Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Zam, anlamsızlaşıyor!..
0:00 0:00
1x
a- | +A

Birkaç gün önce bir Bakanlığın, ertesi gün de bir diğer Bakanlığın İstanbul’daki toplantılarına icâbet ettik. İlki, tarihî bir mekândaydı, ikincisi yabancı marka bir otelde. Toplantı sonrası, her iki yerde de şaşırtıcı durumlarla karşılaştık. İlk toplantıdan çıkışta otopark için tahakkuk ettirilen ücret, inanılır gibi değildi. İkinci toplantıdan sonra karşılaştığımız otopark ücreti ise beterin beteriydi…

-Bir otopark ücretiyle ne olacak?

Diyen gamsız, tuzu kuru veya mutlu azınlıktan birileri olabilir. Eğer, 2 saat gibi bir süre için fahişten öte fiyatlar takdir ediliyorsa hiç şüphe edilmesin ki bu zorbalık, çok şeyin habercisidir…

Otopark ücreti, karşılaştığımız en yakın keyfîlik. Bu haksızlık, insafsızlık, istismar ve soygun, çarşı-pazar, yeme-içme, giyim, barınma, tüketim… kısacası hayata dair kaç kalem ve her ne var ise istisnasız hepsinde yaşanıyor. Öyle ki bâzı kalemlerde mafya ve gangster düzeni hâkim. Kanun, nizâm, insaf tanımıyorlar. Fiş soygunu, etiket terörü almış başını gidiyor. Vaziyet can yakıcı şekilde bu olunca dul, yetim, emekli, işçi, dar gelirli… orta sınıf, geçim mes’elesinde zorlukların zorluğuna düşmekte.

Açlık sınırı bir hakikattir!

Bahsettiğimiz sebeplerden dolayıdır ki sene başında maaşlara yapılan zamların hiçbir anlam ve değeri kalmıyor. Daha yapılacak zamlar, müzakere safhasındayken fırsatçılar, bir çete ahlâksızlığıyla yukarıda saydığımız ve saymadığımız ihtiyaç kalemlerinde yapılacak veya yapılan zamları sıfırlayan bir doymazlıkla artış yapıyorlar…

Bu insafsızlık, terörün bir başka şeklidir. “Terörsüz Türkiye!” millî mes’elemiz olduğu gibi şu keyfî zam, fiyat, fiş, fatura ve etiket dehşetiyle mücadele de bir millî mes’eledir. Terörle, uyuşturucuyla mücadele edilmesi denli bununla da mücadele edilmelidir.

Hükûmetler, şirketler, işveren… istediği kadar zam, yapsın. Yeni maaş, daha ele geçmeden para, pul oluyor. Bu zulümden en büyük ziyan ve zorluğu dul, yetim, emekli, işçi, dar gelirli… çekmektedir.

Vatandaş, birkaç yıl evveline kadar bir kilo elma, soğan… limona ödediği parayı, şimdi 1 tek elma, 1 tek limon, 1 baş soğana ödemekte.

Hele kiralar!..

Aman Allah’ım!!

Dehşet !!!!

En daracık sokaklardaki, en ücra yerlerdeki aylık mesken kiralarını işitince inanmakta zorlanıyoruz. Bir zamanlar o evin satış bedeli olan meblağ, bugün ihtiyaç sahibinin karşısına kira olarak çıkmakta.

Bu manzaradaki bir cemiyette içten içe huzursuzluk yaşanır. Zaman içinde toplum “çok zenginler ve çok fakirler” diye ayrışır. Böyle bir sınıflanma, toplumu Mutlu Azınlık ve Zavallılar diye ortadan ikiye böler. Böyle bir tecelli, terörle bölünmeden daha az zararlı değildir…

Neticede vatandaş, yaşadığı bu vahşetin sorumlusu olarak Hükûmeti, Devleti görmekte. Siz, her ne derseniz deyin, o muhatap olarak bunları bilir ve gösterilen başarılara da oralı olmadan buruk bir şekilde bakar.

Manzara, hiç iyi değil…

Hükûmet, Bakanlıklar, Belediyeler… ve sorumlu her kim varsa herkes, bu kötü gidişata âcilen çâre bulmalı, mutlaka derde dermân tedbirler alınmalıdır.

Görüşümüz o ki:

Şu bahsettiğimiz mevzu, İran-ABD ihtilafı ve Suriye-SDG sıkıntısından daha az önemsiz değildir!..

Zamların anlamsızlaştırılması, gündem sıralamasında ilk 3’ün içindedir...

Rahim Er'in önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR