Yetişkinler, günde ortalama on beş kez gülümsüyormuş. Bir çocuk ise günde 400 defa. Düşünsenize neler gitmiş hayatımızdan…
Mizahı önce kendimi güldürmek için yapıyorum… Ve buyurun küçücük de olsa tebessümü birlikte paylaşalım istiyorum;
Sevgili misafirler, annem dolapların üzerini de sildirdi; lütfen gelince oraya da iyice, etraflıca, enikonu bir bakın.
Belli bir raddeye gelince ‘tık’ diye kapanmayı nasıl kettle’a kaptırdık ya!..
Güneş herkesin üstüne eşit doğar; fakat gül başka, leş başka kokar!
Tuttuğum her şeyin elimde kalması, beni ‘tuttuğunu koparan’ biri yapar mı?
Huyuma gidilmezse huysuzum diyenler, gelin bi sarılalım…
Evdeki tartının pili zayıflamış. Tartının pili bile zayıflamış anlatabiliyor muyum?.. Fırkh…
Doğru yolda olsan bile, öylece oturup durursan ezilirsin.
Arkamdan çevirdiğiniz dolaplardan bana da bir kombin seçer misiniz cınııım…
Çamurdan pasta yapıp sonra o ellerle salçalı ekmek yiyip pasta demir yalayan bizlerin ıttırı vıttırı şeylere alerjisi olan çocuklar, size de selam olsun…
Bazı insanları sarımsaklasak da mı saklasak yoksa bir tane çaksak da mı rahatlasak?
Hayallerinizi küçümseyen birine; “Sen daha iyisini yap görelim dingil!!” deyin. (Kişisel gelişim kitabım sayfa 32.)
Daha iyisini yapmışsa da; “Bana mı yaptın la muşmula!” deyin yürüyün.
Ağzını kapalı tutan balık oltaya takılmaz, hatırlayalım bunu…
Kadın ısrarla soruyor; “Bütün problemleri çözen bi doğal taş var mı?” Var tatlım, var gülüm; mezar taşı…
Şaka kaldırabilirim ama şaka kılığına girmiş saygısızlığı kaldıramam; arada fark var…
Sevmek, sıra dışı ve kahramanca şeyler yapmak değil; sıradan şeyleri hassasiyetle yapmaktır.
Sıradaki teşekkürüm, beni uğraştırmadan gerçek yüzlerini gösterip hayatımda uğurladığım “Habeş maymunlarına” gelsin…
At idrarındaki saman çöpüne konan sinek; idrarı derya, samanı gemi, kendini kaptan-ı derya zannedermiş!..
"Taç ve taht" geçicidir. Hiç gönüllere girdin mi?..
Ninem diyor ki; Pintiden alma maya, ya taş olur ya kaya!..

