Özetle
Kaydet
Köşe Yazıları 1 saat önce

İletişim bilimci Dr. Mustafa Öztürk'e göre iletişim, sadece sözel değil, aynı zamanda sözsüz unsurları da içeren, anlam üretme ve paylaşma sürecidir.

  • İletişimin özü, söylenenlerden çok anlaşılanlarda gizlidir.
  • Her davranış bir mesajdır ve sessizlik dahi bir mesajdır.
  • Beden dili, mimikler, jestler, duruş ve giyim gibi sözsüz iletişim unsurları, duyguların en dürüst ifadesidir.
  • İlk izlenim, birkaç saniye içinde oluşur ve iletişimde belirleyici rol oynar.
  • Etkili iletişim, söz, ses tonu ve beden dili arasındaki uyuma dayanır.
  • Anlamak, iletişimin en zor ama en değerli parçasıdır ve empati kabiliyeti gerektirir.
a- | +A

Dr. Mustafa Öztürk / İletişim bilimci-Akademisyen

Günlük hayatımızda farkında olmadan sayısız iletişim kurarız. Evden çıkarken takındığımız yüz ifadesi, bir toplantıya girerken duruşumuz, bir soru karşısındaki sessiz bir bakışımız… Bütün bunlar, kelimelerden bağımsız ama son derece güçlü mesajlar taşır. Bu noktada iletişimi yalnızca sözel bir süreç olarak ele almak, insan münasebetlerinin büyük bir bölümünü görmezden gelmek manasına gelir.

İnsan, dünyaya gözlerini açtığı ilk andan itibaren iletişim hâlindedir. Henüz kelimeleri bilmezken bile ağlayarak, bakarak, dokunarak bir şey anlatır. Bu sebeple iletişim, sonradan öğrenilen bir beceriden çok, insan varoluşunun temel bir parçasıdır. Ne var ki modern dünyada iletişim denildiğinde çoğu zaman yalnızca “konuşmak”, “anlatmak” ya da “bilgi aktarmak” anlaşılır. Oysa iletişimin özü, söylenenlerden çok anlaşılanlarda gizlidir.

Günlük hayatımızda farkında olmadan sayısız iletişim kurarız. Evden çıkarken takındığımız yüz ifadesi, bir toplantıya girerken duruşumuz, bir soru karşısındaki sessiz bir bakışımız… Bütün bunlar, kelimelerden bağımsız ama son derece güçlü mesajlar taşır. Bu noktada iletişimi yalnızca sözel bir süreç olarak ele almak, insan münasebetlerinin büyük bir bölümünü görmezden gelmek manasına gelir.

İletişim, fertler arası bir etkileşim olmanın ötesinde sosyal bir bağ kurma biçimidir. İnsanlar birbirlerini yalnızca söyledikleriyle değil, nasıl söyledikleri, hatta hiç söylemedikleriyle de değerlendirir. Bu sebeple iletişim, bilgi aktarımından ziyade anlam üretme ve paylaşma sürecidir.

HER DAVRANIŞ BİR MESAJDIR

İletişimin en çarpıcı özelliklerinden biri, insanın iletişim kurmamayı başaramamasıdır. Sessizlik dahi bir mesajdır. Bir soruya cevap vermemek, göz temasından kaçınmak ya da bedeni geri çekmek; hepsi karşı tarafa güçlü anlamlar iletir.

Sosyal hayatta kişi, istemese bile sürekli bir mesaj üretir. Bir ortamda omuzların düşüklüğü yorgunluğu, çaprazlanan kollar savunmayı, devamlı saate bakmak ilgisizliği ifade edebilir. Bu mesajlar çoğu zaman bilinçli olarak verilmez; fakat algılanır.

İnsanlar, karşılarındaki kişiyi değerlendirirken yalnızca ne söylediğine değil, bedeninin ne anlattığına da bakar. Hatta birçok durumda beden dili, sözlü mesajın önüne geçer. “İyiyim” diyen birinin yüzündeki gerginlik ya da sesindeki titreme, kelimelerin güvenilirliğini zayıflatır.

Bu sebeple iletişim, tek yönlü bir anlatım değil, çok katmanlı bir okuma sürecidir. İletişimi doğru kurmak kadar, doğru okumak da önemlidir.

SÖZSÜZ İLETİŞİM: BEDENİN KONUŞTUĞU DİL

İletişimin sessiz ama en etkili boyutlarından biri sözsüz iletişimdir. Beden dili, mimikler, jestler, duruş, bakış, mesafe, dokunma ve hatta giyim tarzı bu alanın parçalarıdır. İnsan, çoğu zaman farkında olmadan bedenini konuşturur.

Araştırmalar, insanlar arasındaki etkileşimlerin büyük bir bölümünün sözsüz yollarla gerçekleştiğini göstermektedir. Bu oran, iletişimin ne kadar büyük bir kısmının kelimelerin dışında şekillendiğini açıkça ortaya koyar. Bir tebessüm, uzun açıklamalardan daha güçlü bir etki meydana getirebilir. Aynı şekilde, tek bir sert bakış, söylenen bütün pozitif sözleri geçersiz kılabilir.

Beden dili, kültürel kodlarla da şekillenir. Aynı jest, farklı toplumlarda farklı anlamlar taşıyabilir. Bu yüzden beden dilini anlamak, yalnızca bireysel değil, toplumsal bir okuma becerisini de gerektirir.

Sözsüz iletişim, çoğu zaman duyguların en dürüst ifadesidir. İnsan kelimelerini seçebilir, cümlelerini kontrol edebilir; fakat beden, özellikle duygusal anlarda, gerçeği ele verir.

İLK İZLENİM: İLETİŞİMİN KIRILMA ANI

İletişimde en kritik anlardan biri, karşılaşmanın ilk saniyeleridir. İlk izlenim, çoğu zaman birkaç saniye içinde oluşur ve uzun süre kalıcılığını korur. Bir kişinin duruşu, bakışı, giyim tarzı ve ses tonu; hakkında hızlı ama güçlü bir kanaatin oluşmasına sebep olur.

“İlk izlenim bir kez oluşur” sözü, iletişim bilimi açısından tesadüf değildir. İnsan zihni, belirsizliği sevmez ve karşısındaki kişiyi hızla anlamlandırmak ister. Bu safhada beden dili, kelimelerden çok daha belirleyici olur.

İlk temas sırasında sergilenen tabii, dengeli ve tutarlı bir beden dili; güven ve samimiyet algısını güçlendirir. Aşırı resmiyet, kaçamak bakışlar ya da kapalı bir duruş ise mesafe oluşturur.

Bu sebeple etkili iletişim, daha ilk anda başlar. Söylenen ilk cümleden önce, beden çoktan konuşmaya başlamıştır.

İLETİŞİM BİLGİ DEĞİL, ANLAYIŞTIR

Günümüzde iletişim problemlerinin önemli bir kısmı, “duymak” ile “anlamak” arasındaki farkın göz ardı edilmesinden kaynaklanır. Bir konuşmayı dinlemek, iletişimin gerçekleştiği anlamına gelmez. Gerçek iletişim, karşı tarafın ne hissettiğini ne demek istediğini ve neye ihtiyaç duyduğunu fark edebilmekle mümkündür.

Sözler çoğu zaman aklı temsil eder; beden dili ise duyguları. İnsanlar söyledikleriyle düşüncelerini, bedenleriyle hissettiklerini anlatır. Bu ikisi arasındaki uyum, iletişimin sağlıklı olup olmadığını belirler.

Bir kişinin ses tonu, yüz ifadesi ve bakışı çok daha fazla bilgi taşır. Bu sebeple etkili iletişim, yalnızca konuşma becerisi değil, aynı zamanda güçlü bir empati kabiliyeti gerektirir.

Anlamak, iletişimin en zor ama en değerli parçasıdır. Çünkü anlamak, yargılamadan dinlemeyi gerektirir.

BEDEN DİLİ YALAN SÖYLEMEZ Mİ?

İnsan kelimelerini kontrol edebilir; fakat bedenini her zaman kontrol edemez. Özellikle yoğun duygular yaşandığında, beden istemsiz tepkiler verir. Yüz kaslarındaki mikro ifadeler, göz hareketleri, nefes alışverişi ve duruş; gerçek duyguların izlerini taşır.

Bu sebeple beden dili, iletişimde güvenilir bir gösterge olarak kabul edilir. Sözlerle ifade edilmeyen ya da bilinçli olarak gizlenmek istenen duygular, çoğu zaman bedende kendini ele verir.

Ancak beden dilini okumak, kesin yargılara varmak anlamına gelmez. Tek bir hareket üzerinden yorum yapmak bazen yanıltıcı olabilir. Sağlıklı bir iletişim okuması, bütüncül bir değerlendirme gerektirir.

Beden dilini doğru kullanmak ise yalnızca başkalarını etkilemek için değil, kendini doğru ifade edebilmek için de önemlidir. Tutarlı bir beden dili, kişinin sözlerine inandırıcılık kazandırır.

SES TONU: ANLAMIN GÖRÜNMEZ TAŞIYICISI

İletişimde ses tonu, çoğu zaman göz ardı edilen ama son derece etkili bir unsurdur. Aynı cümle, farklı tonlamalarla söylendiğinde tamamen farklı anlamlar kazanabilir. Sert, hızlı ve yüksek sesle söylenen bir ifade tehditkâr algılanabilirken; yumuşak ve sakin bir ton davetkâr bir etki yapabilir.

Sesin hızı, vurgusu ve ritmi; duygusal mesajın taşıyıcısıdır. Bu sebeple iletişimde “ne söylendiği” kadar, “nasıl söylendiği” de önemlidir.

Ses tonu, özellikle çatışma anlarında belirleyici bir rol oynar. Yanlış tonlama, küçük bir anlaşmazlığı büyük bir iletişim krizine dönüştürebilir.

ÜÇ TEMEL UNSUR: SÖZ, SES VE BEDEN

Etkili iletişim, üç temel unsurun uyumuna dayanır: Söz, mesajın içeriğini; ses tonu, duygusal boyutunu; beden dili ise davranışsal yönünü temsil eder.

Bu üç unsur arasında tutarlılık olduğunda iletişim güçlü ve inandırıcı olur. Ancak sözlerle beden dili çeliştiğinde, insanlar çoğunlukla bedene inanır. Çünkü beden, bilinçdışının izlerini taşır.

Bu uyum, yalnızca ferdî ilişkilerde değil; iş hayatında, eğitimde ve sosyal etkileşimlerde de belirleyicidir.

SESSİZ DİLİ ÖĞRENMEK

Beden dilini anlamak, insan ilişkilerinde derinlik kazandırır. Bu dili doğru okuyabilen kişi, karşısındakinin ihtiyaçlarını daha iyi fark eder, empati kurar ve daha sağlıklı ilişkiler geliştirir. Çünkü beden dili, çoğu zaman söylenemeyenlerin, bastırılan duyguların ve ifade edilemeyen düşüncelerin dışavurumudur. Sözcüklerin yetersiz kaldığı noktada beden devreye girer ve gerçeği açığa çıkarır.

İletişim, yalnızca konuşmak değil; bağ kurmaktır. Bu bağ, kelimelerden önce kurulur ve çoğu zaman kelimelerden bağımsızdır. Karşımızdaki kişinin gözlerine bakabilmek, onu gerçekten dinlediğimizi hissettirebilmek, aynı duygusal frekansta buluşabilmek; iletişimin en güçlü anlarıdır. Kalpten kalbe uzanan bu bağ, samimiyetle başlar ve anlayışla güçlenir.

Beden dilini doğru kullanmak, karşı tarafa “seni önemsiyorum” mesajı verir. Açık bir duruş, dengeli bir göz teması ve doğal bir ifade; güven duygusunu pekiştirir. Bu güven, iletişimin sürdürülebilir olmasını sağlar. İnsanlar kendilerini güvende hissettikleri ilişkilerde daha açık, daha dürüst ve daha paylaşımcı olurlar.

BEDEN DİLİ GÖNLÜN TERCÜMANIDIR

Unutmamak gerekir ki sözler aklın, beden dili ise gönlün tercümanıdır. İnsan ne söylerse söylesin, beden çoğu zaman ne hissettiğini ele verir. Bu nedenle iletişimde asıl mesele, söylenenleri ezberlemek değil; hissedilenleri fark edebilmektir.

İletişim, toplumsal yaşamın temelidir. İnsan, iletişim içinde var olur, kendini ifade eder ve anlam kazanır. Beden dili ise bu sürecin sessiz ama en güçlü aracıdır. Onu doğru kullanabilmek, yalnızca bireysel ilişkilerde değil; toplumsal uyumda da belirleyici bir rol oynar.

Onu doğru kullanan ve doğru okuyabilen fert, yalnızca anlatan değil; aynı zamanda anlaşılan olur. Çünkü anlaşılmak, insanın en temel ihtiyaçlarından biridir. Gerçek iletişim ise kelimelerle değil; samimiyetle başlar.


Geniş Açı - Fikir ve tartışmada son yazılar...