Kaydet
|

Av. Ramazan Erem

21’inci yüzyılda ilan edilen Bangalor Yargı Etiği ilkeleri ile Mecelle’ye 1876 yılında dâhil edilen kaideler karşılaştırıldığında Osmanlı hukuk sisteminde belirgin bir şekilde formüle edilen yargı etiği kurallarının günümüz beşerî hukuk sistemlerine ancak iki asır sonra dâhil edilebildiği görülür.

Devlet denilen siyasi yapılar, yasama, yürütme ve yargının fonksiyonlarıyla kamu yönetimi ve toplum düzenini sağlarken, devlet organları dâhil fertlerden içtimai hayatlarında hukuk kurallara uygun davranmalarını ister. Hukuk kurallarına uymamak bireysel hak ve özgürlükleri ihlal ettiği gibi kamu düzeninin de bozulmasına sebep olur. Bu davranışlar bağımsız yargı eliyle hukuki yaptırıma muhatap edilirler.

Hukuk devleti kriteri içerisinde mahkemelerin bağımsızlığı kavramı oldukça önemli bir kavramdır. Anayasanın 138’inci maddesinde “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdır” denilerek mahkemelerin bağımsızlığı ilkesi Anayasa ile güvence altına alınmıştır.

Yargılama faaliyetini yürüten hâkimlerin mevcut kanunlara, uluslararası sözleşmelere vakıf, liyakatli ve etik değerleri haiz ve bu değerleri koruyan yetkin kişilerden oluşması mesleğin olmazsa olmazlarındandır. Yargı gücünü kullananlarda liyakatin ve etik değerlerin var olduğu ve sarsılmaz bir şekilde muhafaza edildiğinin toplumca benimsenmiş olması, yargıya güvenin tesisi açısından son derece mühimdir. Bu sebeple her hukuk sisteminde yargılama faaliyetinde görev alacak meslek erbabında mesleki bilgi yeterliliğinin ötesinde, ahlaki değer yargılarına sarsılmaz şekilde bağlılık duygusunun da var olduğu kabul edilir.

ŞER’İ HUKUK KAİDELERİNE GÖRE HÂKİM OLABİLMENİN ŞARTLARI

Başta Peygamber Efendimizin devri olmak üzere, “Hulefa-i raşidin” diye anılan dört büyük halife döneminde de hâkim tayin edilirken liyakat birinci öncelik olmuş, hukuk bilgisi ve ahlaki yeterlilikleri nazar-ı dikkate alınarak, kadılık vazifesine gerçekten layık olduğuna kani olunan liyakatli kişiler göreve tayin edilerek, objektif kriterlerin dışında torpil veya referans gibi sübjektif değerlendirmelerden uzak durulmuştur.

Şeri hukuk sistemlerinde kadı olarak da tanımlanan hâkimde, öncelikle uygulayacağı hukuku en ince ayrıntısına kadar biliyor olması, yani “ilmî yeterlilik” şartı aranır ise de bu tek başına yeterli sayılmaz. “Karakter bütünlüğü” denilen ahlaki değer yargılarına da sahip olması beklenir. Hatta hâkimin tayininde karakter bütünlüğü kavramı, bilgi yığınından daha önemli bir kriter teşkil eder. Türk-İslam medeniyetinin inşasında bir devre damgasını vuran Büyük Selçuklu Devleti’nin yetiştirdiği devlet adamı Nizâmülmülk “Siyâsetnâme”sinde kadıların devletin adaleti ve güvenliği için çok dikkatli seçilmesi gerektiğini belirterek, kadılarda olması gereken ilmi ve ahlaki değerleri şöyle açıklamaktadır:

  • Dinî ve hukuki konularda derin bilgiye sahip âlimlerden seçilmelidirler.
  • Dünyaya ve paraya aşırı değer vermeyen, Allah korkusu taşıyan kişiler olmalıdırlar.
  • Halkın malına göz dikmeyen, namuslu, kin gütmeyen ve merhametli kimseler olmalıdır.
  • Zulme karşı duran, haklıyı ve haksızı ayırt edebilen adil karakterde olmalıdırlar.

Nizâmülmülk, “Bu nitelikleri taşımayan bir kişi eğer kadı olarak tayin edilmiş ise, fark edildiği anda derhal vazifeden alınmalıdır” diyerek, aksi hâlde liyakatsiz yönetici ve kadıların devleti çöküntüye götüreceğini belirtilerek, karakter bütünlüğünün olmazsa olmaz bir değer yargısı olduğuna işaret etmiştir.

Mecelle’den ‘Bangalor’a Türk yargı etiği ilkeleri
Başlık ResmiMecelle’den ‘Bangalor’a Türk yargı etiği ilkeleri

FIKIH KİTAPLARINDA HÂKİMİN NİTELİKLERİ

Fıkıh kitaplarında; “Hâkim güçlü olmalı; ancak sert ve kaba olmamalı. Heybetli olmalı, zalimi korkutmalı ama despot ve dayatmacı olmamalı. Yine hâkim yumuşak olmalı; ancak zaaf sergilememeli. Uyguladığı hukukun usul ve kaidelerine vâkıf, itimat edilen birisi olmalıdır. Asık suratlı, katı kalpli, haksızlık yapan ve hatasında ısrar eden (inatçı) olmamalı” denilerek ideal hâkim tanımı yapılırken, itidal çizgisinin esas alındığı görülür. Osmanlı hukuk siteminde de Selçuklularda olduğu gibi kadının vasıfları ve yargılama etiği prensiplerine çok önem verilmiş ve bu kurallar yazılı hâle getirilmiştir.

MECELLE’DE HÂKİMİN VASIFLARI

Ahmet Cevdet Paşa başkanlığında bir ilim heyeti tarafından hazırlanan “Mecelle” eserinin “Kitabü’l-Kaza” bölümünde hâkimin nitelikleri ile “hâkimin adabı” ilkelerinin düzenlendiği görülür. Yargı etiğinden maksat, kadı veya hâkimin mahkeme esnasında veya özel hayatında tarafsızlığına gölge düşürecek, hâkimlik mesleği ile bağdaşmayan davranışlardan kaçınarak, toplumun benimsediği etik kurallara uygun davranmasıdır.

Mecellenin 1792’nci maddesinde “Hâkim; hakîm (ilim ehli), fehîm (akıllı), müstakîm (doğru), emîn (her konuda güvenilir) mekîn (vakarlı, ağır başlı) ve metîn (dayanıklı) karakterde olmalıdır” denilerek hâkimin vasıfları kanun metni hâline getirilmiştir.

Madde 1796 ile “Hâkim iki taraftan hiç birisinin hediyesini kabul etmez” ile 1797 maddesinde yer alan; “Hâkim iki taraftan hiçbirinin ziyafetine [yemeğine] gitmez" düzenlemeleriyle de hâkimin davanın tarafları ile sosyal iletişimlerden kaçınması gerektiği düzenlenmiştir.

Madde 1798’de ise “Her iki tarafa adil davranmak hâkimin görevidir” denilerek yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığına vurgu yapılmış, hâkimin, davanın tarafları kim olursa olsun herkese adil davranması gerektiği kanun ile güvence altına alınmıştır.

Mecelle’nin yargılama etiğini düzenleyen bu kaideleriyle, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığını korumak ile halkın yargıya olan güveninin zedelenmemesinin amaçlandığı söylenebilir

YARGI BAĞIMSIZLIĞI KEYFÎ DAVRANMA HAKKI VERMEZ

Mutlak monarşilerde kuvvetler birliği prensibi vardır. Yasama, yürütme ve yargıya ait tüm güçlerin aslında sultan, padişahta veya imparator gibi isimlerle anılan devlet başkanında toplanmıştır. Buna rağmen şer’i hukuk sistemi olduğundan devlet başkanları, yargının bağımsız ve tarafsızlığına gölge düşürecek hâl ve hareketlerden daima kaçınmışlardır. Bu özelliği sebebiyle Osmanlı devlet teşkilatı klasik monarşilerden müspet manada ayrışan örnek bir hukuk modeli olmuştur.

Birleşmiş Milletler Yargı Grubu teşkilatının 2001 yılının şubat ayında Hindistan’ın Bangalor şehrinde yaptığı toplantı neticesinde bir taslak hazırlamıştır. Adını Bangalor şehrinden alan taslak, birçok ülkenin yüksek mahkeme başkanlarının 2002’de katıldıkları Lahey’deki toplantıda revize edilmiş, daha sonra Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu’nun 23 Nisan 2003 tarihli oturumunda görüşülerek “Bangalor Yargı Etiği İlkeleri” adıyla ilan edilmiştir.

Yargıda etik davranış standartları oluşturmak adına kabul edilen Bangalor Yargı Etiği İlkelerine bakıldığında 6 değer üzerinde durulmuştur:

  • Birinci değer olarak yargının bağımsızlığı,
  • İkinci değer olarak; yargının tarafsızlığı,
  • Üçüncü değer olarak doğruluk ve tutarlılığı,
  • Dördüncü değer olarak dürüstlüğü,
  • Beşinci değer olarak mahkeme önünde herkese eşit muamelede bulunma, eşit davranma yükümlülüğü,
  • Altıncı değer olarak; ehliyet, liyakat ve özenli davranmanın vazgeçilmez değerler olduğu açıklanmıştır.

21’inci yüzyılda ilan edilen Bangalor Yargı Etiği ilkeleri ile Mecelle’ye 1876 yılında (1792-1799 maddeleri arasında) dâhil edilen kaideler karşılaştırıldığında Osmanlı hukuk sisteminde belirgin bir şekilde formüle edilen yargı etiği kurallarının günümüz beşerî hukuk sistemlerine ancak iki asır sonra dâhil edilebildiği söylenebilir.

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 27.06.2006 tarih ve 315 sayılı kararı, savcılar için etik ilkeleri belirleyen Budapeşte İlkeleri ise 10.10.2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile Bangalor Yargı Etiği ilkeleri ülkemiz tarafından da benimsenmiştir. Daha sonra, “Türkiye’de Yargı Etiğinin Güçlendirilmesi Projesi” adı altında başlanan çalışmalar neticesinde, hâkimlerin ve savcıların mesleki ve özel hayatlarındaki etik sorumluluklarını belirleyen ve bağlayıcı nitelikte olduğu ilan edilen “Türk Yargı Etiği Bildirgesi” HSK’nın 2019’da Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Osmanlı hukuk sistemine Mecelle’nin 1792 maddesiyle 19’uncu yüzyıl itibarıyla giren hâkimlerin; “hakîm, fehîm, müstakîm, emîn, mekîn ve metîn kişiler olduğu” tanımı ancak iki asır sonra Bangalor Yargı Etiği İlkelerinin kabulü neticesinde ilan edilen Türk Yargı Etiği Bildirgesine referans olabilmiştir.

14 Mart 2019 tarihinde yayımlanan “Türk Yargı Etiği Bildirgesi”ne göre:

  1. Hâkim ve savcılar insan onuruna saygılıdır, insan haklarını korur ve herkese eşit davranırlar,
  2. Hâkim ve savcılar bağımsızdırlar
  3. Hâkimler ve savcılar tarafsızdırlar
  4. Hâkimler ve savcılar dürüst ve tutarlıdırlar
  5. Hâkimler ve savcılar yargıya olan güveni temsil ederler
  6. Hâkimler ve savcılar mahremiyeti gözetirler
  7. Hâkimler ve savcılar mesleğe yaraşır şekilde davranırlar;
  8. Hâkimler ve savcılar yetkindir ve mesleklerinde özenli davranırlar.

HSK’nın 15 Ekim 2025 tarih ve 2025/1269 sayılı kararı neticesinde hazırlanan “Türk Yargı Etiği Bildirgesi Rehberi” ile de “Türk Yargı Etiği Bildirgesinin” toplumun adalete olan güveninin pekiştirilmesine hizmet edeceği vurgulanarak; Bildirge ile Rehberin “hâkim ve savcılarının takip edecekleri etik ilkeleri belirleyen bağlayıcı birer belge olduğu, ilan edilen bu ilkelerin ruhuna uygun davranacakları, Türk Yargı Etiği Bildirgesinin, hâkimler ve savcıların, adına karar verdikleri Yüce Türk Milletine ve O’nun her bir ferdine verilmiş birer sözü olduğu” deklare edilmiştir.

Hukuk Tarihi süreçlerine bakıldığında, yargılama ilke ve esasları gibi etik kavramların aslında beslendikleri referans kaynağına göre anlam kazandıkları söylenebilir.

Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig’in de dediği gibi;

Ey hâkim devlet adamı, kötü teamül koyma;

Kötü kanunlarla dünyaya hüküm edilmez (beyit: 1459).

Zulüm yanar ateştir, yaklaşanı yakar;

Kanun (ADALET) sudur, akarsa nimet yetişir. (beyit: 2032)

…..

Prof. Dr. Mustafa AVCI;https://dergipark.org.tr/ “Mecelle’ye Göre Hâkimin Nitelikleri ve Yargılama Etiği”

https://www.hsk.gov.tr/yargi-etigi

Geniş Açı - Fikir ve tartışmada son yazılar...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.