Kaydet
|

21 Temmuz günü kızlarım Fatma Zeynep ve Ayşe doğdular.

Erken doğum olduğu için yoğun bakıma alındılar ve en az 1 ay daha bu tedavi safhasının süreceği söylendi.

Bu hastane yoğunluğu bazı iş rutinlerimize de tesir etti. Gündemi uzaktan takip edip meselelerin dışında kaldık.

Bu hengamede sosyal medyada enteresan bir hadiseyle karşılaştım.

Etimoloji çalışmaları, yakın tarihe dair kitapları ve pek çok tartışmalı hadiseyle tanınan, zaman zaman sosyal medyada gündem olan Sevan Nişanyan artık herkesin malumu. Ancak bir de artık Arsen Nişanyan ismini duymaya başladık.

Akademik çalışmalar yapan ve entelektüel kimliğiyle babasıyla sohbetlerine şahit olduğumuz Arsen Bey zamanla milliyetçi hesapların gündemine girdi. Özellikle de milli savunma ve Türk dış politikasına dair yorumları babası Sevan'a karşı argüman olarak gündeme getirildi.

"İTTİHATÇILIK BİR FİYASKO"

Bu yayınlar devam ederken Arsen bir anda kendini İttihat ve Terakki hayranları arasında buldu.

Bunun üzerine aşağıdaki sözleri gündem oldu:

"İttihatçılık ne oğlum? İttihatçılık ne? İttihatçılık yani bir fiyasko. İttihatçılık deyince benim aklıma üç şey geliyor. Bir, maceracılık; iki, katliamcılık; üç, darbecilik. Üçü de kötü şeyler bunların.

Yani adamlar Türkiye'yi Rusya ile savaşa soktular. Çok feci surette kaybettiler bu savaşı. Sonra dediler ki Orta Asya'ya gidelim, Turan kuralım. Ondan sonra hepsini İmparatorluk Rusya'sı öldürdü. Bu mu yani bizim şu anda öykünmemiz gereken şey? İttihatçılık dediğin şey iki kere darbe yapmış... İkisinde de anlamsız... Yaş ortalaması 37 mi ne ülkeyi yönetenlerin.

Ülkede kan kusturmadıkları kitle kalmamış. İttihatçıların; Ermeniler, Rumlar, ondan sonra Müslümanlar. Ya biz bu kafaya niye dönmek istedik ki? Gözünü seveyim. Yani günün sonunda korkunç bir fiyaskodur İttihat ve Terakki'nin ülkeyi içine soktuğu cendere. Osmanlı İmparatorluğu'nun en düşük günlerinde ülkeyi üzerlerine aldılar.

Don Kişotvari bir şekilde kahramancılık oynadılar. Ondan sonra kral çıplak oldukları ortaya çıktı.

Bu maceralarını besleyebilecek ne bir vizyonları vardı, ne bir ekipleri vardı, ne bir orduları vardı, ne finansmanları vardı. Adamlar savaşa girdiler.

Aradan 6 ay geçti. Bütün Doğu Anadolu çöktü. Bütün Karadeniz Rus donanmasına kaybedildi ve Rus Devrimi olmasaydı 1917'de İstanbul da muhtemelen Rusların eline düşecekti.

Yani ülkeyi bir iki yıl içerisinde bu noktaya getirmiş insanları biz niye isteyelim ki tekrar?

Türkiye artık öyle bir ülke değil ki. Türkiye artık Avrupa'nın hasta adamı değil ki. Dolayısıyla niye neo-İttihatçılık ve neo-Kemalizm arasındaki saçma sapan bir paradigmayı, bir dikotomiyi yaşatmaya çalışıyoruz ki?

Yani niçin 100 yıl önceden öykünerek hareket ediyoruz? 100 yıl sonrasını düşünerek yola çıkalım. Bir, emperyalizmse bunun adı emperyalizmdir. Emperyalizm kötü bir şey olmak zorunda değil. Amerikalılar kendi emperyalizmleri için süper derler, başkaları için çok kötü derler. Tamam. Çünkü onlar merkez, biz periferiyiz. Bunu unutmamamız gerekiyor. Öyküneceksek...

İstanbul İmparatorluğu'na öykünelim abi. Bir grup zibidi yani. İttihat ve Terakki dediğin ne ki? Üç beş tane kötü eğitimli Makedon adam.

Yani gözünü seveyim. Yani bizim geçmişimizde ne büyük insanlar var. Yani öyküneceksek Fatih Sultan Mehmed'fen ben daha fazla ders çıkartıyorum. En azından oyun kurucu adam. Yeni bir şey tasarlamaya çalışmış. Eğitimi merkezileştirmiş. Toprak sistemini merkezileştirmiş.

Bizans'ın yani Roma İmparatorluğu'nun, İstanbul İmparatorluğu'nun bir önceki sürümünün beceremediği şeyleri becermiş."

Bütün bu sözler sosyal medyadaki Neo-İttihatçıları şoka uğrattı. Arsen'in videolarını her seri şekilde paylaşan İttihatçı hesaplar, aynı paylaşımlara devam edecekler mi göreceğiz.

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.