Tâbiîn-i kirâmdan Muttarif bin Abdullah hazretleri, 95 (m. 713) yılında Basra’da vefât etmiştir.
Allah dostu bir velî idi.
Bu zât sohbetlerinde;
"Bir kulun içiyle dışı bir olursa Allahü teâlâ hazretleri, o kulu beğenir ve onun için; ‘İşte benim gerçek kulum budur’ buyurur" derdi.
● ● ●
Bir gün de sohbetinde;
"Âhirette azâba düşen bir kulun, bu azâba nasıl düştüğüne şaşırmam. Ama Cehennemden kurtulup sonsuz Cennet nîmetlerine kavuşan kulun, buna nasıl kavuştuğuna hayret ederim!" dedi.
Ve ardından;
"İyi biliniz ki, Allahü teâlâ bir kuluna, (îmânla ölmek)ten daha büyük bir nîmet vermemiştir" buyurdu.
● ● ●
Bu büyük zât, sohbetlerinde, ehliyetli olmadığı hâlde dînî mevzûlarda konuşan yâhut yazı ve kitap yazan kimselere nasîhat ederdi.
Bir gün evdeydi...
Dostları geldiler.
Sohbet ettiler.
Bir ara onlara;
"Kardeşlerim! Kıyâmet günü bâzı insanlar, dünyâdayken yazdıkları şeyler için pişmân olup; ‘Âh, keşke kalemlerimiz ateş olsaydı da bunları yazamaz olsaydık’ derler" buyurdu.

