynayan kendini yakar Çin Devlet Başkanı Şi, ABD Başkanı Joe Biden ile yaptığı telefon görüşmesinde, Tayvan konusunda yabancı müdahalesinin kabul edilmeyeceğini belirterek, "Ateşle oynayan kendini yakar." dedi.

ABD'den Çin'e karşı yeni silah: Çip tasarısı onaylandı ABD'den Çin'e karşı yeni silah: Çip tasarısı onaylandı ABD, dünyada çip pazarının lideri konumundaki Çin’i yenmek için yeni bir yasa tasarısını konuşuyor. CHIPS ve Bilim Yasası, ABD'nin Çin ile rekabetinde devlet başkanı Joe Biden’ın en büyük kozu olacak.