Sözün bittiği yerdeyiz. Fransa, İtalya ve Belçika kayıplarıyla başlayan kabus, Bologna'da hüsrana dönüştü. Dört maçta sıfırı tükettik ve ligin dibine demir attık. Dahası Dünya Kupası'ndan son 7 maçta sadece 1 defa kazanabildik. Bu hüsranın izahı olabilir mi, hayır!
Koro halinde; "Güle güle Vincenzo Montella! A Grubu'nun ağırlığını kaldıramadın. 2Burası tecrübe yeri' diyerek yenilgiyi en başta kabullendin İtalya'ya kadar yolun var!" haykırdığınızı biliyorum.
Hakkınız var; hayal kırıklığına uğramış bir millet ne dese hakkıdır. Ancak; aklı selim olmak gerekir.
Yıldızların yarısı kayıp
Renato Dall'Ara Stadı'na A Ligi’nde kalma umutlarımızı korumak için çıkmıştık. Hücum aklımız, dinamizmimiz ve oyun liderimiz olan Arda Güler, Barış Alper Yılmaz, Kenan Yıldız, Hakan Çalhanoğlu ve Orkun Kökçü'nün olmadığı bir maçta Montella ağzıyla kuş tutsa, en gelişmiş stratejiyi uygulasa ne yazar?
"Zor! Biz, büyüklerle dans edecek seviyede değiliz" dediğinizi duyar gibiyim.
İtalyan teknik adamın kompakt, savunma güvenliğini ön planda tutan ve hızlı hücumlara dayalı oyunu heyecan verse de oyunun hakimi A Millî Takımımız gözükse de hepsi sadece kağıt üzerinde kaldı; skor tabelası başımızı öne eğdiriyor ve "Şimdi gerçeklerle yüzleşme zamanı" diyor.
Fiyaskonun baş sorumlusu
Bursa'daki 4-1'lik hezimette düştüğümüz en büyük hata; basit hatalardan yenilen goller, dönen topları toplayamamak ve hücumda çoğalamamaktı; Bologna'da aynı hatayı tekrarladık, İtalya'nın savunma duvarını aşamadık!
İnatçı ve ezberci tercihler, santrforsuz oyun ısrarı, duran top zaafı... Ceza sahası içi konsantrasyon eksikliği, Bologna’daki kabusumuz oldu.
İşte "Kör nokta" dediğimiz bu anda Montella'yı rahatlatacak, çıkış yolunu gösterecek bir furbol aklı lazım.
Altı puan da yetmez!
Kasım ayında Belçika ve Fransa’yı yenerek 6 puana ulaşmamız mümkün mü mümkün ama bu neyi değiştirecek? İpler tamamen başkalarının elinde ve grupta sonuncu olan takım doğrudan B Ligi’ne düşüyor.
Şu anda grup 3'üncülüğü hedefi ise hayal ötesi.
Hiç şüphesiz fiyaskonun baş sorumlusu ve faturayı ödemesi gereken Vincenzo Montella'nın A Ligi'nde yenilgiyi en başta kabul eden pısırıp felsefesi ki; bizim bu vizyonla A Ligi'nde kalmamız imkansız.
Bize Denizli lazım
Bize ne lazım? Grubu tecrübe yeri olarak gören değil, ''Bu ülkede her zaman devleri dize getirecek on bir vardır'' diye büyük düşünen Mustafa Denizli gibi biri lazım!
Diyeceksiniz ki "Bu saatten sonra hâlâ Denizli mi?"
Elbette; hayır!
Bize Denizli'nin cesur yüreği, vizyonu, ülke insanına olan inancı ve Türkiye'nin sadece 85 milyondan ibaret olmadığını, 150 milyonu aşkın nüfus coğrafyasına birlikte şartlar ne olursa olsun "Mazeret üretmeden başarıya odaklanan" büyük düşünen bir futbol aklı lazım!

